Son günlerde kulağımıza fısıldanan bir laf var:
“Osmaniye büyükşehir olabilir.”
Cümle böyle kurulunca insanın aklına ister istemez şu geliyor:
Bu bir müjde mi, yoksa süslü bir bela mı?
Türkiye’de bir yerin başına gelebilecek en “parlak” ama en pahalı etiketlerden biridir büyükşehir.
Bir gecede çağ atlayacağımız, her sokağa hizmet yağacağı, refahın musluklardan akacağı anlatılır.
Gerçekte olan şudur:
Yetki yukarı çıkar, dert aşağıda kalır.
Köy Gitti, Mahalle Geldi… Ruh Nerede Kaldı?
Diğer illere bakalım...
Büyükşehir yasasıyla köy diye bir şey kalmadı.
Adı “mahalle” oldu ama ruhu mezara kondu.
Köyün merası, tarlası, taşınmazı vs...
Artık köylünün değil. Dosya halinde belediyenin malı oluverdi..
Eskiden muhtar vardı, yetkisi vardı.
Şimdi muhtar var ama sadece tabela.
Sorunun mu var?
İlçeye git.
Olmadı büyükşehre yaz.
Olmadı bekle.
Beklemek bu sistemin en istikrarlı hizmetidir.
Büyükşehir = Büyük Vergi
Kimse dürüstçe söylemedi ama büyükşehir demek daha fazla ödeme demek.
Emlak vergisi iki kat.
Çevre temizlik vergisi kabarık.
Ruhsatlar, izinler, harçlar şehir tarifesi.
Köyde ahır yapanla şehir merkezinde plaza diken aynı kefeye kondu.
Adı eşitlik.
Sonucu adaletsizlik.
Su: En Sessiz Ama En Sert Darbe
Büyükşehirlerin en iyi bildiği iş suya zam yapmaktır.
Önce “bir süre indirim” denir.
Sonra fiş çekilir.
Hayatında asfalttan çok toprak görmüş insana, şehir merkezinin su faturası kesilir.
Musluk aynı.
Kuyu aynı.
Ama bedel fahiş..
Çünkü sistem kırsalı değil, kasayı düşünür.
Tarım ve Hayvancılık: Kentsel Alan Gerekçesiyle Tasfiye
Mahalle oldun mu, geçmiş olsun.
Ahır koku yapar.
Hayvan hijyen sorunu olur.
Tavuk bile sorun sayılır.
Hoop gel zabıta..
Bir zamanlar üretim olan yerler, artık “imar potansiyeli”.
Toprak ekip biçilecek alan olmaktan çıkar, rant alanı olur.
Tarım susar.
Beton konuşur.
Büyükşehir sistemi vatandaşı labirente sokar.
Diyelim olduk..
Yol kimin?
İlçe mi, büyükşehir mi?
Kanalizasyon kimin?
Park kimin?
Vatandaş mekik dokur, dilekçe eskir, sorun yaşlanır.
Hizmet merkezde parlar, uzakta solar.
Beldeler Kapanır, Yerel Siyaset Susturulur
Yerel temsil kökten budanır..
Eskiden bir belde başkanıyla çözülen iş, şimdi toplantıdan toplantıya sürünür.
Yerel ihtiyaç dosya olur.
Dosyalar raf olur.
Raflar tozlanır.
Büyükşehir;
köylü için uzaklık,
üretici için baskı,
vatandaş için fatura,
yerel için sessizliktir.
Adı büyük, etkisi merkezci.
Işığı vitrine düşer, gölgesi kırsala.
Sorulması gereken soru şudur:
Gerçekten büyüdük mü, yoksa sadece yönetim mi büyüdü?
Benim gördüğüm net:
Büyükşehir oluruz amaaaa;
Yerinden yönetimi kaybederiz...
Hep beraber kaybederiz..
Doğayı, suyu, merayı, tarlayı, ahırı...
Bazen hayırda da şer vardır dedikleri de bu olur...
Filmin sonunda büyükşehir olursak
3-5 sene içinde hepimizin dilinde şu şarkı olur:
"Kendim ettim, kendim buldum..."
Hadi kalın sağlıcakla