Anıtkabir'deki o heybetli lahdin, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ebedi istirahatgâhının kalbinin, Osmaniye'den kopup gelen bir parça olduğunu biliyor muydunuz? Bu, sadece bir taşın değil; bir şehrin, Amanos Dağları'nın zirvelerinden Ankara'ya uzanan insanüstü bir emekle ulusal tarihe vurduğu onur damgasının hikayesidir. Osmaniye için nesiller boyu sürecek bir iftihar vesilesi olan "Osmaniye Kırmızısı"nın yolculuğu, kentin sarsılmaz bağlılığının en somut kanıtı olarak tarihe geçmiştir.

Türkiye Aradı, Osmaniye Cevap Verdi: "Osmaniye Kırmızısı"nın Doğuşu
Her şey, Anıtkabir'in inşa sürecinde, lahitte kullanılacak en anlamlı taşı bulma arayışıyla başladı. Bayındırlık Bakanlığı'nın Türkiye'deki tüm valiliklere gönderdiği yazıya yüzlerce yanıt geldi. Ancak o dönem Adana'ya bağlı bir ilçe olan Osmaniye Kaymakamlığı'nın gönderdiği taş numunesi, canlı kırmızı rengi ve dokusuyla komisyonu kendine hayran bıraktı. Oybirliğiyle seçilen bu taş, geldiği toprakların adıyla literatüre "Osmaniye Kırmızısı" olarak kazındı ve bir şehrin kaderini değiştirdi.

Çağşak Köyü'nden Ankara'ya 40 Tonluk Gururun Zorlu Yolculuğu
Karar verilmişti ancak en zorlu kısım yeni başlıyordu. Lahit, Osmaniye Çağşak Köyü yakınlarındaki Kınalıçınar mevkiinde, Amanos Dağları'nın (o zamanki adıyla Gavur Dağları) eteklerindeki bir ocaktan çıkarılacaktı. Yaklaşık 50 tonluk ham blokun, dönemin ilkel şartlarıyla dağdan indirilmesi tam bir mühendislik ve irade destanıydı. Bu tarihi görevde alın teri döken Süleyman Toprak, Hasan Yalman ve Muzaffer Çam gibi işçilerin isimleri, bu onurlu görevin kahramanları olarak anılmaktadır. Devasa kaya, büyük zorluklarla en yakın tren istasyonu olan Mamure'ye taşındı ve özel vagonlarla Ankara'ya doğru tarihi yolculuğuna uğurlandı. Ankara'da Kayserili taş ustası Hacı Mustafa Kuranel'in ellerinde son şeklini alarak 40 tonluk yekpare bir anıta dönüştü.

Bir Şehrin Onuru: Osmaniye'nin Kalbinde Yaşayan Miras
Atatürk'ün ebedi istirahatgâhına kendi toprağından bir parça göndermek, Osmaniyeliler için her zaman en büyük gurur kaynaklarından biri olmuştur. Bu gurur, bugün şehirde somut bir şekilde yaşamaktadır. Anıtkabir'deki lahitle aynı bloktan kesilen bir parça, Osmaniye Ticaret ve Sanayi Odası (OTSO) binasının önünde gururla sergilenerek bu ölümsüz hatırayı gelecek nesillere aktarmaktadır.
Osmaniye Valisi Dr. Erdinç Yılmaz da bu anıtın önemini, "'Osmaniye Kırmızısı' isimli mermerin ilimizden gönderilmiş olması şehrimiz adına bir gurur vesilesidir" sözleriyle vurgulamıştır. Taşın manevi değeri o kadar büyüktür ki, aynı ocaktan çıkarılan bir başka bloğun yasa dışı yollarla satılmaya çalışılırken yakalanıp koruma altına alınması, onun artık sadece bir mermer değil, korunması gereken ulusal bir miras olduğunun altını çizmektedir.
Bugün Anıtkabir'i ziyaret eden milyonlar Şeref Holü'ndeki o görkemli lahde baktığında, aslında Osmaniye'nin sarsılmaz bir iradeyle dağlarından kopardığı kalbini, Ata'sına duyduğu minnetle nasıl sunduğunun ölümsüz hikayesini görmektedir.
İşte Osmaniye Kırmızısı'nın çıkarıldığı köy:




