Etnik Ayrışma ve Siyasal Manipülasyon

Parçalanmış Toplumlarda Korku İktidarının İnşası

İktidar, toplumu bölerek yükselir. Tarih kitaplarının tozlu sayfaları arasında kalan bu acı gerçek, ne yazık ki bugün sofrasında ekmeği küçülen bizler için hala geçerliliğini koruyor.

Diktatörlerin ve otoriter rejimlerin en büyük süper gücü nedir bilir misiniz? Ne tank ne de tüfek! Onların en büyük gücü, “bölünmüş bir toplum”dur.

Etnik, dini veya kültürel fay hatlarıyla parçalanmış bir halk, asla ortak derdi olan “yoksulluğa” veya “adaletsizliğe” odaklanamaz. Çünkü onlara sürekli bakmaları gereken başka bir düşman gösterilir. Yüzyıllardır bu coğrafyada Türk'ün, Kürt'ün veya başka bir kökenin, sırf kimliğinden dolayı birbirine üstünlük taslamasının kime faydası oldu?
Söyleyeyim; “sadece koltuğunu sağlama almak isteyen elitlere.”

Komşu Komşuya Neden Düşman?

Daha dün aynı mahallede top koşturan çocuklar, aynı tencereden yemek yiyen komşular, siyasetçilerin o ateşli, ötekileştirici nutukları yüzünden, bugün birbirine şüpheyle bakıyor.

Mekanizma çok basit işliyor: Türk, Kürt’le kavga edecek, bu kavgadan beslenen “fırsatçı yapılar” servetine servet katacak, kürsüdeki siyasetçi hamasetle oyları toplayacak ve piramidin tepesindekiler saltanatını sürdürecek. Olan kime oluyor? Yine halka. 60 yıllık siyasi tarihimize bakın… Senaryo aynı, sadece oyuncular değişiyor.

“Beka” Dedikleri, Tencerenin Boşluğunu Örtmek İçindir

İktidar, ekonomideki kötü yönetimi, çarşı-pazardaki yangını, gençlerin umutsuzluğunu konuşturmamak için tek bir karta oynuyor: “Beka Sorunu.”

Elbette terörle mücadele edilecek, bu devletin hakkıdır. Ancak “Terörsüz Türkiye”, “Terörle Tam Mücadele”, “Dış Mihraklar”, “İç Düşmanlar” gibi sloganlar, ne zaman ekonomide işler sarpa sarsa, ne zaman enflasyon canımızı yaksa daha yüksek sesle bağırılıyorsa, orada durup düşünmek gerekir. Açlık ve adalet konuşulmasın diye, sürekli güvenlik konuşuluyor. Topluma, 100 yıl önceki “Sevr korkusu” pompalanarak, bugünkü “geçim korkusu ve adaletsizlik” unutturulmaya çalışılıyor.

Oyunu Bozmak Bizim Elimimizde

Binlerce yıl önce şehirleri yıkarak yapılan fetihler, bugün zihinleri bölerek yapılıyor. Biz ayrıştıkça, bir avuç siyasi elit lüks içinde yaşıyor. Onları körü körüne destekleyen halk ise ay sonunu getiremiyor.

Gerçek çözüm, birbirimizden korkmakta değil. Gerçek çözüm; Kürt'ün Türk'e, Alevi'nin Sünni'ye düşman edildiği bu tiyatronun perdesini yırtıp atmaktır.

Unutmayalım ki; bir diktatörün en büyük kâbusu, birbirine düşman olmuş halklar değil, “Açız, adalet istiyoruz” diye kol kola girmiş bir millettir.