“Canın Ne İsterse Yap” Aldatmacası

Son yıllarda modern bilgeliğin zirvesiymiş gibi sunulan, en çok alkışlanan cümlelerden biri şu: “Canım ne isterse onu yapıyorum.” Bu söz; cesaret, özgürlük ve kendine sadakat gibi parıltılı kavramlarla paketlenip servis ediliyor. Oysa bu yaklaşıma yakından baktığımızda, karşımıza çıkan manzara özgürlükten ziyade sorumluluktan kaçışı ve duygusal bir gerilemeyi işaret ediyor.

Özgürlük Mü, Dürtülerin Esareti Mi?

İnsanoğlu var olduğu andan beri dürtüleriyle hareket etme eğilimindeydi; bu yeni bir durum değil. Ancak bugün farklı olan şey, bu dürtüselliğin "özgürlük" adı altında kutsanması. Sosyal medyanın "Dünyaya bir kez geldin, nasıl istersen öyle yaşa" söylemi, aslında insani değerleri ve sınırları birer prangaymış gibi göstererek bu davranışı normalleştiriyor.
Gerçek özgürlük; insanın her dürtüsünün peşinden gitmesi değil, bir şeyi yapmaya imkanı ve arzusu varken; kendi değerleri doğrultusunda “yapmamayı” seçebilmesidir. Viktor Frankl’ın dediği gibi: "Etki ile tepki arasında bir boşluk vardır. O boşlukta bizim gücümüz ve özgürlüğümüz yatar." Eğer o boşluğu yok sayıp sadece anlık isteklerimize teslim oluyorsak, özgür değil; biyolojik reflekslerimizi kontrol edemiyoruz demektir.

Haz Kültürü ve Sonuçlar

“İçimden geldi, yaptım” yaklaşımı, haz ilkesinden çıkamamış, olgunlaşmamış bir zihnin yansımasıdır. Olgun bir zihin öz-regülasyon becerisine sahiptir; sadece anlık isteği değil, bu isteğin yaratacağı uzun vadeli sonuçları da tartar. Bugün ilişkilerde ve toplumsal bağlarda yaşanan kırılmaların temelinde, istek ile eylem arasına vicdanı ve sonuçları koymamak yatıyor.

Ahlak ve etik çoğu zaman bir "yük" gibi karikatürize ediliyor. Çünkü etik, "herkesin yaptığı" o kolay yolda durup düşünmeyi gerektirir. Unutmamak gerekir ki; her eylem bir sonuç doğurur ve bu sonuçların sorumluluğu, "canım öyle istedi" diyerek geçiştirilemeyecek kadar gerçektir. Sınırların yok olduğu yerde özgürlük değil, kaos ve narsisizm başlar.
Popüler kültür, belli yaşam tarzlarını yüksek sesle parlatırken hepimize şu illüzyonu satıyor: “Herkes böyle yaşıyor, normal olan bu.” Ancak bu büyük bir yanılgıdır. Herkes dürtülerinin kölesi olup etik değerlerini sıfırlamıyor; herkes "canım istedi" diyerek başkalarının hayatını veya kendi karakterini yıkmıyor.

Canın ne isterse yap bir özgürlük manifestosu değil, bir olgunlaşamama ilanıdır.