Yüksek mahkeme, nafakanın ne kadar süre ödeneceğine her dosyada o olayın koşulları gözetilerek hakim tarafından karar verilmesi gerektiğine hükmetti.

Mevcut uygulamada nafaka alan eşin yoksulluğunun sona ermesi, haysiyetsiz bir hayat sürmesi ya da evlenmeden başka biriyle evli gibi yaşaması durumunda nafaka ancak mahkeme kararıyla kaldırılabiliyor.

Söz konusu hallerin hiçbiri yaşanmazsa ödeme yükümlülüğü bir ömür devam edebiliyor.

1 YILLIK SINIR 1988'DE KALKMIŞTI

Yoksulluk nafakası için öngörülen 1 yıllık süre sınırı, 10 Aralık 1988'de Resmi Gazete'de yer alan 3444 sayılı Kanun'la kaldırıldı ve Türkiye'de "süresiz nafaka" dönemi başladı.

Değişikliğin yapıldığı yer, eski Medeni Kanun'un 144. maddesiydi. Buna göre boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eş, kusuru karşı taraftan ağır olmadığı sürece, diğer eşin mali gücüyle orantılı ve süre sınırı bulunmayan nafaka isteyebilir hale geldi.

Düzenlemeyle özellikle ekonomik açıdan bağımsız olmayan kadınların boşanmanın ardından mağdur olmasının önüne geçilmesi hedeflendi.

Yeni Türk Medeni Kanunu 2002'de yürürlüğe girdiğinde kural değiştirilmeden 175. maddeye aktarıldı.

Taraflardan birinin ölümü, nafaka alanın yeniden evlenmesi ya da yoksulluğun sona ermesi gibi kanunda sayılan istisnalar dışında süresiz nafaka ödenmeye devam ediyor.

SÖZ ŞİMDİ MECLİS'TE

Karar, ömür boyu nafakayı tümüyle ortadan kaldırmıyor. Hangi hallerde ömür boyu nafaka verilebileceğinin kanun metninde açık biçimde düzenlenmesi gerektiğinin de altı çizildi.

Kanunda boşluk doğmasının önüne geçmek isteyen Mahkeme, iptalin yürürlük tarihini 30 Haziran 2027 olarak belirledi.

Aradaki 9 aylık dönemde yeni kuralları belirleme görevi TBMM'ye düştü.

Yorumlar
Editör Hakkında