Meçhul Edilen O Çocuğun Hikâyesi Neden Unutuldu?

Bir Çocuk Ölür, Dünya Ölür

Bir çocuk ölür, insanlık ölür, doğa ölür. Bir çocuk öldürülür ve dosyaya “faili meçhul” damgası vurulur. Oysa fail bellidir, yalnızca “meçhul” edilmiştir.

Şimdi “yine ne saçmalıyor bu adam” diyenler olabilir. Olsun da. Çünkü arada gerçekten saçmalamışlığımız vardır. Ama bu mesele saçmalık değil, ülkenin en karanlık yüzüdür.


Hatırlıyor musunuz? Diyarbakır’da öldürülen o küçük çocuğu… Ünlüsünden ünsüzüne herkes mezarına koşmuş, “selfie” çekip sosyal medyada paylaşmış, “çok üzüldük” pozu vermişti. Mezarına beyaz bir ayı bırakılmıştı. İşte o kızın adı Narin’di.

Çoğunuz şimdi şak diye hatırlayamadı, biliyorum. Çünkü insanız. Çünkü bu ülkede gündem öyle hızlı değişiyor ki, kan ve gözyaşına öyle alıştırılıyoruz ki, küçücük bir kızın “meçhul” edilmiş cesedinin adını kimse önemsemiyor.

Ama ben söyleyeyim: O güzel gözlü çocuğun adı: Narin.


Narin’in cesedi Diyarbakır’ın çorak topraklarında yatıyor. Katili, azmettireni hâlâ belirsiz. Televizyon ekranlarında “failler en kısa sürede yakalanacak” diye feryat eden siyasiler de şimdi meçhul oldular.. “Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan” şarkısını bilirsiniz. Narin’in hikâyesi de böyle oldu: Meçhule giden bir çocuk cesedi…

Annesi, amcası, kardeşi, cesedi taşıyanı… Hepsi hapiste. Ama kim emir verdi? Kim delilleri kararttı? Nasıl ve neden karartıldı? Aslında herkes katili biliyor. En azından neden öldürüldüğünü biliyor. Ama o delil dediğimiz şey ortada olmadığından, yargının da eli kolu bağlı kalıyor.


İleride katillerden biri çıkar da “itiraf” eder mi, bilmiyorum. Belki de yaşı en küçük olan üzerine yalan bir hikâye alır. Ama asıl sorum şu: Devlet bir gün çıkıp itiraf edecek mi?

“Biz avuç içi kadar bir köyde minicik bir çocuğun cesedini bulamadık. Çünkü…”

Bu “çünkü” kelimesinin arkasına koyacak bende binlerce kelime var aslında. Ama açıklamayı yapması gereken ben değilim, devlettir.


Narin… Narin… Narin…

Beynimize kazıyalım. Unutmayalım, unutturmayalım. Mezarına gidip fotoğraf çektirmekle olmaz bu iş. Gerçek adalet, ancak hatırladıkça ve unutturmadıkça gelir.