Toros Dağları’nın eteklerinde, Aslantaş Barajı kıyısında yer alan müze, 1946 yılında başlayan kazılarla ortaya çıkarılan eserlerin korunması amacıyla 1958’de ziyarete açıldı.
3 bin yıllık izler
Müze alanında yer alan kabartmalar, M.Ö. 8. yüzyıla tarihleniyor. Asur, Fenike ve Hitit etkilerini taşıyan taş işçiliği örnekleri, dönemin sanat anlayışını yansıtıyor. Özellikle Aslanlı Kapı ve Sfenksli Kapı’daki kabartmalar, ziyaretçilerin en çok ilgisini çeken bölümler arasında.
Alanın en önemli özelliklerinden biri de, üzerindeki yazıların hem Fenike hem de Hitit hiyeroglifi ile kazınmış olması. Bu yazıtlar, Hitit hiyeroglifinin çözülmesinde önemli rol oynadı.
Doğa ile tarihin buluştuğu yer
Karatepe-Aslantaş Açık Hava Müzesi, sadece tarihi eserleriyle değil, bulunduğu doğal ortamla da öne çıkıyor. Ziyaretçiler, çam ormanlarının arasında, kuş sesleri eşliğinde gezi yapabiliyor. Müze, yaz aylarında serin ve gölgeli yapısıyla rahat bir ziyaret imkânı sunuyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre, müze her yıl binlerce ziyaretçiyi ağırlıyor. Okulların düzenlediği gezi programlarında da önemli bir eğitim durağı olarak tercih ediliyor.
Ekonomiye katkı
Müzenin bulunduğu bölge, çevredeki işletmelere de ekonomik katkı sağlıyor. Yöresel ürün satıcıları, kafeler ve konaklama tesisleri, özellikle hafta sonları yoğun ziyaretçi akınından faydalanıyor.
Yetkililer, hem tarihi eserlerin korunması hem de ziyaretçi konforunun artırılması amacıyla düzenli bakım ve iyileştirme çalışmaları yapıldığını belirtiyor.


