Politika

ABD Raporları Açıklandı: Türkiye-Bulgaristan 1939'da Savaşın Eşiğine Nasıl Geldi?

ABD arşivleri, 1930'da "kan kardeşi" olan Türkiye ve Bulgaristan'ın, mezarlık krizi ve Balkan Paktı anlaşmazlığı yüzünden 1939'da 200 bin askerle nasıl savaşın eşiğine geldiğini ortaya koydu.

Atatürk "Kan Kardeşi" Demişti, 9 Yıl Sonra Sınırda 200 Bin Asker !

Yeni açıklanan ABD Dışişleri Bakanlığı'na ait gizli yazışmalar, 1930'lu yıllarda Türk-Bulgar ilişkilerinde yaşanan dramatik U dönüşünü gözler önüne serdi. Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa'nın "kan kardeşiyiz" ilanıyla başlayan dostluk , 1939'a gelindiğinde Trakya sınırında 200 bin askerin karşı karşıya geldiği bir askeri krize dönüştü.

Amerika'nın Sofya ve İstanbul'daki diplomatlarının Washington'a gönderdiği 1930-1939 yıllarını kapsayan raporlar, iki komşu ülke arasındaki gerilimin adım adım nasıl tırmandığını ortaya koyuyor.

"Türkler ve Bulgarlar Aynı Köktendir"

Raporlara göre 1930 yılı, iki ülke arasında eşine az rastlanır bir dostluk havasıyla başladı. Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal (Atatürk), Bulgaristan'a giden Türk gazetecilere verdiği demeçte, Türklerin ve Bulgarların "Orta Asya kökenli" ve "aynı kökene sahip" "kan kardeşleri" olduğunu ilan etti. Bu demeç Bulgaristan'da büyük alkışla karşılandı.

Bu olumlu havayı pekiştirmek için Türkiye Dışişleri Bakanı Tevfik Rüşdü Bey, Sofya'yı ziyaret ederek Bulgaristan ile Yunanistan arasındaki sorunların çözümü için arabuluculuk rolü bile üstlendi.

İlişkileri Koparan "Razgrad Olayı"

Bu "bahar havası", 1933 yılında yaşanan bir krizle sarsıldı. ABD'li diplomatların raporlarına göre, Bulgaristan'ın Razgrad kentindeki bir Türk mezarlığı, yerel bir Bulgar grup tarafından tahrip edildi. Mezar taşlarının kırıldığı ve bekçi kulübesinin ateşe verildiği olay, Türkiye'de büyük bir öfkeye yol açtı. İstanbul'daki Bulgar Elçiliği önünde protestolar düzenlendi ve Edirne'deki Bulgar Konsolosluğu'nun camları kırıldı.

Balkan Paktı ve "Kayıp Topraklar"

Diplomatik yazışmalara göre, on yıl boyunca süren asıl gerilimin nedeni siyasetti. Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya ile birlikte, bölgedeki mevcut sınırları korumayı (statüko) amaçlayan "Balkan Paktı"nı kurdu.

Türkiye, Bulgaristan'ın da bu pakta katılmasını istiyordu. Ancak Bulgaristan, I. Dünya Savaşı'nda kaybettiği toprakları geri alma ("revizyonist") peşindeydi. Özellikle Romanya'dan Dobruca'yı, Yunanistan'dan ise Ege Denizi'ne bir çıkış istiyorlardı. Bu nedenle mevcut sınırları onaylamak anlamına gelen paktı imzalamayı reddettiler.

Trakya Sınırında 200 Bin Asker

Reddetme kararı, ilişkileri askeri bir gerilime sürükledi. 1935'te Bulgaristan, Türkiye'yi Milletler Cemiyeti'ne şikayet ederek Trakya sınırına "altı tümen" yığmakla suçladı.

Ancak asıl kriz, II. Dünya Savaşı'nın hemen öncesinde, 1939 yazında patlak verdi. Bulgaristan Başbakanı Kiosseivanoff, ABD'li diplomata verdiği gizli bilgide, Türkiye'nin Bulgar sınırına 10 tümen yığdığını ve bunun "savaş gücünde" 200.000 asker anlamına geldiğini söyledi.

Bulgaristan'ın Büyük Korkusu"

Türk hükümeti, bu askeri yığınağın Mihver devletlerinin (Almanya ve İtalya) Bulgaristan üzerinden Çanakkale Boğazı'na saldırma ihtimaline karşı "ihtiyati bir tedbir" olduğunu savundu.

Ancak Bulgar Başbakanı bu açıklamaya inanmadı. ABD'li diplomata, asıl hedefin Bulgaristan olduğunu , Türkiye'nin bu askeri gücü Bulgaristan'ı İngilizlerin "Barış Cephesi"ne katılmaya zorlamak veya "Derviş tepesi" gibi stratejik bir noktayı ele geçirmek için kullandığından korktuğunu belirtti.

Bulgar Başbakanı, Türkiye'nin bu tutumunun "İngiliz garantisinden hemen sonra" başladığını belirterek, yaşanan gerilimden dolaylı olarak Büyük Britanya'yı sorumlu tuttu.