Bir Kadın Sürücünün Direksiyonda Sabır Testi!

Osmaniye’de direksiyon başına geçen her kadın bilir: Bu şehirde araba kullanmak sadece ehliyetle değil, sinir sağlamlığıyla da ölçülür. Sabah işe giderken, öğle arasında markete uğrarken ya da akşam eve dönerken… Her kırmızı ışık, her dar sokak, her sabırsız kornaya karşı sabır sınavındayız.

Trafik ışıkları yanıyor ama kurallar yanmıyor; yollar genişliyor ama anlayış daralıyor. Osmaniye’nin caddelerinde ilerlerken, kimi zaman aynaya yansıyan kendi yüzümde hem öfkeyi hem çaresizliği aynı anda görüyorum. Çünkü kimse birbirine yol vermek istemiyor. Herkes bir yere yetişme telaşında ama kimsenin vardığı yer belli değil.

Kaldırımların yarısı park etmiş araçlarla dolu. Kadınlar bebek arabasıyla yürüyemiyor, yaşlılar kenara sıkışıyor. Çünkü kaldırım bile artık otomobilin. Şehir, yavaş yavaş insandan çok metale yer açıyor.

Bir de sinyal vermeden aniden dönüş yapanlar var. Aynadan bakıyorum; ya telefonu kulağında ya da dirseği pencerede, müziğin ritminde kaybolmuş. Oysa direksiyon başında kadın olunca, herkes bir anda trafik uzmanı kesiliyor. “Yavaş git abla”, “soldan geçsene”, “şuraya park etme”... Bitmek bilmeyen tavsiyeler, bir o kadar da sabır dersi.

Osmaniye aslında küçük bir şehir, ama trafiği büyük şehirleri aratmıyor. Özellikle sabah saatlerinde sanayiye, hastaneye ya da okula giden herkes aynı yola sıkışıyor. Işıklar kısa, kavşaklar dengesiz, sabır sıfır.

En kötüsü ise bazı sürücülerin empati yoksunluğu. Kadın direksiyon başındaysa, hemen sollamak, sıkıştırmak, öne geçmek için yarış başlıyor. Sanki “kadın iyi kullanamaz” önyargısını doğrulamak için özel çaba gösteriyorlar.

Ben direksiyon başına geçtiğimde yalnızca bir sürücü değilim; aynı zamanda çocuğunu okula yetiştirmeye çalışan bir anne, işe geç kalmak istemeyen bir emekçi, kendi güvenliğini korumak zorunda olan bir kadınım.

Trafik, bazen sadece yolların değil, insanların aynasıdır. Osmaniye trafiğinde sabır, saygı ve anlayış eksikse; aslında şehir olarak birbirimizi yolda bırakıyoruz.

Trafik sadece arabaların değil, insanların akışıdır. Osmaniye’de düzenli trafik görmek istiyorsak önce kendi davranışlarımızı düzeltmeliyiz.

Kadın sürücüler korkmadan, utanmadan, saygı görerek direksiyon sallayabildiğinde; işte o gün bu şehir gerçekten ilerliyor demektir.

Şimdi ışık yine kırmızıya döndü… ama ben gaza değil, sabra basmayı öğreniyorum.