Osmaniye Hasret Gazetesi bünyesinde gazetecilik mesleğini sürdüren Hasan Kılıç, 51 yıla sığdırdığı meslek hayatının perde arkasını Hasret Gazetesi İnternet Muhabiri Sedat Kaan Erat ile değerlendirdi. Yarım asırlık kariyeri boyunca hem yerel hem de ulusal basında önemli görevler üstlenen usta kalem; anlık haber akışının olmadığı yıllarda haber ulaştırma mücadelesini, can güvenliğinden yoksun çalıştığı dönemleri ve haber yaptığı kişiler tarafından evinin kapısına kadar gelinerek tehdit edildiği o yürek burkan anıları tüm yalınlığıyla paylaştı.

Daktilodan Dijitale 51 Yıl Hasan Kılıç'ın İlham Veren Hikâyesi (3)

Ortaokul Yıllarında Başlayan 51 Yıllık Tutku

1961 yılında Osmaniye’nin Raufbey Mahallesi’nde dünyaya gelen Hasan Kılıç’ın gazetecilik sevdası, henüz ortaokul yıllarında içindeki güçlü okuma tutkusu ve gazetelere olan merakıyla başladı. Mesleğe ilk adımlarını Osmaniye’nin yerel gazetelerinde atan Kılıç; sırasıyla Çukurova Gazetesi, Türk Sesi Gazetesi, Yeni Osmaniye ve Hasret Gazetesi gibi bölge basınının önemli yayın organlarında görev yaptı.

Yerel basındaki başarısının ardından ulusal basına da adım atan Kılıç; Anadolu Ajansı (AA) ve Doğan Haber Ajansı (DHA) başta olmak üzere birçok ulusal gazete ve ajansın Osmaniye temsilciliği ile muhabirliğini başarıyla yürüttü.

Daktilodan Dijitale 51 Yıl Hasan Kılıç'ın İlham Veren Hikâyesi (2)

Yaşar Kemal Kültür Festivali İçin Ziyaretler Başladı
Yaşar Kemal Kültür Festivali İçin Ziyaretler Başladı
İçeriği Görüntüle

Otogar Yollarında Geçen Yıllar: "Zarfı Otobüse Verip Adana’yı Arardık"

Günümüz gazeteciliği ile geçmiş yıllar arasındaki en büyük farkın teknoloji olduğunu vurgulayan Hasan Kılıç, o dönemlerde bir haberi merkeze ulaştırmanın başlı başına bir maraton olduğunu şu sözlerle anlattı:

"Şimdiki teknolojik imkanlarla eskiyi kıyaslamak mümkün değil. O yıllarda bir olay yerine gittiğimizde haberin fotoğrafını film çekimli makinelerle çekerdik. Ardından koşa koşa fotoğrafçıya gidip o filmi yıkatır, haber fotoğraflarını karta bastırırdık. O dönem Adana merkeze bağlı çalıştığımız için otogara gidip Adana otobüsü beklerdik. Hazırladığımız haber zarfını otobüs şoförüne ya da muavine teslim eder, ardından Adana merkez büroyu telefonla arayıp, 'Şu saatteki otobüse haberi verdim, otogardan karşılar mısınız?' derdik. Bir haberin ulaşması saatler sürerdi."

Daktilodan Dijitale 51 Yıl Hasan Kılıç'ın İlham Veren Hikâyesi (1)

Anadolu’da Haberin Muhatabıyla Yüz Yüze Gelmek: Yerel Basının Sosyal Zorlukları

Osmaniye gibi nispeten küçük ölçekli şehirlerde gazetecilik yapmanın en dikkat çekici yanlarından birinin, haberleştirilen kişilerle günlük yaşamda her an karşılaşma ihtimali olduğunu belirten Kılıç, bu durumun mesleki açıdan hassas bir denge gerektirdiğini ifade etti. Özellikle henüz yeni evli olduğu dönemde, Hürriyet Gazetesi'nde yayımlanan bir haberi sonrasında haberin muhatabıyla evinin kapısında yaşadığı düşündürücü diyaloğu unutamadığını söyleyen Kılıç, o günleri şöyle aktardı:

"Bir mahallede yaşanan adli bir olay sonrasında, tutuklanan bir gençle ilgili haberi kaleme almıştım. O günün basılı medya diliyle Hürriyet Gazetesi'nde dikkat çekici bir başlıkla yayımlandı. O dönem henüz yeni evliydim. Bir sabah erken saatlerde evimin kapısı çalındı. Kapıyı açtığımda karşımda haberde adı geçen kişiyi buldum. Bana doğrudan gazetedeki başlığı hatırlatarak, 'Haberde yazdığın kişi benim' dedi ve haberin basılış biçiminden duyduğu rahatsızlığı dile getirdi. Anadolu’da küçük yerleşim yerlerinde gazetecilik yaparken, haberin muhataplarıyla ertesi gün sokakta veya kapınızın önünde karşılaşabiliyor; onların sitemli, kırgın veya duygusal tepkilerini göğüslemek ve olayı sükunetle yönetmek zorunda kalabiliyordunuz."

