Bazı haberler vardır, satır aralarına gizlenen bir zihniyetin aynası olur. Samsun’un Ladik ilçesine kaymakam vekili olarak atanan Tuğçe Orhan’ın hikâyesi de tam olarak böyle bir ayna. Daha koltuğuna oturmadan, başarılarından önce dış görünüşü konuşulmaya başlandı. Sosyal medyada “Cindy Bebek” benzetmeleri havada uçuştu. Güya masum bir övgüydü; oysa aslında toplumun kadınlara biçtiği dar kalıpların cilalanmış hâliydi.
Bir erkek kaymakam atansaydı kimse kilosunu, saç rengini ya da gülüşünü tartışmayacaktı. Ama konu bir kadın olunca, özellikle de güzel bir kadın olunca, başarı gölgede kalıyor. Çünkü hâlâ toplumun büyük bir kısmı, bir kadının hem akıllı hem güzel hem de yetkin olabileceği gerçeğini kabullenemiyor. Onlardan biri sahneye çıktığında, bu denklemin bir yerinde mutlaka “fazla” bir şey buluyorlar. Ya fazla güzel ya fazla iddialı ya da fazla görünür.
Tuğçe Orhan’ın güzelliği elbette inkâr edilemez. Ama mesele tam da burada: Güzelliği ne zaman bir kadının kimliğini kuşatmayı bıraktıysa, işte o gün eşitlikten söz edebiliriz. Oysa biz hâlâ, bir kadının yüzüne bakarak fikir üreten, yeteneğini dış görünüşüyle tartan bir toplumuz. Bu yüzden “Cindy Bebek” yakıştırması bir övgü değil; bir kadının emekle kazandığı bir unvanın karikatürleştirilmesidir.
Oysa biz kadın kaymakamlar görmekten gurur duyarız. Üstelik bu kaymakamın kilosu, boyu, ten rengi hiç fark etmez. Çünkü o koltukta oturan her kadın, çocuklara “yapabilirsin” diyen bir umudun temsilcisidir. Hatta bir gün engelli bir bireyin kaymakam olması da ülkemizi daha güçlü kılar. Çünkü yönetenin cinsiyeti değil, vicdanıdır mesele olan.
Tuğçe Orhan, sadece Ladik’e değil, Türkiye’ye bir şey hatırlattı: Kadınların görünürlüğü hâlâ sindirilemiyor. Ama sindiremeyenler bilsin; bu ülke, artık “bebek” değil “beyin” benzetmelerine ihtiyaç duyuyor. Ve bizler, başarılarıyla anılan kadınların sesini kısmak yerine, o sesi çoğaltmayı seçiyoruz.
Kadınlar artık rol model değil, yönetim modelidir.
Ve Tuğçe Orhan bu modelin adı gibi güçlü, kendi gibi gerçek bir yüzüdür.
Kadının işi ile önem gördüğü bir dünya özlemiyle...