2025/2026 Eğitim-Öğretim yılının birinci dönemi tamamlanırken, Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası (Eğitim-İş), eğitimin mevcut durumuna ışık tutan kapsamlı bir dönem sonu değerlendirme raporu yayımladı. Raporda, eğitim sisteminin uzun süredir içinde bulunduğu yapısal kriz, piyasalaşma politikaları ve artan gericileşme ayrıntılı biçimde ele alındı. Kamusal eğitimin sistemli biçimde tasfiye edildiğine dikkat çekilen raporda, eşitsizliklerin derinleştiği, çocukların nitelikli ve bilimsel eğitim hakkının her geçen gün daha fazla aşındığı vurgulandı. Eğitim-İş, bu dönemin de öğrenciler, veliler ve eğitim emekçileri açısından ağır sorunlarla geride bırakıldığını ifade etti.
Piyasalaşan Eğitim, Artan Ekonomik Yük
Raporda ilk olarak eğitimin piyasalaşması ve bunun aileler üzerindeki ekonomik baskısı ele alındı. Okullarda “bağış” adı altında para toplanmasının sürdüğü, okula başlama maliyetlerinin her yıl katlanarak arttığına dikkat çekildi. Özel okul ücretlerindeki denetimsizlik, devlet okullarındaki kaynak yetersizliğiyle birlikte velileri çaresiz bırakan bir tabloya dönüştü. Açık lise uygulamalarının yaygınlaşmasının ise örgün eğitimi zayıflattığı ve çocukları eğitim sisteminin dışına ittiği belirtildi.
Eğitime Erişimde Derinleşen Eşitsizlik
Zorunlu eğitime rağmen yüzde 100 okullaşmanın sağlanamaması raporun öne çıkan başlıklarından biri oldu. Okulda olmayan çocuk sayısındaki artış, hayalet sınıf uygulamaları, taşımalı eğitimde yaşanan mağduriyetler ve ikili eğitim sorunu, eğitime erişimdeki eşitsizlikleri daha görünür hale getirdi. Okul servislerindeki denetim eksikliği ve güvenlik sorunları da velilerin en büyük kaygıları arasında yer aldı.
Çocuk Emeği ve Mesleki Eğitim Tartışmaları
Eğitim-İş’in raporunda MESEM uygulamaları, çocuk emeği sorununu derinleştiren bir başlık olarak değerlendirildi. Mesleki ortaokul uygulamaları ve zorunlu eğitim süresinin kısaltılmasına yönelik tartışmaların, çocukları erken yaşta eğitimden kopardığına dikkat çekildi. Bu sürecin, nitelikli mesleki eğitim yerine ucuz iş gücü yaratma riskini beraberinde getirdiği vurgulandı.
Okulların Fiziksel Koşulları Alarm Veriyor
Okullardaki temizlik ve hijyen sorunları, sağlıklı beslenme ve temiz içme suyuna erişim eksikliği raporda geniş yer buldu. Denetimsiz okul yemekleri, güvenlik personeli yetersizliği ve artan şiddet olayları, eğitim ortamlarını güvensiz hale getiriyor. Deprem bölgesindeki okullarda ise eğitim hâlâ geçici çözümlerle sürdürülüyor.
Dinselleşme ve İdeolojik Kuşatma Eleştirisi
ÇEDES projesi, Maarif müfredatı ve imam hatip okullarının yaygınlaştırılması, raporda eğitimin ideolojik kuşatma altında olduğunun göstergeleri olarak sıralandı. Atatürk’ün ve ulusal günlerin eğitim sisteminde görünmez kılındığı eleştirisi dikkat çekti. Eğitim-İş, laik ve bilimsel eğitimin sistematik biçimde aşındırıldığı uyarısında bulundu.
Eğitim Emekçileri Güvencesizlik Kıskacında
Ücretli öğretmenlik uygulaması, öğretmenlerin alım gücündeki ciddi düşüş ve angarya görevler raporun önemli başlıkları arasında yer aldı. Norm fazlası öğretmen atamaları, CİMER İhbar Hattı’nın okullarda bir baskı aracına dönüşmesi ve öğretmen yetiştirme politikalarındaki belirsizlikler eleştirildi.
Mücadele Programı
Raporda, Milli Eğitim Bakanlığı’nın eğitimi kamusal bir hak olarak değil, ideolojik ve piyasa odaklı bir alan olarak yönetmeye devam ettiği sürece sorunların büyüyerek süreceği vurgulandı. Eğitim-İş, dokuzuncu bölümde yer alan sonuç kısmında sendikanın kararlılığını ve somut taleplerini içeren mücadele programını kamuoyuyla paylaştı.
Eğitim-İş Sendikası Osmaniye İl Başkanı Adem Yücel, yaptığı açıklamada, “Çocuklarımızın geleceği için kamusal, bilimsel ve laik eğitimden vazgeçmeyeceğiz. Eğitimdeki bu kuşatmaya karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.