Haftanın ortası.
Saat sabahın körü.
Zorla yataktan kalktım. Kahvaltıya sürüklendim.
Günlerdir grip tedavisinin içindeyim, hafiften toparlıyordum… derken bir anda yine dağıldım.
Sebep?
Kahvaltıda zap yaparken ekranda Nihat Doğan belirdi.
Hani şu…
Seda Sayan’la evliliği dışında hakkında fazla bilgiye sahip olmadığımız “Türk düşünür!”.
Beyaz TV’de hükümet destekli stüdyoda, “Söylemezsem Olmaz” tadında bir program.
Eskiden Osmaniyeli Bircan Bali sunuyordu.
Programın şöhreti Osmaniye’ye bile uğrardı yani.
Kadere bak..
Konu nereden nereye savrulduysa…
Kanser meselesine geldi.
Ve büyük düşünür Doğan dedi ki:
“Benim ablama da rahim kanseri demişlerdi, Seda Hanım bize özel bir doktor önerdi, adı da profesör Filan Falanca.. gittik, başlangıç aşamasında yendik. Erken teşhis çok önemli. Bir kez daha doktor beye çok teşekkür ederim.” (çaktırmadan doktor reklamı da yapılmış oldu)
Bak şimdi sevgili Nihat…
Benim beynimde o sırada kelimeler Beymail halayı'nda.
Biri “yaz” diyor.
Biri “yazma, bunların avukatları 24 saat mesaide” diyor.
Ama bu defa farklı.
Bu defa diş bileyeceğiz ama nezaketle.
Hatta bizim komşunun küçük kızı Hilal’e anlatır gibi anlatalım.
Sevgili Nihat kardeşim…
Sıradan Türk vatandaşının kanserin ilk evresinde hastalığı fark etme ihtimali yüzde 1 bile değil.
Şöyleki, bu ülkenin gerçekleri senin düşündüğün gibi çalışmıyor:
Bir: Şehrinde hematolog bulacaksın.
İki: O hematoloğa seni sevk edecek bilgiye sahip doktor bulacaksın.
Üç: Randevu alabilmek için güçlü bir referansın olacak.
Dört: Başka şehre sevk edilirse paran olacak.
Beş: Prof. Falan Filan'a da gidebilmek için yine paran olacak...
Yani herkesin evde hazır bekleyen bir Seda Sayan’ı yok.
Yastık altında bitcoinleri yok..
Banka da milyonları yok..
Alo deyince sıra alacağın doktorları da yok..
Ben bunları nereden biliyorum ?
Biz “erken teşhis olmadığı” için
bir evladımızı toprağa verdik.
O Vakitler bir özel doktora güvenmiştik. Geç kaldı. Devlet Hastanesinde bir acil doktoru tahlillere bakıp "bu çocuk lösemi olabilir" demişti. Yani bizimkisi geç kalınmış bir şanstı.
İnsan bu ülkede sağlık sistemini yaşayarak ve acı çekerek öğreniyor.
O yüzden Nihat kardeşim…
Televizyonda bilmiş bilmiş konuşmadan önce,
bir de memleketin gerçeğine bak.
Bu toplumun çoğu
kanseri tanımıyor değil…
tanısa bile “ulaşamadığı için”
erken teşhis yapamıyor.
O yüzden bırak “büyük laflar” etmeyi…
Bu millet, o programların pırıl pırıl stüdyolarında anlatılan pembe masalları değil…
gerçeği duymak zorunda.
Ve inan bana gerçek şudur:
Herkesin bir Seda’sı yok Nihat.
Herkesin parası yok.
Herkesin torpili yok.
Herkesin yolu şanslı değil.
Ve bazen…
bizim gibi insanların elinde kalan tek şey
"Allah'tan ümit kesilmez" sözü..
Hayat bazen böyledir Sevgili Hilal anladın mı annecim...
Yanisi şu:
Paran yoksa Game Ower.
Bir konuda haklı ama.. Erken teşhis hayat kurtarır. Ne geliyorsa başımıza başı şeyleri erken teşhis edemediğimizden de olabilir.
Ne dersin Hilal iyi anlattım mı?