Anadolu'nun güney sınırlarında, Akdeniz'e açılan ticaret yollarının ve verimli Çukurova düzlüklerinin kesişim noktasında yer alan Osmaniye (tarihi adıyla Cebel-i Bereket), sanıldığından çok daha kozmopolit ve çarpıcı bir geçmişe sahip. Uzun yıllardır dilden dile dolaşan "Osmaniye'de Hristiyan veya Yahudi köyü var mıydı?", "Alevi-Tahtacı köyleri dağlara neden çekildi?" gibi soruların yanıtları, Osmanlı arşivlerinden gün yüzüne çıktı. İşte imparatorluktan Cumhuriyet'e, Osmaniye ve çevresinin etnodini haritası ve sarsıcı tarihsel yerleşim dinamikleri...

İsim Benzerliği Mi, Büyük Sır Mı Osmaniye'deki Yahudi Köyü İddiasının Perde Arkası

Bereketin ve Salgının Toprakları: Cebel-i Bereket'in Doğuşu

Osmaniye bölgesinin tarihsel serüveni, coğrafya ile insanın amansız mücadelesiyle başlıyor. 1840 yılına kadar Halep Vilayeti'ne bağlı olan ve "Üzeyr" ya da sahildeki etkinliği sebebiyle "Payas" olarak anılan bölge, tarımsal potansiyelinden ötürü "Bereketdağı" anlamına gelen Cebel-i Bereket ismini aldı. Ancak bu bereket, büyük bedeller talep ediyordu.

Osmanlı'nın 1865-1866 yıllarında yürüttüğü Fırka-i İslahiye harekatı ile bölgedeki göçebe unsurlar zorunlu iskana tabi tutuldu. Ziraate açılan devasa düzlükler, bölgenin geleneksel "yılkı atı" kültürünü bitirerek yerini İngiliz atlarına bıraktı. Fakat açılan sulama kanalları ve genişleyen bataklıklar, Osmaniye'nin kaderini değiştiren en büyük düşmanı doğurdu: Sıtma. Salgın hastalıklar ve yüksek bebek ölümleri nedeniyle ovalardan kaçan halk, çareyi Amanos Dağları'nın yüksek yaylalarına çekilmekte buldu. Bu ekolojik refleks, bölgenin demografik haritasını baştan aşağı yeniden çizecekti.

İsim Benzerliği Mi, Büyük Sır Mı Osmaniye'deki Yahudi Köyü İddiasının Perde Arkası (4)

19. Yüzyıl Sonunda Cebel-i Bereket: Rakamlar Ne Diyor?

Bugün büyük ölçüde homojen bir yapıya sahip olan bölge, 19. yüzyıl sonlarında Amerikan Board ve Fransız Katolik misyonerlerinin küresel rekabet alanlarından biriydi. Tarihçi Kemal Karpat'ın çalışmaları ve Osmanlı nüfus istatistiklerine göre, o dönem sancakta yaşayan toplam 55.457 kişinin inanç ve etnik dağılımı oldukça çarpıcıydı.

Arşiv verilerine göre bölgedeki nüfus tablosu şu şekilde şekilleniyordu:

Müslüman nüfus: 48.172 kişi ile sancağın büyük çoğunluğunu (yaklaşık %86.86) oluşturuyordu.

Ermeni (Apostolik) cemaati: 6.571 kişiyle genel nüfusun %11.84'üne denk geliyordu.

Protestanlar: 414 kişiyle azınlık içinde dikkat çeken, misyoner faaliyetlerine açık bir gruptu (%0.74).

Grek (Rum) ve Katolikler: Her iki inanç grubu da 150'şer kişiyle (ayrı ayrı %0.27) özellikle kıyı ve ticaret bölgelerinde varlık gösteriyordu.

Bu veriler, Hasanbeyli ve Dörtyol (Çokmerzimen) gibi dış bağlantılara açık, stratejik bölgelerde az ama etkili bir Protestan ve Katolik cemaati ile Akdeniz ticaretini yürüten bir Grek (Rum) nüfusunun varlığını kesin olarak kanıtlıyor.

İsim Benzerliği Mi, Büyük Sır Mı Osmaniye'deki Yahudi Köyü İddiasının Perde Arkası (6)

Ermeni Köylerinin Yükselişi, 1909 Olayları ve Hazin Son

Ermeni nüfusu sancak geneline homojen değil, kilit geçitlere ve ovalara yerleşmişti. Çokmerzimen (Dörtyol) narenciye ve sahil ticaretini elinde tutarken; Bulanık (Bahçe) ve Kars Kazası (Kadirli) orman ve tarım alanlarındaki rekabetin merkeziydi. Dijital aramalarda Kadirli ile eşleşen "Kandilli Surp Arakelos Ermeni Kilisesi" bilgisinin aslında İstanbul/Kandilli'ye ait bir isimlendirme hatası olduğu ortaya çıksa da, bölgedeki Ermeni mülkiyet hafızası arşiv kayıtlarında sabittir.

1909 yılında patlak veren Adana Olayları, Cebel-i Bereket'i yangın yerine çevirdi. Hasanbeyli'yi kuşatan Ermeni komiteleri asayiş güçlerini katlederken, Bağdat Demiryolu inşasında çalışan Alman mühendislerin çatışma ortasında kalması krizi uluslararası boyuta taşıdı. Yumurtalık Kaymakamı Mehmet Ali'nin merkeze çektiği acil telgraflara rağmen olaylar büyüdü. Dönemin Adana Valisi Mustafa Zihni Bey'in raporlarında belirttiği üzere, bölgede sadece birkaç yüz Protestan ve Rum olmasına rağmen, Avrupalı güçlerin müdahalesini çekmek için olaylardaki ölü sayıları bu kimlikler üzerinden manipüle edildi.

