Osmaniye’nin saklı hazinelerinden biri olan Sumbas ilçesi, sadece coğrafi güzellikleriyle değil, binlerce yıllık köklü tarihiyle de dikkat çekiyor. Kadirli ile Kozan arasında, eski Kars-ı Zülkadiriye coğrafyasının kalbinde yer alan Sumbas, tarih boyunca Kilikya'nın en önemli yerleşimlerinden biri olarak öne çıkıyor.
Kapadokya-Kilikya geçidinin yukarı ovadaki ilk duraklarından biri olan Sumbas, Hititler’den Romalılara, Abbasilerden Selçuklulara, Dulkadirlilerden Osmanlı’ya kadar birçok medeniyete ev sahipliği yaptı. Bölgede yer alan Sıtır ve Kalayvannos (Çem) kaleleri, Cennetler harabeleri, höyükler, mağara mezarları, cam ve seramik kırıkları bu derin tarihin izlerini günümüze taşıyor.

Hititlerden Abbasilere Sürükleyici Bir Serüven
M.Ö. 1750’lerde Hitit Kralı Tuthalis’in bölgeyi topraklarına katmasıyla tarih sahnesine çıkan Sumbas, uzun yıllar boyunca Kue, Kizzuwatna ve Asur gibi devletlerin denetiminde kaldı. M.Ö. 612'de Anavarza’yı başkent yapan Kilikyalılar, Sumbas’ı 200 yıldan fazla bir süre ellerinde tuttular. M.Ö. 333’te Büyük İskender’in gelişiyle bölgedeki Pers egemenliği sona ererken, M.S. 375’e kadar bölgeye Romalılar hâkim oldu.
Romalıların Flavyapolis (Kadirli) şehrini kurduğu 67 yılında, Sumbas da gelişim sürecine girdi. Askeri ve sivil yapılarla donatılan ilçe, Roma’nın Doğu sınırında önemli bir merkez haline geldi. Ancak 636’larda başlayan İslam akınları sonrasında bölge, 750’li yıllarda Abbasilerin hâkimiyetine girdi.
Horasanlı Türklerin Mirası
Abbasiler döneminde yaşanan büyük bir deprem sonrası bölge yeniden inşa edildi. Bu süreçte Horasan’dan getirilen çiftçi ve mücahit Türkler, Sumbas’a yerleştirildi. Bugünkü "Sumbas" adı da Horasan’daki Atrek Nehri’nin bir kolundan gelmektedir. 969 yılında Bizans İmparatoru Nikiforos’un Anadolu’ya girişiyle Horasanlılar bölgeden çekildi.

Selçuklu, Dulkadirli ve Osmanlı İzleri
1071 Malazgirt Zaferi sonrası Anadolu’ya yerleşen Kutalmışoğlu Süleyman Bey, 1082’de Sumbas’ı Anadolu Selçuklu topraklarına kattı. Bölge daha sonra Danişmentliler ve yeniden Selçukluların kontrolüne geçti. 1243 Kösedağ Savaşı sonrası Türk ve Müslüman nüfusun korunması görevi Memluklulara verildi.
1350’de Karaca Bey liderliğindeki Dulkadirliler, Sumbas’ı kendi topraklarına kattı. 1522 yılına kadar süren bu egemenlik, Osmanlıların Dulkadirli Beyliği’ni ortadan kaldırmasıyla sona erdi. Osmanlı döneminde Sumbas ve çevresi Gökvelioğulları tarafından yönetildi.
Cumhuriyet Döneminde Sönüp Yeniden Parlayan Bir Tarih
Cumhuriyetin ilk yıllarında sadece iki köyden ibaret kalan Sumbas, zamanla gelişimini yavaşlattı. 1992 yılında Kızılömerli ve Araplı köylerinin birleşmesiyle belediye teşkilatı kuruldu ve ilçeye, geçmişine duyulan saygıyla "Sumbas" adı verildi. 24 Ekim 1996’da Osmaniye’nin il olmasıyla birlikte, Sumbas da ilçe statüsüne kavuştu.

Zengin Tarih, Sessiz Bir Kültürel Miras
Bugün Sumbas, geçmişin sessiz tanığı gibi ayakta duruyor. Arkeolojik kalıntılar, yerel isimler ve halk arasında anlatılan efsaneler, ilçenin çok katmanlı tarihini yaşatıyor. Tarihi dokusunu koruyarak gelişen Sumbas, hem akademik araştırmalar hem de kültürel turizm açısından ciddi bir potansiyele sahip.
detaylı bilgi : http://sumbas.gov.tr/





