Türkiye’de uzun süredir tartışılan avukata yönelik şiddet, Osmaniye’de yaşanan bıçaklı saldırı ile bir kez daha kamuoyunun gündemine geldi. 16 Ocak 2026 tarihinde, haciz mahallinde görevini yerine getiren İstanbul Barosu’na kayıtlı bir avukatın saldırıya uğraması, yalnızca bireysel bir güvenlik zafiyeti olarak değil, doğrudan savunma hakkına yönelmiş ciddi bir tehdit olarak değerlendiriliyor. Osmaniye Barosu Avukat Hakları Merkezi tarafından yapılan açıklamada, olayın hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmadığı vurgulandı. Açıklamada kullanılan dil sert ama ölçülüydü; mesaj ise netti: Avukatlar görev başındayken hedef alınamaz ve bu durum sıradanlaştırılamaz.

Avukata Yönelik Şiddet Hukuk Devletini Zedeliyor

Avukata yönelik şiddet, yalnızca meslek mensuplarını ilgilendiren bir sorun değil. Bu tür saldırılar, yargının üç sacayağından biri olan savunma makamını doğrudan hedef alıyor. Osmaniye’de yaşanan bıçaklı saldırı da bu yönüyle, bireysel bir öfke patlamasının çok ötesinde değerlendiriliyor. Baro açıklamasında, avukatın görev başında hedef alınmasının, yargının kurucu unsurlarından birinin susturulmasına yönelik açık bir girişim olduğu ifade edildi.

Osmaniye buz kesecek: Buralarda yaşayanlara özel uyarı geldi
Osmaniye buz kesecek: Buralarda yaşayanlara özel uyarı geldi
İçeriği Görüntüle

Hukuk devleti, yalnızca yasaların varlığıyla değil, bu yasaları uygulayan ve denetleyen aktörlerin güvenliğiyle ayakta durur. Avukatların can güvenliğinin sağlanamadığı bir ortamda, adil yargılanma hakkından söz etmek giderek zorlaşıyor. Uzmanlara göre avukata yönelik şiddetin cezasız kalması ya da hafife alınması, benzer olayların tekrar etmesine zemin hazırlıyor. Bu nedenle her saldırı, münferit değil, sistemsel bir sorun olarak ele alınmalı.

Haciz Mahallerinde Avukat Güvenliği Neden Sağlanamıyor?

Avukatlara yönelik saldırıların önemli bir kısmı haciz mahallerinde yaşanıyor. Bunun temel nedenlerinden biri, bu alanlarda yeterli güvenlik önleminin alınmaması. Osmaniye Barosu Avukat Hakları Merkezi de açıklamasında bu noktaya özellikle dikkat çekti. Kolluk kuvvetlerinin her zaman etkin biçimde hazır bulunmaması, gerilimin hızla tırmanmasına yol açabiliyor.

Haciz işlemleri çoğu zaman taraflar açısından duygusal ve ekonomik baskının yüksek olduğu süreçler. Bu ortamda avukatlar, yalnızca hukuki bir görevi yerine getirirken, öfkenin ilk hedefi haline gelebiliyor. Oysa kamu otoritesinin, riskli olduğu bilinen bu alanlarda önleyici tedbirleri önceden alması gerekiyor. Barolara göre sorun yeni değil; ancak her olaydan sonra yapılan açıklamalar somut adımlarla desteklenmediği sürece, avukata yönelik şiddet vakaları artarak devam ediyor.

Barolardan Net Mesaj: Şiddet Sıradanlaştırılamaz

Osmaniye Barosu Avukat Hakları Merkezi’nin açıklaması, yalnızca yaşanan olaya tepki değil, aynı zamanda bir uyarı niteliği taşıyor. “Avukata yönelik şiddet sıradanlaştırılamaz” vurgusu, son yıllarda artan saldırılara karşı ortak bir duruş çağrısı olarak okunuyor. Barolar, savunma makamının itibarsızlaştırılmasına yönelik her türlü girişimin, toplumsal adalet duygusunu zedelediği görüşünde.

Açıklamada Anayasa’ya da atıf yapılarak, avukatların savunma hakkının temsilcileri olduğu hatırlatıldı. Bu hatırlatma, mesleki bir talebin ötesinde, temel hak ve özgürlüklerin korunmasına yönelik bir çağrı olarak değerlendiriliyor. Barolar, etkin soruşturma yürütülmesini ve benzer olayların önüne geçecek kalıcı güvenlik politikalarının hayata geçirilmesini talep ediyor. Aksi halde, avukata yönelik şiddetin kanıksanması riskinin büyüdüğü ifade ediliyor.

Muhabir: Haber Merkezi