Adana-Türkiye'nin güneyindeki köklü ticaret merkezlerinden biri olan Adana'da, yüzyıllardır süregelen el sanatları değişen modern yaşam şartlarına karşı direnmeye çalışıyor. On üç yaşında çırak olarak adım attığı yorgancılık mesleğini tam 52 yıldır aralıksız sürdüren 65 yaşındaki İrfan Tuncay, zanaatinin bitme noktasına geldiğini vurguluyor.
Bir dönem hemen her evde vazgeçilmez olan yün ve pamuk yorganlar, günümüzde yerini tamamen fabrikasyon ve seri üretim hazır ürünlere bıraktı. Artık her sektörden esnafın yorgancılık yapmaya çalıştığını belirten Tuncay, mesleğin özünden uzaklaştığını ifade ediyor.
Çırak yetişmeyen yorgancılık mesleği neden tarih oluyor
Yılların birikimini ve el emeği üretim kültürünü gelecek nesillere aktaramamaktan yakınan usta isim, çırak bulamamanın en büyük sorun olduğunu dile getiriyor. Tuncay, yaşadığı çaresizliği şu sözlerle anlatıyor:
"Eskiden bakırcı, kalaycı vardı, masal oldu gidiyor bu meslekler, yorgancılıkta bu şekilde, meslek bitiyor çünkü her şeyin hazırı var artık, şimdi halıcı yorgancılık yapıyor, tuhafiyeci yorgancılık yapıyor, eskiden yorgancılığı sadece yorgancı yapardı, ben 70 yaşıma geldiğimde bırakmak zorunda kalacağım ancak bu mesleği çocuğuma bile öğretemedim."
Eskiden her şeyin el emeğiyle yapıldığı dönemin insan sağlığı açısından çok daha değerli olduğunu belirten zanaatkâr, günümüzdeki seri üretim çılgınlığının geleneksel değerleri yok ettiğini savunuyor.
Çukurova bölgesinde pamuk üretiminin azalması yorgancılığı nasıl etkiledi
Geleneksel yorgan üretiminin temel hammaddesi olan pamuğun artık yeterince bulunamadığına dikkat çeken Tuncay, geçmişteki tarımsal zenginliği şu şekilde aktarıyor:
"Eskiden yataklar yorganlar hep pamuktan olurdu, o zamanlar sıhhat vardı, nesil değişti, insan değişti, hayat değişti, Çukurova’da pamuk bitti, eskiden Çukurova demek pamuk demekti, pamuklar elle toplanırdı, elle toplanan pamuk altın değerindeydi, artık ekilmiyor ve biçilmiyor, pamuk üretimi çok nadir yapılıyor, eskiden biz köylere giderdik yol boyu her yerin pamuktan bembeyaz olduğunu görürdük, insanlar geçmişini unutmasın, geçmişini unutan her şeyi unutur, sen bunları unutup dışarıya bağımlı olursan iş biter."
Bölgede uzun yıllardır geleneksel zanaatları takip eden yerel bir tarih araştırmacısı,
"El emeğine dayalı yorgancılık gibi mesleklerin kaybolması sadece bir ticari kaybı değil, aynı zamanda kültürel hafızamızın silinmesini temsil ediyor"
diyerek durumun ciddiyetine dikkat çekti.