Osmaniye’nin sıcak insanlarının hafızasında özel bir yer tutan Pancar Hösüyün —asıl adıyla Hüseyin— sadece bir kişi değil, bir dönemin ruhunu taşıyan, halkın içinden çıkmış bir neşe kaynağıydı. Cebel-i Bereketli topraklarda doğmuş, Osmaniye’nin sokaklarında büyümüş, yıllar boyunca hem güldüren hem düşündüren bir “halk filozofu” gibi yaşamıştı.
Kimi zaman sakız, kimi zaman nohut satar; kimi zaman da Süleyman Demirel taklitleriyle çevresindekileri kahkahaya boğardı. Hava durumunu “ayaklı meteoroloji” edasıyla tahmin eder, çoğu zaman da dedikleri birebir çıkardı. Üzerindeki kravatı, düzgün Türkçesi ve hazırcevap halleriyle Osmaniye’nin unutulmaz simalarından biri oldu.
Cebel ve Zorkun’un “Gülen Yüzü”
Yaz aylarında Zorkun Yaylası onun ikinci evidi. Çocukların kahkahaları, büyüklerin tebessümleri arasında, herkesin sevgisini kazanmıştı. Zorkun’un taş yollarında “gut mornik” diyerek selam verir, bir anda çevresine neşe saçardı. Onun için muziplik bir yaşam biçimiydi.
Ensesi okşanınca hemen karşılık verme huyuyla tanınır, bu da çevresindekilerin tatlı bir oyununa dönüşürdü. Çocuklar için eğlence, büyükler için saf bir mutluluk kaynağıydı.
Bir gün boyunca Hörmetler Konfeksiyon vitrininde canlı mankenlik yapması hâlâ anlatılır. O, her zaman hayatın içindeydi; kimsenin eğlenmekten çekinmediği, kimseyi incitmeden güldüren bir “Osmaniye klasiği”ydi.
Halkın Dilinde Bir Efsane
Onu tanıyanlar, anılarını anlatırken gözleri dolar ama gülümsemeyi de ihmal etmezler. “Çocukluğumuzun neşe kaynağıydı”, “Bir spiker kadar güzel Türkçesi vardı”, “Hava raporlarını söylerdi, aynısı olurdu” gibi cümleler sıkça duyulur.
Kimi için çocukluğun bir parçası, kimi için saf insanlığın simgesiydi. Zamanla adı halk arasında “Pancar Hösüyün” olarak yer etti. Pancar gibi tatlı, yürekten konuşan, tertemiz bir insandı o.
Bir Halk Kahramanının Ardından
Pancar Hösüyün, kimseye muhtaç olmadan, alın teriyle yaşamış bir halk adamıydı. “Kâmunluu” diye bağırarak kimyonlu nohut satan, sakızla, mânilerle geçimini sağlayan; ama her şeyden öte insanlara gülümsemeyi hatırlatan bir figürdü.
Onunla ilgili her hatıra, Osmaniye’nin belleğinde sıcak bir iz bırakıyor. Artık aramızda olmasa da, adı anıldığında herkesin yüzünde aynı ifade beliriyor:
Bir gülümseme... bir özlem...