İsim Benzerliği Mi, Büyük Sır Mı Osmaniye'deki Yahudi Köyü İddiasının Perde Arkası (1)

Birinci Dünya Savaşı ve 1915 Tehcir Kararı

Savaş yıllarında cephe gerisi emniyetini tehdit eden isyanlar zirveye ulaştı. Özellikle Dörtyol'un Ocaklı Köyü'nde yaşayan Köşker Torosoğlu Agop'un düşman gemileriyle haberleşerek Osmanlı ordusu hakkında casusluk yapması, radikal adımların atılmasına neden oldu. 23 Mayıs 1915 tarihli Sevk ve İskan (Tehcir) Kararı ile bölgedeki Ermeni nüfus Suriye-Halep istikametine göç ettirildi.

Arşiv belgelerinde yer alan kayıtlara göre, Cebel-i Bereket sancağından toplam 12.175 kişi mecburi göçe tabi tutuldu. Bu nüfusun kazalara göre dağılımı şu şekilde gerçekleşti:

Dörtyol (Çokmerzimen ve kıyı köyleri): 7.068 kişi.

Bahçe (Bulanık ve civar köyler): 3.092 kişi.

Hassa: 766 kişi.

Osmaniye (Merkez ve çevresi): 753 kişi.

İslahiye: 496 kişi.

Boşalan bu köylere Balkanlar ve Kafkaslardan gelen Müslüman muhacirler ile bölgedeki Yörük-Türkmen unsurlar yerleştirildi.

İsim Benzerliği Mi, Büyük Sır Mı Osmaniye'deki Yahudi Köyü İddiasının Perde Arkası (3)

Dağların Bekçileri: Kadirli'nin Alevi ve Tahtacı Türkmenleri

Sıtmadan kaçan ve geçimini ormancılık/ağaç işçiliği ile sağlayan Alevi ve Tahtacı Türkmenler, asimilasyona uğramadan günümüze kadar ulaştılar. Kendilerini öz be öz "Türkmen Alevisi" olarak tanımlayan Tahtacılar, inançlarını gizlilik ve bağlılıkla korudular. Dur Hasan Dede köyü üzerinden Yanyatır Ocağı ile bağ kuran bu köyler, perşembeyi cumaya bağlayan geceleri huşu içinde cem ritüelleriyle geçirdiler.

Devletin iskan politikaları ve orman işçiliği, Kadirli ilçesindeki tarihi köylerin toponomisine (yer adlarına) doğrudan yansıdı:

Osmaniye Belediyesi ve Adliyesi Arşivindeki En Eski Kayıt Kime Ait?
Osmaniye Belediyesi ve Adliyesi Arşivindeki En Eski Kayıt Kime Ait?
İçeriği Görüntüle

Cığcık, Çaygeçit, Hardallık, Yoğunoluk: Ormanlık ve geçiş güzergahında yer alan, geleneksel Tahtacı ritüellerinin korunduğu izole yerleşimler.

Çınar (Dedefakılı), Halitağalar, Oruçbey: İnanç önderlerinin, dedelerin ve Türkmen boy beylerinin adlarını taşıyan tarihi köyler.

Karabacak, Karakütük, Öksüzlü, Bahadarlı: Ağaç işçiliği, orman sanatları (kütük) ve geleneksel Türkmen boy adlarıyla şekillenen yöreler.

Çukurköprü (Naşidiye), Mecidiye, Yusuf İzzettin: Devletin konar-göçerleri toprağa bağlama çabasını ve dönemin yöneticilerinin isimlerini yansıtan yerleşim alanları.

Dikkat Çeken Detay: Araştırmacıların sıklıkla düştüğü isim benzerliği tuzaklarından biri de Alevi inancında önemli bir yeri olan "Bahçe" köyüdür. Sarı Saltuk türbesinin bulunduğu bu köy, Osmaniye'nin Bahçe ilçesi değil, Sivas'ın Koyulhisar ilçesindeki Bahçe köyüdür. Aynı şekilde kayıtlarda geçen terk edilmiş "Meyistan" köyü de Osmaniye'de değil, Muğla'da bulunmaktadır.

İsim Benzerliği Mi, Büyük Sır Mı Osmaniye'deki Yahudi Köyü İddiasının Perde Arkası (2)

Şehir Efsanesi mi Gerçek mi? Osmaniye'de "Yahudi Köyü" Var Mıydı?

Araştırmalarda en çok merak edilen konulardan biri de bölgede bir Yahudi köyünün var olup olmadığıydı. Ancak Osmanlı nüfus kütükleri ve iskan defterleri çok net bir yanıt veriyor: Osmaniye'de tarih boyunca hiçbir Yahudi mahallesi veya köyü kurulmamıştır.

Peki bu söylenti nereden çıkıyor? Cevap, Osmanlı'nın bürokratik atamalarında gizli. 1908 yılında Cebel-i Bereket'e "Mutasarrıf" olarak atanan Asaf Bey, daha önce Filistin'in Yafa kentinde görev yapmıştı. Yafa'da meydana gelen şiddetli bir Yahudi-Müslüman çatışmasını yönetemediği için kızağa çekilen Asaf Bey'in memuriyet sicilinde yer alan "Yahudi" kelimesi, zamanla yanlış anlaşılarak Cebel-i Bereket raporlarıyla eşleştirilmişti. Bölgeden ticari amaçla geçen tüccarlar dışında, yerleşik bir Yahudi demografisi kesinlikle mevcut değildi.

Muhabir: Haber Merkezi