Osmaniye’de ata sporu ve binicilik yeniden ilgi görüyor. MHP Osmaniye Eski İl Başkanı Ecz. Murat Kanlı, hem gençlere örnek oluyor hem de at sevgisinin yayılması için öncülük ediyor.
At binmenin sadece fiziksel değil, ruhsal bir terapi olduğunu vurgulayan Eczacı Murat Kanlı, Osmaniye’de her hafta sonu arkadaşlarıyla birlikte ata biniyor ve geleneksel Türk okçuluğu pratiği yapıyor. Kanlı, atların son derece duygusal hayvanlar olduğunu belirterek, “Stres atmak isteyen ata binsin” diyor.

“At, Türk’ün Kanadıdır”
Konuya dair gazetemize açıklamalarda bulunan Murat Kanlı, atın Türk kültüründeki yerini şu sözlerle vurguladı:
“At, Türk’ün kanadıdır. Eğer atın üstündeki Türk değilse yüktür. At, tarih boyunca Türk milletinin savaşlarda, göçlerde ve günlük yaşamda en önemli yol arkadaşı olmuştur. Biz de bu kadim kültürü yaşatmak için çaba gösteriyoruz.”
Duygusal ve Hassas Hayvanlar: Atlar
Murat Kanlı, atlarla kurulan bağın önemine de değinerek şunları söyledi:
“Atlar duygusal hayvanlardır. Onlarla bağ kurabilirsiniz. Bir ata binmeden önce onu tomar ederek, severek, havuç ikram ederek yaklaşmak gerekir. At, sizin duygularınızı hisseder. Eğer siz bir dereden geçerken korkarsanız, at da sizinle birlikte endişeye kapılır. Bu yüzden atla güven temelli bir ilişki kurulmalıdır. Özellikle dörtnala giderken rüzgarın yüzünüze çarpması, nal sesleriyle birleşince, tarif edilemez bir huzur verir.”

Osmaniye’de Binicilik ve Okçuluğa Yoğun İlgi
Son dönemde Osmaniye’de at biniciliğine ve geleneksel Türk okçuluğuna ilgi artmış durumda. Kentte faaliyet gösteren Korkut Ata, Kalemli ve Bolat At Çiftlikleri, profesyonel hizmet vererek hem çocuklara hem yetişkinlere binicilik eğitimi sunuyor.
Murat Kanlı bu konuda da çağrıda bulunarak şunları söyledi:
“Ata binmek isteyen, safari yapmak ya da geleneksel Türk okçuluğuna merak salan herkesi aramıza bekliyoruz. Hem fiziksel aktivite, hem ruhsal arınma, hem de kültürel miras açısından bu etkinliklerin çok önemli olduğuna inanıyoruz.”
Türk Kültüründe Atın Yeri: Bir Savaşçıdan Fazlası
Tarihte Hunlar’dan Uygurlara, Selçuklulardan Osmanlı’ya kadar Türklerin atla olan ilişkisi sadece ulaşım ya da savaş aracıyla sınırlı kalmadı. At, bir yaşam biçiminin parçasıydı. Türkler, ata binmeyi çocuk yaşta öğreniyor; yemeklerini, sohbetlerini, hatta uykularını dahi at üzerinde yapabiliyordu.
Eski Türk inancına göre, atlar kutsal varlıklardı. Denizden, dağdan ya da gökten geldiğine inanılan atlar; mitolojik anlatılarda kahramanlarla birlikte anıldı. Köroğlu’nun Kır Atı, Battal Gazi’nin Aşkârı, Manas’ın Akkulası gibi örnekler, atların sadece binek değil, destan kahramanı olduğunu da ortaya koyuyor.
İslam’da da Atın Yeri Ayrı
At sevgisi sadece Türk kültürüyle sınırlı değil. İslam kaynaklarında da atın önemi sıkça vurgulanıyor. Hz. Peygamber’in, “Atın alnına kıyamet gününe kadar hayır bağlanmıştır” hadis-i şerifi, bu hayvanların ne denli kutsal ve değerli olduğuna işaret ediyor.
Biniciliğe Dönüş: Gelenekle Moderni Buluşturmak
Osmaniye’de Murat Kanlı ve arkadaşları tarafından sürdürülen bu kültürel canlandırma çabaları, modern yaşamın koşuşturması içinde geleneksel bir nefes alanı yaratıyor. Binicilik, okçuluk ve safariler aracılığıyla gençlere hem tarih bilinci hem de doğa sevgisi kazandırılıyor.
Murat Kanlı sözlerini şöyle tamamladı:
“At binmek, özgürlük demektir. Rüzgarla yarışmak, doğayla bütünleşmek ve tarihin izlerini sürmektir. Bugün buna her zamankinden daha çok ihtiyacımız var.”



