Bir süredir “sahte diploma” krizleri yaşanırken, bu olayların nasıl patlak verdiğini ve kıvılcımının nereden çıktığını da merak etmeye başladık!
Bazı süreçlerde birileri çıkıp kişilerin diploması üzerine konuşmalar yapar! Yapar yapar da nereye kadar gidilir veya sonuçları nasıl olur!?
Ülkemizde “Cumhurbaşkanı”nın bile diplomasının aylarca tartışıldığı süreci yaşadık! Üniversitelerdeki akademisyenlerin, hastanelerdeki hekimlerin diplomalarının sahte olmasıyla olayları medyadan insanlar öğrendi ve yorumlar yaptı!
Türkiye’nin en büyük kenti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun diploması “iptal” edilirken, birlikte okuduğu arkadaşlarının birçoğunun da diplomaları aynı uygulama ile yok sayıldı!
Son yıllarda gündem anlık değişirken, “liyakat” yerine farklı olaylar tartışılmaya başlandı!
Kamu kurumlarına üst düzey biri atanacak, ancak yeterliliği olmadığı için bir kılıf bulunup görevlendirilmesi gerçekleşiyor!
Özel okullarda yeterli denetim yapılıp yapılmadığı anlaşılıyor ki “hayali sınıflar(!)” nedeniyle soruşturmalar başlıyor, öğrencilerin diplomaları iptal ediliyor!
Okula gelmeden, sınavlara girmeden okul bitirenlerle ilgili yaşanan olaylar dün de vardı, bugün de devam ediyor!
Türkiye genelindeki Halk Eğitim Merkezi Müdürlüklerinde “Hayat Boyu Öğrenme Kursları” yapılıyordu. Bu kurslardan yurt genelinde 100 bin dolayında usta öğretici ekmek yiyor ve SGK kapsamında primlerini ödüyordu.
Kursların açılması olayında ilgili kurum yöneticilerinin duyarsızlığı veya farklı davranışlarla, kursiyer olmadığı (!) halde bir dönem için maaş alınması olayları yaşandı! Kursları denetlemesi gereken ilgililerin duyarsızlıkları ise MEB’nin “tasarruf tedbirleri”ne takılarak kapatılması kararı geçtiğimiz yıl alındı.
Sorun HEM yöneticilerinde aranması gerekirken, mağdur olanlar usta öğreticiler olurken, 81 ildeki usta öğreticiler haklarını aramak için Ankara’da buluştu, basın açıklaması yaptı ama MEB’den ses çıkmadı!
Liyakat anlayışıyla değil de siyasi anlayışla yönetimler olduğu zaman, sorunların ardı arkası kesilmez! Bazılarını görmezden gelip, deyim yerindeyse içine dürüverirsiniz ama günün birinde; dürümün bir yerinden portlak verdiğinde yırtığı görebilirsiniz!
Osmaniye AKP milletvekillerinden birinin diplomasının sahte olmasıyla ilgili iddialar konuşulmaya başlandı. Diplomanın sahibi bunu bilerek mi yaptı, yoksa farkında olamadı mı, ya da böyle bir iddia doğru değil mi!? Sorusu akıllara geliyor!
Bunları bir kenara bırakalım. Osmaniye’deki kamu kurumlarında “müdür” olarak görev yapanların ne derece yeterliliği olduğu, asil mi vekil mi olduğu konusunda halkımız ne kadar bilgiye sahip?
Söz konusu diplomada yapılan “sahtelik” mi!? Yoksa şu anda Osmaniye’de liyakatsız olarak görev yapan “müdür” konumundakiler mi var!?
Çalıştığı kurumla ilgili bilgi, beceri, birikim ve çalışabilme kapasitesi olmayanların bulunduğu Osmaniye’de gelişememiş olmamızın en önemli nedenlerinden birisi de “siyasal amaçlı - bendensincilik anlayışı” sonucu olsa gerek!
Bir kurum müdürü düşünelim; kentteki, kendisini ilgilendiren STK’ların yüzde 90’ı ile görüşmüyor, anlaşamıyor ve bir araya gelmiyor! Görüştükleriyle de sadece çay-kahve sohbeti yaparak gününü gün ediyor!
Osmaniye’deki basın mensupları kentin gelişimi için uğraşırken, başka yerlerde öylesine farklı, olumsuz ve çirkin olaylar yaşanıyor ki; en büyük sıkıntı da bu ya, kamuoyu ile paylaşabilmemiz noktasında zorluklar yaşıyoruz!
Hani bir halk deyimi vardır; “Ananı belleyen kadı, kimi kime şikâyet edeceksin!?” diye...
Son sözüm şu ki; Türkiye’deki sosyal yaşamı, özellikle aile içinde yaşanan olayları öğrenmek istiyorsanız, muhalif TV kanallarında değil, iktidara yakın kanallarda ayrıntılarıyla görebilirsiniz! Ülke gerçeğini farkında olarak veya olmayarak ayrıntılı şekildeki haberleriyle “yandaş TV”lerde izleyebilirsiniz!
Muhalif TV’lerde iş, emek, grev, hak, ekonomik yaşam gibi haberlerde konuşanlara yer verilirken; iktidara yakınlığı ile bilinen TV ekranlarında kadın, eş, kardeş, baba, evlat, arkadaş, soygun gibi cinayet olaylarının haberlerini görebiliyoruz.
TBMM’de görevli personel Saliha Akkaş, boşanma aşamasında olduğu eşi tarafından bıçak darbeleriyle hayatını kaybetti.
Bu olay, üzücü olduğu kadar düşünmemiz gereken ve TBMM’nin “Kadın ve Aile” üzerine ne kadar etkili olduğunu da ortaya koyabilmektedir!
Diplomalı-diplomasızların tartışıldığı bir ülke değil, liyakatlı yöneticilerin yönettiği bir ülkede yaşayabilme umuduyla…