Amanosların eteklerine kar yağmış, Keldaz’ın tepesine aklar düşmüş te soğuğunu ve poyrazını Osmaniye’de yaşayanlar çekiyor.
Bu günlerde kiminle karşılaşsam veya telefonla görüşsem bir grip salgını olayını öğreniyorum.
Hava kirliliğinden mi, stresten mi, dengeli beslenememekten mi, gıdasız kalmaktan mı, yoksa virüslere karşı dayanıksızlığımızdan mı merak ediyorum!
Çok merak etmek, araştırmak ve gündeme getirmenin tehlikelerini en iyi biz gazeteciler bilir!
Bugün 10 Ocak “Çalışan Gazeteciler Günü”, yine çalışıyoruz, yine görevdeyiz, yine yağmur, çamur ve karlı havalarda halkın sorunlarını dile getirme uğruna sahalardayız!
Telefon açarlar veya mesaj çekerler, gazeteciler günümüzü kutlayanlar olur! Yıl boyu sokakta gördüklerinde selam vermeyenler, gazetelerimizin nasıl yayınlandığını sormayanlar bugün bizleri anımsarlar!
O da güzel, yılda bir gün de olsa anımsanmak, mesleğimizin bilincinde olanlara teşekkür ediyoruz!
Siyasette veya STK seçimleri öncesinde, “Değerli basın mensupları!...” diyerek konuşmalarına başlayanların kaçı bugün bizlerin meslekteki görevlerini anımsayacaklar onu merak bile etmez oldum!
Çünkü son süreçte, işleri düştüğü zaman selam verenlerin, bir gazeteciyi Adliye koridorunda karşılaştığında sırtını dönerek görenlere rastlamaya başlar oldum!
Bir gazeteci 25-30 yıllık meslek hayatında yüzler-binlerce haber yaparak halkın sorunlarını dile getirirken, ardından emekliye ayrıldığında “en düşük emekli maaşı” ile geçinmek zorunda kalıyor!
Siyasilerin haberlerini yapıyoruz, Milletvekili seçiliyorlar ve TBMM’ne geldiklerinde aldıkları maaşlara baktığımızda bir gazetecinin aldığı asgari ücretin kat kat fazlasını aldığını görüyoruz!
Gözümüz yok onların maaşlarında, ancak bir dönemin ardından emekli olduklarında aldıkları maaşlar da emekli bir gazetecinin aldığı maaşın yine kat kat fazla olduğu olayına tanık oluyoruz!
TBMM’de Milletvekillerinin maaşlarına zam yapılırken tüm parmaklar havaya kalkarken, emeklilerin maaşlarının “açlık sınırının üzerinde olması” yönündeki tekliflere gelindiğinde neden bu parmakların ancak üçte birini görebiliyoruz!?
Mesleğimde 50’nci yılımı doldurduğum halde halen emekliye ayrıldığım halde çalışan bir basın emekçisiyim. SSK’da basın işçisi olarak aldığım en son emekli maaşımın 16 bin 881 Tl olduğunu söylersem, yıllarca haberlerini yaparak TBMM’de gitmelerini sağladığımız Milletvekillerinin bir dönem sonrasında emekliye ayrıldıklarında aldıkları maaşlardaki “Adaletli” olup olmadığı aklımı karıştırıyor!
Meslektaşlarımın bulundukları şehirlerde bir yıl boyunca, o şehrin tüm Milletvekillerinden daha fazla yaşadıkları şehre hizmet verdiklerini düşünüyorum.
Özellikle iktidar partisi Milletvekillerinin, kendi şehirlerinde “taraflı hizmet” anlayışı içerisinde davranış gösterirken, benim meslektaşlarım tarafsızca haber yapmaya özen gösteriyor!
Bugün 10 Ocak, “Çalışan Gazeteciler Günü” değerli meslektaşlarımın günlerini kutlamak yeterli midir!? Yazdıklarından ve konuştuklarından dolayı kaç meslektaşım mahpushanelerde yeniden mesleğine dönmeyi bekliyor!?
Çekinerek sözcükleri kullanmak, hangi sabah ansızın evinden alınacağını düşünerek yaşamak, çalıştığı işyerinde patronları tarafından “haberlerine engel olunması!” olaylarının yaşanıp yaşanmadığını düşünmekle günleri geçen meslektaşlarıma bugün sadece başarı ve dirençli günler diliyorum!...