Daktilodan Dijitale 51 Yıl Hasan Kılıç'ın İlham Veren Hikâyesi (4)

"Biz Acımızı Yaşıyoruz, Sen Fotoğraf Derdindesin": Yas Evlerinde Habercilik Yapmanın Hassasiyeti

Mesleğini icra ederken doğru bilgiyi ve görseli kamuoyuna ulaştırmak adına zaman zaman sosyal açıdan hassas ortamlarda bulunmak zorunda kaldığına da değinen Kılıç, vefat haberlerinde maktulün fotoğrafını temin edebilmek için cenaze evlerine kadar gittiği günlerde yaşadığı duygusal zorlukları şu sözlerle anlattı:

"Bir defasında vefat haberi için maktulün yakınından fotoğraf temin etmek amacıyla cenaze evine gitmiştim. Acılı aile fertleri, 'Biz burada acımızı yaşıyoruz, siz ise fotoğraf derdindesin' diyerek haklı ve insani bir sitemde bulundular. İnsanların en acılı anlarında görev yapmak gerçekten çok hassas bir durumdu; ailenin üzüntüsüne saygı gösterip ortamın duygusal yükünü anlayarak oradan ayrılmak durumunda kaldım. Şimdi geriye dönüp baktığımda ailelerin o anki tepkilerinde ne kadar haklı olduğunu çok daha iyi anlıyorum; ancak bizler de o dönemin kısıtlı imkanlarında sadece mesleğimizin gereğini yerine getirmeye çabalıyorduk."

Meslek hayatında haber özneleriyle karşılaştığı bir diğer örneği de paylaşan Kılıç, şunları söyledi: "Bir kamu görevlisiyle ilgili emniyete yansıyan adli bir şikâyet konusunu haberleştirmiştim. Haberin yayımlanmasının ardından, haberde adı geçen kişi bir gün öğle saatlerinde yanıma gelerek, 'Beni tanıdın mı? Gazetede yazdığın kişi benim' diyerek haberle ilgili sitemini dile getirdi. O yıllarda Anadolu'da gazetecilik yapmak, haber yaptığınız kişilerle her an yüz yüze gelmeyi ve bu tür sosyal diyalogları profesyonel bir olgunlukla karşılamayı gerektiriyordu."

Daktilodan Dijitale 51 Yıl Hasan Kılıç'ın İlham Veren Hikâyesi (5)
"Maddi Hiçbir Şey Kazandırmadı Ama Bu Bir Sevgi Mesleği"

51 yıllık meslek hayatının kendisine maddi ve manevi olarak ne kazandırdığı sorusuna içtenlikle yanıt veren Kılıç, ulusal basının Anadolu’daki temsilcilerinin uzun yıllar büyük ihmallerle çalıştığını dile getirdi:

"Vallahi maddi ve manevi olarak bana hiçbir şey kazandırmadı. Ulusal basının Anadolu'daki muhabirlerine gereken ilgi gösterilmedi; o zamanlar aylık maaş ya da sigorta yoktu, sadece haber başına prim karşılığı çalışırdık. Bana tek kazancı, insanları ve çevreyi tanıma konusunda büyük bir hayat tecrübesi vermesi oldu. Her şey para demek değil; bu iş tamamen içten gelen bir sevgi mesleği. Biz mesleğe olan sevgimizden dolayı bütün bu zorluklara göğüs germeyi bildik."

Genç gazetecilere ve gazeteci adaylarına da seslenen usta isim Hasan Kılıç, her türlü zorluğuna ve tehlikesine rağmen gazeteciliğin gönülden yapılabilecek bir "sevgi mesleği" olduğunu belirterek, mesleği bayrağı devralacak gençlere tavsiye ettiğini sözlerine ekledi.

Muhabir: Sedat Kaan Erat