Düldül Dağı Teleferik Projesi Zirvede Kördüğüme Döndü
Osmaniye’nin Düziçi ilçesinde büyük umutlarla ve "dünya rekoru" sloganlarıyla temeli atılan Düldül Dağı Teleferik Projesi, aradan geçen on yıla rağmen bir türlü tamamlanamadı. İsveçli Bartholet AG firması ile dönemin belediye yönetimi ve DOĞAKA iş birliğinde başlatılan çalışma, bugün bölge halkı için bir turizm umudundan ziyade ekonomik bir yük haline gelmiş durumda. Kağıt üzerinde teknik mükemmeliyet ve küresel başarı hikayesi olarak sunulan proje, uygulamada bitmek bilmeyen bir bütçe canavarına dönüştü.
Bakanın "İsraf" Çıkışı Projenin Geleceğini Sarstı
Geçtiğimiz haftalarda Osmaniye’ye bir ziyaret gerçekleştiren Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy'un açıklamaları, projenin üzerindeki kara bulutları daha da yoğunlaştırdı. AK Parti İl Başkanlığı toplantısında kendisine yöneltilen teleferik sorusuna karşılık "Oraya ne amaçla yapılmış?" sorusuyla yanıt veren Bakan Ersoy, projenin gerekliliğini sorgulayarak açık bir israf vurgusu yaptı. Hükümet nezdinde dahi soru işaretleriyle karşılanan bu yatırımın, bölge turizmine katkı sağlayıp sağlamayacağı büyük bir tartışma konusu olmaya devam ediyor.
On Yılda Üç Belediye Başkanı Dört Kaymakam Değişti
Yapım sürecinin başladığı günden bu yana bölgedeki idari kadrolar defalarca yenilendi. Proje süresince üç belediye başkanı, üç vali ve dört kaymakam görev yapmasına rağmen teleferik kabinleri bir türlü düzenli yolcu taşımaya başlayamadı. Her gelen yöneticinin incelemelerde bulunduğu ancak somut bir neticenin alınamadığı süreç, bürokratik bir muammaya dönüştü. Sürekli değişen yönetimler ve bitmek bilmeyen teknik aksaklıklar, projenin profesyonelce yönetilmediği algısını güçlendiriyor.
Belediye Bütçesi Bir Milyar Liralık Yükün Altında Eziliyor
2017 yılında yaklaşık 41 bin asgari ücret tutarına denk gelen maliyet, günümüzün ekonomik koşullarında bir milyar liranın üzerinde bir rakama ulaştı. Düziçi Belediyesi gibi kısıtlı bütçeye sahip bir yerel yönetimin bu denli devasa bir borç yükünün altına sokulması, ilçenin diğer temel ihtiyaçlarının aksamasına neden oluyor. Ödeme zorluklarının her geçen gün arttığı ve projenin işletme maliyetlerinin de hesaba katılmasıyla birlikte, teleferiğin kendi kendini amorti etmesi artık bir hayal olarak görülüyor.
2026 yılı karar vericilerinin, on yıllık başarısızlık tablosuna ve kördüğüme dönmüş bir sürece rağmen rasyonel bir "geri dönüş" veya "revizyon" planı yerine, gerçeklikten kopuk bir iyimserlikle projeyi sürdürme ısrarı, sadece idari bir hata değil, aynı zamanda kamu kaynaklarının yönetiminde gösterilen büyük bir sorumsuzluktur. Bölgedeki kısıtlı termal turizm ve kış sporları potansiyelinin bu denli astronomik bir yatırımı kendi geliriyle amorti etmesi matematiksel olarak imkansız görünürken, projenin sadece bir "prestij abidesi" olarak kalmasına göz yumanlar, bu atıl yapının bakım ve işletme maliyetlerinin halkın omuzlarına bindireceği yükü görmezden gelmektedir.
Bu projenin onaylanmasından, yapımına kadar oluşan kamu zararını kim karşılayacak? Bu soru da akıllarda asılı duruyor. Ülkenin geçtiği ekonomik darboğazda bu ve bunun gibi "peri masalı" israf projeleri kime ne fayda sağlıyor?