Çocukluk yıllarımda belleğime yerleştirilen, “Dini ibadetlerini yerine getirmezsen öteki dünyada cehennem kazanında cayır cayır yanacaksın!” sözlerini anımsıyorum. Öteki dünyadan söz edenlerin söylediklerine bakılırsa, son on gündür 45-52 derece sıcaklarda yanıyor, kendimizi yürek çarpıntılarına karşı korumaya çalışıyoruz!
Gökte güneş, yerde başka sıcaklar hem bedenimizi hem de ceplerimizle birlikte aklımızı da kasıp kavurmaya başladı. Orman yangınları artarak devam ederken, her an bir ormanlık alanda alevlerin yükselmeyeceğinin garantisini kimse veremiyor.
Osmaniye’de 20 yaşındaki bir genç, hayatının baharında orman yangınını söndürmeye giderken yaşanan üzücü bir kaza sonucu yaşamını yitirirken, aynı araçta bulunan dört arkadaşı da yaralandı. Türkiye’nin birçok bölgesinde yangınlarla mücadele verilirken, geçtiğimiz günlerde Balıkesir’de yaşanan deprem yine “aklımızı başımıza almamız” gerektiğini anımsatıyordu.
Bu arada Türkiye’de yılın ilk yedi ayındaki kadın cinayetleri veya şüpheli ölümleriyle ilgili rakamlara baktığımızda, 52 derece sıcaklar altında yüreklerimiz teklemeye başlıyor.
“Terörsüz Türkiye” Toplantılarının Odağı Ne Olmalı?
TBMM’de bir siyasi parti dışında oluşturulan “Terörsüz Türkiye” amaçlı toplantıda isimleri bulunan milletvekilleri çalışmalarına başladılar. Bu arada mevcut siyasi iktidarın yürüttüğü politika akıllara durgunluk veriyor, ama anlayabilene! “Yeni Anayasa” için yapılan görüşmeler ve çalışmalar tutmayınca, iktidar “Terörsüz Türkiye” ismiyle buluşmaların sağlanması noktasında başarılı oldu.
Peki, terör ismi kullanılırken sadece bazı terör örgütlerinin eylemlerinin yol açtığı can kayıpları ve hasarlar mı göz önüne alınmalı? Türkiye’de son 4-5 yıla baktığımda, terör eylemlerinde canlarını kaybedenler ile aile içi şiddet ve kadın cinayeti gibi olayları karşılaştırdığımda, kadın cinayetleri ve şüpheli ölümlerinin daha fazla olduğunu okumaktayım.
2024 yılı boyunca öldürülen, canına kıyan ve ölüm nedeni belli olmayan kadınların sayısını bir araştıralım. Bununla da sınırlı kalmayıp çocuk işçi ölümleri, inşaatlarda çalışırken ölen emekçiler, intihar eden iş insanları ve benzeri olaylardaki rakamları gözlerimizin önüne getirme zahmetinde bulunalım.
Rakamlar Yalan Söylemez: Aile İçi Şiddet de Bir Terördür
2025 yılının ilk yedi ayında yaşanan kadın cinayetleri ve intiharlarının sayısına baktığımızda, bu sayının terör örgütlerinin yedi ayda aldığı canlar kadar olduğunu anlayabiliriz. Mevcut siyasi iktidarın 2025 yılını “Aile Yılı” olarak ilan ettiğinden bu yana, yılın ilk yedi ayında aile içi şiddet ve kadın cinayeti gibi olaylar neticesinde öldürülen kadınların, eşini öldürdükten sonra intihar eden erkeklerin, baba-oğul-kardeşler arasında yaşanan olaylar sonunda hayatlarını kaybedenlerin sayılarına bakmak gerekiyor.
Ülke gündemi her an ve her saniye değişirken, günlerdir “sahte diploma” olayı, okul birincisi olduğu halde yerine başkası gösterilen öğrencinin hak arayışı ve birçok başka olumsuzlukla meşgul ediliyoruz.
Son yıllarda terör örgütü mensupları adeta dinlenmeye çekilmiş haldeyken, ülkede aile içi şiddet veya anlaşmazlıklar nedeniyle yaşanan cinayetler, terör örgütünün bir yıl içerisinde verdiği can kayıplarından fazla olmaya başladı.
Bence, “Terörsüz Türkiye” toplantılarının TEK amacı, “aile bütünlüğü ve ekonomik sorunlar” üzerine olmalıdır!