Çukurova'nın stratejik konumu ve tarih boyunca farklı medeniyetlere ev sahipliği yapması nedeniyle, bölgenin savunma yapıları her zaman büyük önem taşımıştır. Bu kapsamda, idari sitemde ve tarihte Yukarı Çukurova olarak da bilinen Osmaniye ve çevresinde bulunan kalelerin sayısı netleşti.
Aktarılan bilgilere göre, Osmaniye bölgesinde tarihin çeşitli dönemlerinde inşa edilmiş tam 26 kale mevcuttur. Bu yoğunluk sayesinde Osmaniye ve çevresi, tarih boyunca haklı olarak "Kaleler Şehri" unvanıyla anılmıştır. Bu yapılar, genellikle yol kavşakları, ana yollar ve geçitler üzerine, arazinin doğal yapısından yararlanılarak inşa edilmişlerdir.
Bölgenin Savunma ve Ticaret Geçitleri
Osmaniye'nin doğu sınırını çevreleyen Gâvurdağları (günümüzdeki adıyla Bereket Dağı / Cebel-i Bereket), tarih boyunca hem ticaret hem de stratejik açıdan hayati öneme sahip geçitlere sahiptir. Bu dağ silsilesi, bölgeye doğudan girişi sağlayan Belen Geçiti ve özellikle Osmaniye'ye yakın olan, tarihte "Amanos Kapıları" veya "Darius Geçiti" gibi farklı isimlerle anılan Aslanlıbel Geçiti gibi önemli noktalara sahiptir. Bu geçitler ve ticaret yolları, bölge kalelerinin varlık nedenini güçlendirmektedir.
Önemli ve Bilinen Kalelerden Bazıları
Osmaniye'deki 26 kaleden öne çıkan ve en çok bilinen tarihi yapılardan bazıları şunlardır:
-
Toprakkale Kalesi: Osmanlı döneminde Kınık Kalesi adıyla biliniyordu.
- Harun Reşit Kalesi: Abbasi Halifesi Harun Reşid dönemine tarihlenir.
- Savranda Kalesi
- Hemite Kalesi (Gökçedam Kalesi)
- Kastabala (Bodrum) Kalesi
- Babaoğlan Kalesi
- Çardak Kalesi
- Karafrenk Kalesi
- Kum Kalesi
- Kalealtı Kalesi (Kadirli çevresinde)
Bu kaleler, Osmaniye'nin zengin askeri ve mimari mirasını gözler önüne sererken, bölgenin tarih boyunca hem yerleşik medeniyetler hem de konar-göçer aşiretler (Tecirliler, Ceridler vb.) için ne kadar kritik bir yerleşim ve mücadele alanı olduğunu kanıtlamaktadır. Osmaniye, bu 26 kalesiyle Türkiye'nin önemli tarihi ve kültürel merkezlerinden biri olmaya devam etmektedir.