Osmaniye'nin göbeğinde, Alibeyli Mahallesi'nde yükselen bu enkaz ve etrafındaki kaos, depremden üç yıl sonra bile şehrin nasıl bir durumla karşı karşıya olduğunu gözler önüne seriyor. İşte esnafı isyan ettiren o görüntüler ve çarpıcı detaylar:
Depremden Sonra 3 Yıl Geçti, Çile Bitmedi!
6 Şubat depremlerinin üzerinden tam üç yıl geçmesine rağmen, Osmaniye’nin Alibeyli Mahallesi 502. Sokak’ta hayat hala normale dönemedi. Yıkılması gereken binalar, sadece fiziksel bir tehdit oluşturmakla kalmıyor; aynı zamanda liyakatsiz çalışma yöntemleri ve sorumsuz açıklamalarla bölge esnafını adeta canından bezdiriyor. Yılan hikayesine dönen yıkım süreci, "Bu kadarı ancak Türkiye'de olur" dedirten bir skandallar zincirine dönüştü.
Pişkinliğin Bu Kadarı!
Yıkım sahasında çalışan işçilerin çevre esnafına karşı takındığı "kaba saba" tavırlar, gerginliği zirveye taşıdı. Toz toprak içinde kalan, dükkanına müşteri giremeyen esnafın şikayetlerine verilen yanıt ise tam bir ibret vesikası. İsmini açıklamaktan kaçınan bir yıkım çalışanı, çevreye verilen zararın kendilerini ilgilendirmediğini belirterek, "Varsa bir zararınız, gidin Çevre Müdürlüğü’nden alın" diyerek sorumluluğu üzerinden attı. İş ahlakından yoksun bu yaklaşım, denetimsizliğin hangi boyuta ulaştığını kanıtlıyor.
Güvenlik Hak Getire!
Yıkım alanına gidildiğinde karşılaşılan manzara ürkütücü düzeyde.. Hiçbir profesyonel güvenlik önleminin alınmadığı, sadece göstermelik ve yırtilmis naylon uyarıların bulunduğu sahada, her an bir kaza yaşanması işten bile değil. Vatandaşların ve esnafın can güvenliği adeta Allah’a emanet. Dükkan sahipleri kendi imkanlarıyla brandalar çekerek, canlarını ve mallarını korumaya çalışıyor. Ayrıca iş güvenliği bakımından önleyici tedbir unsuru olarak, çalışanlarda,baret veya halat, kanca gibi hiç bir yardımcı gerecin olmaması da dikkatlerden kaçmadı.
15 Günlük İşkence Takvimi
Yetkili kurumlarla yapılan görüşmelerde ise yıkımın en az 15 gün daha süreceği öğrenildi. Binanın aşırı riskli olması ve bitişik nizamdaki yapılara zarar vermemesi adına yıkımın "el yordamı" ile, yani oldukça yavaş bir yöntemle yapıldığı savunuluyor. Ancak bu yavaşlık, zaten zorgünler geçiren esnafın ekonomik olarak her gün biraz daha erimesine neden oluyor.
Kağıt üzerinde verilen bu sözler, her gün toz yutan, gürültüden iş yapamayan ve işçilerin hakaretlerine maruz kalan esnafın derdine derman olmuyor. Ekonomik sıkışıklık ve işçlerin aymaz tutumları arasında sıkışan sokak esnafı, şimdi çaresizce bu "yıkım işkencesinin" son bulacağı günü bekliyor