Çığlıkların Duyulmadığı Bir Düzen! Kadınlar Neden Yalnız?

Gülmesi, konuşması, hatta soluk alışı bile mesele... Bugün yine bir kadın, "hayat arkadaşı" dediği erkeğin elinde hayatını kaybetti.

Kadın ne ağır bir yüktür bu toplumda!

Konuşması, gülmesi, çalışması, hatta nefes alması bile... Bugün yine bir kadın, "can yoldaşı" olduğunu iddia eden adamın elinde can verdi. Evet, yine bir koca, yine bir kadının katili oldu.

Bugün şehrimizden bir kadın kocası tarafından öldürüldü. Evet yine bir kadın kocası yüzünden öldü. Bu kadın hiç mi ses çıkarmadı? Bu kadın daha önce kimseye demedi mi bunu? Kimse bu kadın ölümü kabullendi diyemez. Neredeydi bu cenazesine gelenler? O kadın çığlık atarken neredeydi?Selası verilene kadar kadına kimse destek vermedi.

 Öldürülen o kadın yeni  bir bluz giyse, saçına bakım yaptırıp kendini güzel hissetmek istese dıdısının dıdısı karışırdı. Hepsi görürdü o kadını, yuhlardı. Yemek yaparken tuzunu fazla koysa elalem hemen müdahil olup akılverirdi. Sözde bilgeler evliliğini kurtarsın kocasını mutlu etsin diye türlü türlü öğütler verirdi.

En acısı da bu! Binbir öğütle kadını "evliliğe mecbur eden" zihniyet, şiddet karşısında topyekûn sağırlaştı. Çığlıklar saatlerce sürse de kimsenin kılı kıpırdamadı.

Bugün de değişen bir şey olmadı. Kadın çığlık attı, kimse duymadı. Acı senaryonun sonu her zaman ki gibi bitti.

 KADIN ÖLDÜRÜLDÜ, TOPLUM SEYRETTİ.