1. Karaçay Mahallesi’nde Bir Düğün Hatırası ve Kadim Dostluklar
1960’lı yılların ortalarında Karaçay Mahallesi’nde düzenlenen samimi bir mahalle düğünü, Osmaniye’nin köklü komşuluk ve akrabalık bağlarını ölümsüzleştiren sıcak bir kareyle hafızalara kazındı. Objektife tebessümle bakan Halil Tekerek (forslu), Arif Ergen, Bekir Dilmen, Ethem Üstüner, Mehmet Eraslan (karadöl), Yaşar Göroğlu, Mehmet Ergen, Hasan Tekerek ve Mehmet Zıh, dönemin zarafetini ve mahalle kültürünün dayanışma ruhunu yansıtan asil duruşlarıyla kentin sosyal tarihinden paha biçilmez bir kesit sunuyor.
2. Yolların Efendileri ve Şehre Akaryakıt Taşıyan Emektar Şoförler
Eski Osmaniye’nin direksiyon başındaki unutulmaz isimlerinden Pilot Muhammet lakaplı Mehmet Kadıoğlu ile meslektaşı Ahmet Barutçu, 1960 ile 1970 yılları arasında kentin enerji ihtiyacını karşılayan cefakâr tanker şoförleri olarak hatırlanıyor. Şefik Akın’ın işlettiği akaryakıt istasyonuna yakıt ikmali yaparken kaydedilen bu tarihi enstantane, bugün yerini modern BP Aksoy istasyonunun aldığı noktada, kentin ticari hafızasının ve karayolu taşımacılığının ilk adımlarını gözler önüne seriyor.
3. Şehrin Simgesi Faytonlar
Motorlu taşıtların henüz sokakları kuşatmadığı yıllarda Osmaniye’nin şehir içi ulaşımı, nal sesleriyle yankılanan zarif faytonların ritmiyle akıyordu. Yalnızca günlük yolcu naklinde değil; gelin alaylarından sünnet merasimlerine, posta dağıtımından öğrenci servislerine kadar hayatın her alanında başrol oynayan bu nostaljik araçlar, dönemin çocuklarının hafızasında amca çocuklarıyla birlikte yaşanan coşkulu sünnet konvoylarının en tatlı hatırası olarak yaşamaya devam ediyor.
4. Ticaret Lisesi Gençliği ve 1975 Yılının İspanyol Paça Modası
Yıl 1975, adres Osmaniye Ortaokulu önü… Dönemin gençlik rüzgârını ve sokak modasını kusursuzca yansıtan 32 santimetrelik İspanyol paça pantolonlarıyla dikkat çeken Ticaret Lisesi öğrencileri, okul bahçesinde geleceğe umutla bakıyor. Merhum Ahmet Fettahlıoğlu’nun arşivinden günümüze ulaşan bu karede sağdan itibaren Yılmaz Ayten, Turan Besnek, Abidin Yalçın, Süleyman Abasıkeleş, Kerim Tülüce, Hacı Tülücü, Suat Yıldızgöz ve Metin Yalçın yer alırken, en sağda Osmaniye Lisesi mezunu Mustafa Dalkesen dönemin saç ve bıyık modasını gururla sergiliyor.
5. Kaybettiğimiz Yeşil Osmaniye
Eski tarihlerde 7 Ocak İlkokulu ve çevresinden Amanos Dağları’nın eteklerine doğru uzanan o büyüleyici manzara, kente neden yıllarca gıptayla “Yeşil Osmaniye” dendiğinin en açık belgesi niteliğini taşıyor. Doğa ile insan yerleşiminin iç içe geçtiği, betonlaşmanın henüz dokunmadığı bu dingin siluet, geçmişten bugüne kentin topografyasındaki büyük dönüşümü belgelerken görenlerin yüreğinde derin bir özlem hissi uyandırıyor.
6. 1950’li Yıllarda Bahçeli Evler, Hamam Kubbeleri ve Şehrin Zanaatkârları
1950’li yılların sakin Osmaniye’sinde 7 Ocak İlkokulu henüz tek katlı mütevazı bir binadan ibaretken, çevresindeki sokak dokusu zanaatın ve doğanın ahengini taşıyordu. Kırım göçmeni bir ailenin işlettiği iki katlı konağın yanındaki kubbeli tarihi hamam, az ilerideki Süleyman Ergen’in kömür satış barakası ve Nalbant Hüseyin Erkara’nın dükkânı gibi kentin emektar durakları; kiremit çatılı alçak yapılar, göğe uzanan kavaklar ve o kavakları saran meşhur şam üzümleriyle birlikte adeta bereketli bir vaha görünümü sunuyordu.
7. Bağdat Demiryolu’nun Tarihi Kapısı Mamure İstasyonu
Bölgenin asırlık ulaşım mirasının simgesi olan Mamure Tren İstasyonu, Dervişiye köyü sınırlarında ve stratejik Bağdat Demiryolu hattı üzerinde 27 Nisan 1912 tarihinde kapılarını açarak Osmaniye’yi dünyaya bağlayan en mühim merkezlerden biri oldu. Açılışının ilk dönemlerine, muhtemelen doğrudan 1912 yılına ait olan bu kıymetli arşiv karesi, çelik rayların ve istasyon binasının geçmişten bugüne taşıdığı tarihi misyonu sessiz bir asaletle belgeliyor.
8. Osmaniye ile Adana Arasındaki Çileli Yollar
1950’li yılların zorlu karayolu şartlarında Osmaniye ile Adana arasında mekik dokuyan emektar yolcu otobüsü, iki komşu şehir arasındaki kavuşmaları ve hasretleri taşıyordu. Otobüsün sahibi merhum Emin Küçük, direksiyondaki emektar şoför Parlak lakaplı Hüseyin Güleçöz ve yolcuların yükünü omuzlayan muavin Yüksel Özsoy, dönemin samimi insan ilişkilerini, mertliğini ve yol arkadaşlığını temsil eden tebessümleriyle Çukurova’nın ulaşım tarihine unutulmaz bir iz bıraktı.