Osmaniye'de Anne olmak!

Sabah saat 06:42. Alarm çalmadan uyanıyor. Çünkü içgüdü. Çünkü kadın. Çünkü evli. Çünkü Osmaniye’de gün, güneş doğmadan başlar. Gözünü açtığında ilk düşündüğü şey: "Acaba elektrik var mı?"

Kahve değil, çamaşır makinesiyle uyanıyor. Gömleği sabaha kadar suda bekletmiş, bugün artık “Allah ne verdiyse” günü. Bir yandan çamaşır askısına mandal takıyor, diğer yandan kulağında komşusunun gece boyu kavga ettiği kocasıyla ilgili dedikodu: “Ay Nurten abla valla adamı sopayla kovalamış diyorlar.”

07:30. Eşi uyanıyor. Evin başbakanı. Ama kahvaltıyı o değil, 'bakanlar kurulu' hazırlıyor: Tost makinesiyle savaş, çaydanlığa dua, yumurtaya "çatlama" tembihi… Erkek hâlâ telefon ekranında, kadın hâlâ mutfakta. Üstelik saçını hâlâ taramadı. Tarasa da ne olacak? Zaten Osmaniye rüzgarı seviyor, topuz düşmanı…

08:20. Koca gitti. Ardından kapıyı kapatırken “bugün de sağ çıktık bu evden” bakışı. Şimdi çocuk servisi bekleniyor. Biri ayakkabısını bulamıyor, diğeri tokasını. Kadın kendini değil, evdeki herkesin ruh halini yönetiyor.

10:00. “Kendime bir kahve yapayım artık” diyor. Ama kahvenin son yudumunu içerken kapı çalıyor: Kayınvalide. Üstelik haber vermeden. Zaten bu ülkede haberli gelen misafir sayısı, ayda görülen gök taşı kadar nadir.

12:00. Komşuyla balkon dedikodusu. Herkesin çamaşır ipi farklı, ama mevzu hep aynı: Gelinler, torunlar, altın fiyatları, gün sırası. “Yok ben bu sene yapmıcam, hem çok masraf hem kimse altın getirmiyor” diyerek 5 gün sonra gün yapan kadınlar ülkesi burası.

14:00. Evi süpürüyor. Halının altına süpürmüyor ama ruhunu oraya gömüyor. Çünkü ev işi bitmez. Çünkü evli kadının boş vakti diye bir şey yoktur, sadece boş sandığı dakikalar vardır.

17:00. Akşam yemeği hazırlığı. “Bugün kolay bi şey yapayım” diyerek 4 kap yemek çıkarıyor. Çünkü annesi öyle yapardı. Çünkü yarın “ne pişirsem?” sorusu yine başlayacak. Hemen ardından, “Bana yardım edeydin ya biraz” tartışması garantili.

19:30. Herkes yemeğini yedi. Kadın hâlâ mutfakta. Çünkü yemek sonrası esas konser mutfakta başlar: Tencere senfonisi, bulaşık resitali.

21:00. Oturuyor. 9 saat sonra ilk defa. Televizyon açık ama beyninin sesi daha baskın: "Kızın saçlarını taramadın, o dosyayı yarım bıraktın, kombi yine çalışmıyor, apartman aidatı yatırılmadı…"

23:00. Uyumaya çalışıyor. Düşünceler horluyor, o hala uyanık. Sabah yine aynı tempo. Ama bu kadının içinde, 3 kadın daha var: Anne, eş, kendisi. Ve üçünü de her gün, sessizce taşıyor.

Ve kimse fark etmese de, bu şehir o kadınlar sayesinde dönüyor.

Kapanış Notu:
Osmaniye'nin kadınları, güneşten daha erken doğar. Güler geçer, yorulur ama durmaz. Çünkü Osmaniye’de kadın olmak, hem komedi dizisi hem belgesel gibidir: Bir yanda kahkaha, öte yanda mücadele. Bizimkiler sessiz kahraman... Ama dikkat edin, arada tencere de fırlatırlar. Çünkü onlar sadece çay değil, sabır da demler.