ATV’de Var Mısın Yok Musun diye bir yarışma var. Esra Erol soruyor:
“Yarışmadan sonra hayatınızda ne değişti?”
Yarışmacı kadın cevaplıyor:
“Öncelikle ailem benimle gurur duyuyor. Onlara gurur yaşattım.”
Sonra bir de ekliyor:
“Ben de kendimle gurur duyuyorum.”
İyi de ablacığım, ne yaptın da gurur duyuyorsun?
Gurur dediğin şey bu olmasa gerek öyle değil mi? Yoksa ben mi yanlış biliyorum!
Bilimsel buluş mu yaptın? Kitap mı yazdın? Olimpiyat madalyası mı aldın? Dünyayı mı kurtardın?
Tek yaptığın, televizyon programında önündeki kutuyu açmak!
Önündeki kutuyu açmak sanırım maharet isteyen bir yetenek değil. ne dersin?
Sıfır zeka gerektiren bu işi yapıp bununla gurur duymanın neresi başarı?
Daha komiği, seni televizyonda görünce millet fotoğraf çektirmek için sıraya giriyor ya.
Neden?
Ne yaptın da hayran olunacak bir insan oldun?
Bir diğeri de 50 yaşındaki başka bir yarışmacı “İnsanlar artık benimle fotoğraf çektiriyor” diyor.
Benim aklım ermiyor.
Bizim toplumda galiba başarı ölçüsü değişti.
Bir şey üretmene, yazmana, çalışmana, sanat yapmana, bilim üretmene gerek yok.
Televizyona çık.
Bir kutu aç.
Sonra da “Ailem benimle gurur duyuyor” de.
Ne diyelim...
Her emeklinin, bu maaşla hayatını sürdürerek, kendiyle gurur duyması gereken bu dönemde
Kimleeeerrrr kimlerle beraber ne gururlar duyuyorlar..
Aklım almıyor..
Yeni Türkiye’de demek ki;
Kutuyu açtın mı, olay tamam..
Elbette kutunun türü de önemli!
(Sevgili okur ben demedim.. Sen içinden dedin -ayakkabı kutusu mu ?- diye..
Çekemem şimdi Silivri milivri.. )
Neyse… Kutular açılır, program biter.
Asıl mesele, bizim hâlâ neye, neden, niye alkış tuttuğumuzu bilmeyişimiz.
Hadi
Açacak kutunuz bol olsun..
İyi hafta sonları ..