Osmaniye de insanlığın büyük mirası..

Bu miras, dokuz bin yıldır sürekli yerleşim ve üretim yeri olan Domuztepe / Pınarözü / Düziçi / Osmaniye'dir. Domuztepe, Osmaniye / Düziçi kenti sınırları içinde, Ceyhan ırmağı kenarında, Çerçioğlu köyü yakınlarında elli bin metrekare alanda (belki daha büyük) sürekli yerleşim yeri olan bir kült (ler) merkezi.

1946 yılında Prof. Dr. H.Th. Bossert, Halet Çambel ve Adana Müze Müdürü Naci Kum tarafından Karatepe’ye yapılan ilk inceleme gezisinde bu harabeye ait esas şehrin Ceyhan Nehri’nin karşı kıyısında, üzeri baştanbaşa meşelik ve çalılıklarla kaplı alanda olduğu ekiplerce kayıtlara düşülmüştü. Karatepe’de devam eden kazılar esnasında kazı ekibinden Prof. Dr. Bahadır Alkım tarafından incelenen bölgeyle ilgili, daha sonra 1983 yılında yapımına başlanan Aslantaş barajı nedeniyle zorunlu olarak kurtarma çalışmalarına başlandı.

Th. Bossert ve Bahadır Alkım’ın 1947 ilkbaharında Domuztepe’ye yaptıkları ilk ziyareti B. Alkım şöyle anlatır: "Domuztepe'ye ilk vardığımızda, Karatepe'de ne görmüşsek, burada da aynısını gördük." Örnek olarak Karatepe’yle aynı zamanda ve aynı ustanın elinden çıkmış Hayat Ağacı, kapı aslanları, heykel kaideleri ve pek çok değerli olgu bulunmaktadır. 1946’da tespitlenmiş, uç görüntüler var.

1952 kazı çalışmaları yamaçtaki yerleşimi ortaya çıkardı. Bilim insanı Bahadır Alkım anlatmaya devam ediyor: Bu taraçalardan genişlikleri fazla olmayıp düzce olanların bazılarının I. Neolitik dönemde (M.Ö. 7. bin sonu - 6. bin başları) yerleşim alanı olarak kullanıldığı, ancak birçoğunun M.Ö. 2000 yıl temelleri tarafından tahrip edildiği belirlendi. Burada ele geçen çanak çömlek ve yontma taş aletlerinin, Yümüktepe - Suriye - Güneydoğu Anadolu’nun bilinen en eski çanak çömlek buluntularıyla benzeştiği ortaya çıktı.

Taraçaların bulunduğu düzlemde tarih öncesi döneme ait ikinci bir kültür katmanına ait kalıntılara rastlandı. Son Kalkolitik - İlk Tunç Çağı geçiş dönemine ait bu kalıntıların (M.Ö. 4. bin sonu - 3. bin başı) oldukça tahrip edilmiş olduğu tespit edildi. Bu döneme ait bir duvar ve bir de çukur bulunabildi. Çanak çömlek ve diğer buluntuların daha çok Mezopotamya, Güneydoğu Anadolu’nun Obeid - Uruk dönemi ve Sakçagözü tabakasıyla yakından benzeştiği anlaşıldı.

Tespit edilen bir diğer evrenin ise Domuztepe’nin esas büyük yerleşmesine ait (M.Ö. 2. bin başı - M.Ö. 6. yy. ilk yarısı) olduğu anlaşıldı. Özellikle M.Ö. 2. bin yılının hemen başlarında yamacın her yerinin set duvarları üzerine yerleştirilmiş yapılarla dolu olduğu anlaşıldı.

1946’da Karatepe çalışmaları ekiplerince yüzey araştırmaları yapıldı. Yüzey araştırmaları bile çok dolu ve heyecan verici olgularla doluydu. Bir miktar ağaçlar temizlendi. Bazı heykeller ve olgular açığa çıkartıldı. Sonra 1983 yılında Aslantaş barajı su tutacak ve bir kısım alan ve değerli eserler su altında kalacaktı. Domuztepe kült merkezinin çeşitli yerlerine sondajlar yapıldı. Hızlı bir kazılar başladı. İlk etapta sekiz ana katmandan oluşuyordu bu yerleşim yerleri. O kadar değerli eserler vardı ki hangisine koşulacağına şaşırıldı. Ayrıca bu kadar geniş bir alanda ve açıkta bile ya da yapılan kısıtlı sondajlarda görülenler bile olan kült belgelerinin çok azıydı.

Prof. Dr. Bahadır Alkım, Prof. Dr. Halet Çambel’in, Murat Akman’ın tespitlerine ve yayınlanan raporlarına göre, bu büyük kentte görülen yerleşimler M.Ö. yedi (7) bin yıl önceye tarihlendi. Yani günümüzden dokuz bin yıl önceye tarihlendi. (Not: Bize öyle geliyor ki eğer daha teknik sondajlar yapılsa, kazılar yapılsa daha eskiye gidecek.) Ve bu devasa insanlık mirası öylece terk edildi. Gelen geçen defineciler, etrafı delik deşik ediyorlar.

