Dün biri dostum dedi ki; “Sen çok taraflısın.”
O cümle, kurşun gibi saplandı kalemime.
Sonra içimden gülümsedim.
Çünkü haklıydı.
Çok taraflı olmak neydi bilmem ama taraflı olmayı bilirim. Evet O da benim.
Evet, tarafım.
Bir işçinin yorgun ellerinden tarafım.
Bir öğrencinin umudundan, bir annenin boş buzdolabına bakarken tuttuğu gözyaşından tarafım.
Kavurucu sıcakta asfalt yutan ameleden, minibüste ayakta kalmış yaşlı kadından, "bu ay kirayı nasıl ödeyeceğim" diye kara kara düşünen emekliden tarafım.
Ve kusura bakmayın ama mağdur olandan yana tarafım.
Tarafsız gazetecilik mi?
Varsa getirin, ellerinden öpeyim.
Ama şu ülkenin en tepesinden en sade memuruna kadar herkesin bir yana meyilli olduğu yerde, ben neden gölge gibi davranayım?
Din adamı bile vaaz kürsüsünde bir yana selam çakarken, dönemin emniyet müdürünün odası bir partinin tabelası gibi düzenlenmişken, x ilçesinde bir kaymakamın saati bile sarayla senkron çalışırken, ben “tarafsızım” diye mi gezeceğim?
Hayır, Mustafa’nın kalemi öyle titremez.
Sırf iktidar partisi il yönetiminde diye her şeyi yapabileceğini sanan, rant devşiren, istediği yere eşini dostunu atayabilen, Olmayan kadrolara koltuk koyup yine eşini dostunu ""müdür" sıfatıyla oturtanlardan yana mı olmalıyım?
Evet ben tarafım.
Taraf olmaya da devam edeceğim.
Çünkü ben gazeteciyim.
Ama öyle holding maaşlı, plazalı, dev ekranlı bir gazeteci değilim. Üç kuruş gelirle aileme bakarken; halkın da vicdanını duyurmaya çalışan biriyim.
Hiçbir kurumdan nemalanmadan, başımı yastığa koyduğumda öz eleştirimi yapıp kendime hesap soran biriyim.
Halktan yanayım. Evet, o yüzden tarafım.
Ve bu tarafı seçmek, en zoru.
Elbette iktidar doğruyu söylediğinde onu da yazmaktan da bir beis görmem. Doğru doğrudur. Ama genelde iktidarın doğrusu kendine ve trollerine doğru...Bu da ayrı yazı konusu...
Peki, ben neden iktidara yamanmıyorum?
Neden her gün methiye düzmek yerine bazen uykusuz kalacak yazılar yazıyorum?
Neden ben de “biraz susayım, köşeme çekileyim” demiyorum?
Çünkü mürekkep yuttum ben.
Ve yuttuğum o mürekkep, bana sadece yazmayı değil, dik durmayı da öğretti.
Ben İnce Memed’in toprağında doğdum.
Ben de, kalemimle mücadele ediyorum.
Ayak yalarsam ona ihanet ederim.
Sustum dersem ona sırtımı dönerim.
Susmak bize göre değil,
Yarın CHP ya da TKP iktidar olsa, ona da muhalefet ederim.
Çünkü ben iktidara değil, halkın gözüne bakarım.
Çünkü başkaldırı bizim genimizde var.
Çünkü Dadaloğlu'da bu toprakların evladıdır. Biz de torunlarıyız.
Çünkü Çukurova’nın toprağı serttir ama yüreği de, vicdanı da diridir.
Biri çıkıp yine diyecek:
“Taraflısın…”
Evet, tarafım kardeşim. Ama safım belli:
"Adalet, demokrasi, eşitlik ve özgürlük..."