Toprakkale’de kurulan devekuşu çiftliği, dönemin yenilikçi tarım projelerinden biriydi; ancak pazarlama ve altyapı sorunları nedeniyle 2012’de kapandı.
Umut Vadeden Bir Projeydi, Uzun Ömürlü Olamadı
Osmaniye’nin Toprakkale ilçesinde, 2000’li yılların ortasında hayata geçirilen devekuşu çiftliği, o dönem için oldukça dikkat çekici ve cesur bir tarımsal yatırım olarak öne çıkıyordu. Proje, Vali İsmail Fırat’ın destekleriyle başlatıldı. Kaymakam Saim Parlak’ın idaresinde temelleri atıldı. Geçici görevlendirme ile sürece dâhil olan Sumbas Kaymakamı Güngör Yıldırım, projenin ilk dönem koordinasyonunu üstlendi. Ancak çiftliğin kaderini, görevi devralan Kaymakam İskender Yönden ile birlikte şekillenen gelişmeler belirledi.
2012’de Neden Kapatıldı?
Her girişim kendi içinde bir takım riskler barındırır. Toprakkale’deki devekuşu çiftliği de bu kuralın dışında değildi. Projenin kapanışına giden süreçte birkaç temel sorun dikkat çekti:
Tüketici Alışkanlıkları: Devekuşu eti, Türkiye’de hâlâ alışılmamış bir üründü. Pazarda karşılık bulamayınca üretimin devamı zorlaştı.
Altyapı Eksikliği: Derisi ve yumurtası yüksek katma değerli ürünlerdi. Ancak Türkiye'de bu ürünleri işleyecek tesisler yoktu.
Tüm bu nedenler birleşince, çiftlik ekonomik olarak sürdürülemez hale geldi. 2012 yılında ise resmî olarak kapatıldı.
Tabelası Kaldı, Hikâyesi Ders Oldu
Bugün devekuşu çiftliğinin bulunduğu arazi farklı tarımsal projeler için kullanılıyor. Ancak “Eski Devekuşu Çiftliği” tabelası hâlâ yerinde duruyor. Bu tabela, sadece bir tesisin değil, büyük umutlarla başlayan ancak yarım kalan bir hikâyenin de simgesi. Projede görev alan kamu görevlileri ve yerel paydaşlar, kısa ömürlü olsa da bu deneyimden değerli dersler çıkardı.
O dönemde elde edilen tecrübe, bölgedeki tarımsal yatırımların geleceğini de şekillendirdi. Her yeni proje öncesinde artık "Pazar var mı?" sorusu daha sık sorulur hale geldi.
Pazar Gerçeği Olmadan Başarı Zor
Toprakkale’deki devekuşu çiftliği, Türkiye’de tarım yatırımlarının sadece üretime değil, aynı zamanda tüketime ve pazarlama stratejilerine de bağlı olduğunu açıkça gösterdi. Üretmek tek başına yetmiyor; satacak yer bulmak, sürdürülebilir bir model kurmak şart.
Bu hikâye, yalnızca Osmaniye için değil, ülke genelindeki tüm tarımsal girişimler için uyarıcı bir örnek niteliğinde. Cesaret etmek önemli ama pazar gerçeği olmadan, en güçlü projeler bile ayakta kalamıyor.