Hatay-Hatay’ın kavurucu yaz sıcağı, Antakya ilçesi Kisecik Mahallesi’nde çalışan kadınlar için zorlu bir çalışma koşulu yaratıyor. Dışarıda hava sıcaklığı 35 dereceyi bulurken, tandır ocaklarının başında bu değer 70 ile 80 derece seviyelerine kadar çıkabiliyor.
Ekmek ve gözleme üretimi yaparak aile ekonomisine katkı sağlayan 5 kadın, sabah saat 07.00’den akşam 17.00’ye kadar süren yoğun mesailerini hiçbir şikayette bulunmadan sürdürüyor.
Tandır ateşinin karşısında kaç litre su tüketiliyor
Çalışma ortamının aşırı ısınması, emekçi kadınları yoğun sıvı tüketimine zorluyor. Tandırda yıllardır gözleme ve katıklı ekmek ustalığı yapan Ceylan Koşar, yaşadıkları durumu şu sözlerle özetliyor:
"Tandırda çalışmak sabır ve dayanıklılık istiyor. Normal bir insanın günde tükettiği 5 litre su, bizim çalışma şartlarımızda 25 litreye kadar çıkıyor. İçimizin yandığı bu anlarda buz gibi su, serinlemenin tek yolu haline geliyor."
Bölgedeki kıdemli ustalardan Şehire Koşar ise, "Dışarısı ne kadar sıcak olursa olsun, tandır başı adeta bir fırın etkisi yaratıyor; kirpiklerimizin yandığını, ellerimizin ısınan saca temas ettiğini hissediyoruz ama ekmek parası için buna katlanmak zorundayız" diyor.
Ekmek parası ateşin içinden nasıl çıkarılıyor
Geçmişte benzer zorlu koşullarda, yöredeki kadınların sadece odun ateşiyle değil, taş fırınların yarattığı bu yüksek ısıyla da başa çıkmak için çeşitli geleneksel yöntemler kullandığı biliniyor. 6 yaşından beri tandır başında olan Ceylan Koşar gibi ustalar, mesleği bir aile mirası olarak görüyor.
Emeğin en zorlu biçimlerinden biri olan tandır ustalığı, Antakya'nın mutfak kültürünü ayakta tutan kadınların gücünü yansıtıyor. Bu kadınlar, sadece ekmek değil, aynı zamanda bölge halkının damağında yer eden vazgeçilmez lezzetleri de ateşle harmanlayarak hazırlıyor.






