KORKANLAR YAYINA GELMESİN!

“Siyasilerin cevaplarını kısa kesiyormuşum.” Evet, aynı cümleleri döndürüp programı mitinge çevirmelerine izin vermiyorum. Çünkü 80 Derece siyasi şov alanı değil, gazetecilikk programıdır.

Dün gece Hasret Gazetesi’nin 80 Derece programında CHP Eski Osmaniye Merkez İlçe Başkanı Sayın Barış Özener’i konuk ettik.

Hani bazı sözler vardır, kavgada bile söylenmez…

Ama söyleyeyim:

Almaz olaydık!

Program bitti, sosyal medyada mahkeme kuruldu. Savcı hazır, hâkim hazır, bilirkişi hazır… Karar da önceden verilmiş:

“Tetikçi!”

“Kılıçdaroğlu taraftarı!”

“Şunun adamı!”

“Bunun kalemi!”

Ne kaldıysa söylediler.

Yetmedi, bir de siyasilerin cevaplarını kısa kestiğim söylenmeye başlandı.

Peki, ne yapmalıydım?

Programı konuğun siyasi şov alanına mı çevirmeliydim?

Soruyu sorup aradan çekilmeli, aynı cümlelerin on dakika boyunca tekrar edilmesini mi izlemeliydim?

Konuğumuz sorulan soruya cevap vermek yerine kendi odaklı yaptıklarını anlatmaya başladığında, “Buyurun efendim, süremiz sizin, sabaha kadar devam edin” mi demeliydim?

Hayır.

Ben cevabı kısa kesmiyorum.

Evet

Propagandayı kısa kesiyorum.

Evet

Sorunun etrafında dönülmesini, başka konulara kaçılmasını, yayının miting kürsüsüne çevrilmesini engelliyorum.

Çünkü 80 Derece, siyasetçilerin hazırlayıp getirdiği metinleri okuduğu bir reklam kuşağı değildir.

Bizim programımızda soru sorulur.

Cevap alınır.

Cevap gelmezse yeniden sorulur.

Siyasetçi başka yere kaçarsa konuya geri getirilir.

Bunun adı “söz kesmek” değil, moderatörlüktür.

Bunun adı saygısızlık değil, gazeteciliktir.

Siyasetçiler alışmış olabilir. Bir mikrofon bulunca dakikalarca konuşmaya, sorulmayan sorulara cevap vermeye, ezberlenmiş cümlelerle kendi kitlesine mesaj göndermeye alışmış olabilirler.

Ama ben ve ekibim alışkanlığın parçası değilim.

Biz canlı yayını siyasi şov malzemesine dönüştürmeyiz.

Program bizim program değil, konuğun programı hiç değil.

Program kamuoyunun programıdır.

İzleyicinin zamanını bir siyasetçinin propagandasına teslim etmeyiz

Açık ve net yazıyorum:

Bizim tarzımız bu.

Yemiyorsa yayına gelmeyeceksin!

Ağır mı oldu?

Olsun.

Gerçek bazen ağırdır.

Canlı yayına çıkmak yalnızca konuşma cesareti değildir. Soru duyma, eleştiriye katlanma ve verdiğin kararların arkasında durma cesaretidir.

Sadece kendi istediği soruların sorulacağı program arayan siyasetçi, gazeteci aramıyordur.

Sunucu arıyordur.

Alkışçı arıyordur.

Halkla ilişkiler elemanı arıyordur.

Kendisine yağ çekecek bir mikrofon tutucusu arıyordur.

Kusura bakmasınlar…

O ben değilim.

“Herkes yayına geliyor mu?” diye soranlar olabilir.

Hayır, gelmiyor.

Gelmeyenler oldu.

Davet edildiği hâlde bahanelerin arkasına saklananlar oldu.

Son anda vazgeçenler oldu.

Soruları duyacağını anlayınca uzak duranlar oldu.

haber vermeden gelmeyenler oldu..

Bu nedenle bütün eleştirilerimiz bir tarafa, Sayın Barış Özener’i ve geçen hafta gelen Av. Rıza Tekerek'i cesaretinden dolayı Hasret Gazetesi adına kutluyoruz.

Geldiler.

O koltuğa oturdular.

Soruları dinlediler.

Cevap verdiler.

Zaman zaman gerilim yaşansa da yayından kaçmadılar.

İşte siyasetçinin yapması gereken budur.

Söylediklerine katılırsınız veya katılmazsınız. Verdiği cevapları yeterli bulursunuz veya bulmazsınız. Ama soruların karşısına çıkma cesaretini gösterdiler.

