Osmaniye Haberleri

Efsane Filmde Osmaniye Sürprizi. Tatar Ramazan’ın Kamera Arkasından Şaşırtan Gerçekler

1990 yapımı kült film Tatar Ramazan, Çukurova'nın otantik dokusunu yansıtmak için Osmaniye, Adana ve Tarsus'da çekilmiştir.

Türk sinemasının kült filmleri arasında yer alan ve Kadir İnanır'ın unutulmaz performansıyla hafızalara kazınan 1990 yapımı Tatar Ramazan filminin, sinema tarihindeki yerini alırken Osmaniye'ye de unutulmaz bir anı bıraktığı ortaya çıktı. Yönetmen Melih Gülgen'in, 1940'ların ruhunu yansıtmak için Çukurova'nın otantik dokusunu tercih ettiği filmin çekimlerinin önemli bir ayağının Osmaniye'de gerçekleştirildiği, yapım ekibinin kayıtları ve tanıklıklarıyla bir kez daha teyit edildi.

Çukurova Üçgeninde Bir Sinema Destanı

Kerim Korcan'ın ölümsüz eserinden uyarlanan film, adalet ve onur mücadelesini konu alırken, hikayenin geçtiği dönemin atmosferini en gerçekçi şekilde yansıtmak amacıyla stüdyolar yerine gerçek mekanlarda çekildi. Yapım ekibi, bu arayışla rotasını Çukurova'ya çevirmiş ve çekimleri Adana, Tarsus ve Osmaniye'den oluşan bir coğrafi üçgende tamamlamıştır. Filmin kamera ekibinden Ahmet Servidal'in aktardığı bilgilere göre, yaklaşık 15-20 kişilik küçük ve özverili bir ekiple, 22 Kasım 1990'da başlayan çekimler, sadece 23 günlük bir maratonun ardından tamamlandı.

Osmaniye'nin Doğal Platosu Filme Ruh Kattı

Filmin dramatik cezaevi sahneleri için Adana'daki (artık yıkılmış olan) tarihi cezaevi kullanılırken, sivil hayata dair birçok sahne için Tarsus'un tarihi evleri mekan olarak seçilmişti. Bu iki merkezin yanı sıra, filmin genel dokusunu ve Çukurova'nın o sert ve tavizsiz coğrafyasını yansıtan sahnelerin çekimlerinde Osmaniye ve çevresinin doğal platolarından yararlanıldı. Dönemin ruhunu yansıtan kasaba meydanları, tozlu yolları ve uçsuz bucaksız tarlalarıyla Osmaniye,

Tatar Ramazan'ın o unutulmaz ve gerçekçi atmosferinin yaratılmasında kilit bir rol oynadı.

O dönemki kısıtlı prodüksiyon imkanları, yönetmen Melih Gülgen ve ekibini yaratıcı çözümlere itmiş, bu da filmin en büyük gücü olan ham ve cilasız estetiği doğurmuştur. Osmaniye'nin bozulmamış dokusu, büyük set masraflarına gerek kalmadan 1940'ların dünyasını perdeye taşıma imkanı sunmuştur.

Bugün, Tatar Ramazan denildiğinde akla Kadir İnanır'ın adalet arayan kararlı duruşu gelse de, bu efsanenin her bir karesinde Çukurova'nın ve özellikle Osmaniye'nin toprağının, insanının ve coğrafyasının izleri bulunmaktadır. Bu büyük yapımın bir parçası olmak, şehrimizin kültürel mirası için önemli bir gurur kaynağı olmaya devam ediyor.