Bu dokuz bin yılda kim bilir hangi kavimler ve kültürler geldi geçti. Hangi diyoruz ama, belli başlılarını sayabiliriz: Anadolu Türk beylikleri, Bizans-Roma dönemi, Helenistik dönem, Geç Hitit dönemi, Hurriler (Kizzuvatnalılar), Luviler, Urukigina ve Hattiler (bilinen, bilinmeyen Anadolu uygarlıkları).

Biz şu anda burası hakkında daha geniş konular yazmayacağız. Ancak bu önemli uygarlık merkezinin kazılmasını ve değerlendirilmesini istiyoruz. Bir konuyu vurgulayalım: Günümüzden üç bin yıl önce Karatepe – Aslantaş bölgeyi (hiç olmasa yakın bölgeyi) korumak amacıyla kurulmuş bir karakol ve ordu karargahıdır. Peki, bu karargahın yakınlarda koruduğu kentler hangileridir? Bu kesinlikle İrenepolis (Domuztepe) ve Kastabala’dır.

Domuztepe bu kült merkezinin şimdiki adıdır. Beş bin yıl önceki Gılgamış destanındaki adı Sedir Dağı (Katran dağı), Tanrılar dağı, Erana uygarlığı Dağı ve daha sonraları da İrene polis yani İrene (Erana) bölgesi.

Bu Domuztepe kült ve uygarlık merkezinin coğrafi yapısı hakkında birkaç söz edelim. Bölge Ceyhan nehri kenarında ve de hemen arkasından gelen Sabun çayı bitişiğinde. Zaten bölgenin bir adı da Pınarözü yani ırmak, çay, pınarların suladığı bölge. Bu ırmaklar orasının savunmasına da katkı sağlıyor. Bölgenin şimdiki adı Düziçi, yani sulak, verimli, tarıma ve hayvancılığa uygun verimli ovalar. Bölgenin yüksekliği beş yüz metre. İnsanlar Ceyhan ırmağı inişine yarım saat yürüse çok daha ılıman bölgeye iner. Bu Domuztepe ve Pınarözü'nden yarım saat yukarı dağa yürüseler, Amanos Dağları'nın çok verimli, serin ve havadar alanlarıyla karşılaşırlar.

Burasıyla ilgili bir belgeyi yazalım. M.Ö. 50-51 yılında Romalı Çiçero Kilikya valisi olur ve bu adını söylediğimiz uygarlık merkezine bir sefer düzenler. Bölgeyi 57 günde ancak alabilir. Bölge öylesine zengin ki buradan alınan ganimetlerle Roma imparatorluğu bütün açıklarını kapatır. (Roma'ya mektuplar, Çiçero)

Bu Domuztepe uygarlığı dokuz bin yıllık tarihiyle Konya'daki Çatalhöyük ve Diyarbakır'daki Çayönü'yle aynı zamandaş ve aynı altın boynuz uygarlıkları içerisindedir. Uzmanlar, Domuztepe – Pınarözü kült merkezinin M.Ö. 7.500 yıl önceye gittiğini yani günümüzden 9.500 yıl önce başladığını söylüyor. Bu bilim insanlarına saygılıyız ancak daha kazı yapılmadı ki. Eğer kazı yapılsa belki de bin, iki bin yıl daha eskiye gidecek. Yani belki de on bin yılı geriye gidecek. Göbeklitepe ile zamandaş olacak.

Bu Domuztepe uygarlığı da hiç olmazsa Çayönü ve Çatalhöyük gibi kazısı yapılmalıdır. Bu büyük değer gün yüzüne çıkartılmalıdır. Bu insanlığın büyük mirası Osmaniye bölgesi içinde çok anlamlı olacaktır.

Dipnot:

Bu Domuztepe- Pınarözü kült merkezinden arkadaki Amanos Dağlarına Hodu yaylasına doğru yürüyüp dağın doğu eteklerine üç (3) saatte varırsınız. İşte Domuztepe- Pınarözü bölgesinin tam simetrik Türkoğlu tarafında gene adı da Domuztepe olan bir kült merkezi daha vardır. Ki bu Domuztepe de aynı dağın batı tarafında ki sözünü ettiğimiz kült merkeziyle aynı zamanlarda ve çok değerlidir.

İbrahim Çenet Kimdir?

1949 yılında Osmaniye Çardak köyünde doğdu. İstanbul Üniversitesi'nde hukuk, Fransa Sorbonne'da filoloji, dil ve edebiyat, İsveç'in Malmö Üniversitesi'nde ekonomi okudu. Osmaniye'deki Halk Bilimleri Akademisi'nin kurucusu ve yürütücüsüdür. Özgür Film Festivali, Özgür İnsan ödülü düzenleyicisidir. Çardak yayınlarının kurucusudur. Beş yıldan beri Osmaniye'de yayınlanan ‘yerelde ki evrensel‘ adlı aylık (online) bilim, halk bilim, tarih, arkeoloji ve toplumsal coğrafya dergisinin kurucu ve yöneticisidir. İbrahim Çenet’in yayınlanmış otuz (30) kadar eserleri vardır. Belgesel filmler yapım ve yönetmenidir. Şairdir, resim ve tablolar yapmaktadır. İbrahim Çenet, emperyalizme ve onların soyguncularına yandaşlık yapmayan, özgür, emekten ve halktan yana bir Çardak köylüsüdür. Tarım, meyve ve hayvancılıkta üretim yapan bir insan. Evli, üç çocuklu, torunları olan bir insandır.