Bunu teslim etmek gerekir.

Fakat bir siyasetçinin cesaretini takdir etmek başka, ona yağ çekmek başkadır.

Biz kimseyi stüdyoya çağırıp parlatma sözü vermiyoruz.

Kimseye “Sizi üzmeyeceğiz, zor soru sormayacağız, rahat olun” demiyoruz.

Çünkü burası terapi odası değil.

Burası 80 Derece!

Daha önce CHP Osmaniye İl Başkanı Sayın Rıza Tekerek’i konuk ettik. Ona sorduğum sorular nedeniyle “Özgür Özel yandaşı” ilan edildik.

Şimdi Sayın Barış Özener’i konuk ettik. Bu kez de “Kemal Kılıçdaroğlu taraftarı” olduk.

Dün Özgür Özelciydik, bugün Kılıçdaroğlucu…

Bu hızla gidersek yarın CHP Genel Başkanlığına aday gösterirler!

Şaka bir yana, iki taraftan da suçlama gelmesi bizi rahatsız etmedi.

Aksine mutlu etti.

Çünkü yalnızca bir taraftan övgü, diğer taraftan küfür gelseydi kendimden şüphe ederdik.

“Acaba birilerinin değirmenine su mu taşıyoruz?” diye düşünürdük.

Ama bir taraf bizi Özgür Özelci, diğer taraf Kılıçdaroğlucu ilan ediyorsa doğru yerde durmuşuz demektir.

Herkes bilsin:

Biz kimsenin bilmem nesi değiliz.

Kimsenin adamı değiliz.

Kimsenin sözcüsü değiliz.

Kimsenin tetikçisi değiliz.

Kimsenin siyasi hesabının, parti içi kavgasının ve koltuk mücadelesinin parçası değiliz.

Olmadık.

Olmayız da.

Bizim herhangi bir siyasetçiye sadakat borcumuz yok.

Bizim borcumuz izleyiciye, okura ve kamuoyuna.

Hasret Gazetesi, bu şehirde yayın hayatını sürdüren en eski gazetedir.

Bu geçmiş yalnızca övünülecek bir tarih değildir.

Aynı zamanda ağır bir sorumluluktur.

Hasret Gazetesi bu sorumluluklarının farkındadır.

Bu şehrin siyasetçisine de bürokratına da belediye başkanına da parti yöneticisine de gerektiğinde soru sormak zorundadır.

Çünkü gazetecilik makam sahiplerini rahat ettirme mesleği değildir.

Gazetecilik, halk adına o rahatlığı bozan meslektir.

Biz de bilirdik yalandan yere yağ çekmeyi…

Biz de bilirdik konuğu göklere çıkarmayı, hazır soruları önüne koymayı, cevap verirken başımızı sallamayı…

Biz de bilirdik programın sonunda “Muhteşem açıklamalar yaptınız” deyip fotoğraf çektirmeyi…

Bunların hepsini bilirdik.

Ama onların adı gazetecilik değil.

Onların adı reklamcılık.

Onların adı halkla ilişkiler.

Onların adı siyasi amigoluk.

Bizim işimiz başka.

Bu nedenle son kez söylüyoruz:

80 Derece’ye gelen kişi soru duyacağını bilecek.

Cevap vermek yerine nutuk atarsa sözü kesilebileceğini bilecek.

Konuyu değiştirmeye çalışırsa yeniden aynı soruyla karşılaşacağını bilecek.

Çelişkili konuşursa o çelişkinin önüne konulacağını bilecek.

Bundan rahatsız olan gelmeyebilir.

Kimseyi zorla koltuğa oturtmuyoruz.

Korkan kapısının önünden bile geçmesin.

Ama gelen de sonradan “Neden zor soru soruldu?” diye ağlamasın.

Çünkü tabelada ne yazdığı belli:

80 Derece.

Burada yağ çekilmez.

Burada siyasi şov yapılmaz.

Burada soru sorulur.

Ve korkmadan sorulmaya devam edilir.


Yiyen gelir, yemeyen Facebook da yazar da yazar..

Basın bayramı imiş bugün. Gülelim eğlenelim. Çiçekler gönderelim.

Hadi iyi bayramlar...

Sana da Pişkin Pişkin sorular arkadaş...

(self.SWG_BASIC = self.SWG_BASIC || []).push( basicSubscriptions => { basicSubscriptions.init({ type: "NewsArticle", isPartOfType: ["Product"], isPartOfProductId: "CAow9Y_gCw:openaccess", clientOptions: { theme: "light", lang: "tr" }, }); });