Acımıza Bir Çatı, Yüreğimize Bir Sığınak Lazım

Hayat bu… Bir telefon çalıyor ve o an, zaman duruyor. Az önce yanı başımızda olan, sesini duyduğumuz, anılar biriktirdiğimiz canımız, bir anda "merhum" ya da "merhume" oluveriyor. Geriye kalan ise tarifi imkânsız, boğazımıza düğümlenen o tarifsiz acı.

İşte o an, insan yalnız kalmak istemiyor. Omuz omuza durmak, acıyı bölüşmek, sessizce de olsa "yanındayım" diyen bir dost gözü arıyor. Evimizin kapısını, gönlümüzün kapısını sonuna kadar açıyoruz. Ama o acının ve kalabalığın ortasında, bir de evin dar duvarları arasında sıkışıp kalıyoruz. Gözleri yaşlı bir anne, ayakta durmaya mecali kalmamış bir baba, bir yandan acısını yaşarken bir yandan da gelen yüzlerce insana bir bardak su, bir sandalye yetiştirmenin telaşına düşüyor. Acının üstüne bir de bu yorgunluk ekleniyor.

Sonra o çadırlar kuruluyor kapı önüne. Güzel şehrim Osmaniye’nin o güzelim insanları, acılı komşusunu yalnız bırakmıyor, biliyorum. Ama o çadırın altındaki yorgun kalpleri de görüyorum. Yazın asfalttan vuran sıcakla kavrulan, kışın iliklere işleyen soğukla titreyen bedenleri… Rüzgârda savrulan bir brandanın, yağmurda ıslanan bir sandalyenin, acıya ne kadar saygısız durduğunu hepimiz içten içe biliyoruz. O anlar, yasımızı daha da ağırlaştırmıyor mu?

Bizler ki acıda birleşen, düğünde birleşen, iyi günde kötü günde birbirine siper olan bir toplumuz. Peki, en zor günümüzde, en savunmasız anımızda birbirimize sunacağımız sıcak bir çatı, yaslanacağımız bir duvar neden olmasın?

Çoğu şehir bu ayıbı çoktan geride bıraktı. İnsanına "Acın benim de acımdır, buyur şu sıcak çorbayı iç de kendine gel, yasını evinin telaşı olmadan tut" demenin bir yolunu buldu. Bizim şehrimiz, bizim insanımız bunu hak etmiyor mu?

Bu bir lüks değil, bir bina talebi hiç değil. Bu, insana saygının, yasa hürmetin, dayanışma ruhumuzun bir tezahürüdür. İçinde bir fincan sıcak çayın hatırına acıların hafiflediği, anıların yâd edildiği, omuzlardaki yükün paylaşıldığı bir vefa mekanıdır isteğimiz.

Şehrimin vicdanlı yöneticilerine, kalbi hemşehrileri için atan herkese sesleniyorum: Gelin, bu şehre en çok yakışacak o eseri, o sıcak yuvayı birlikte kazandıralım. Gelin, acımıza bir çatı, yorgun yüreklerimize bir sığınak olalım.