Dağların gölgesinde büyüyen Adanalı bir çocuk vardı. Ayağının altında taş, gözünün içinde ateş…Tek hedefi kaymakam olmaktı. Etrafındakiler “Sen kaymakam olamazsın” dedikçe, o inadını biraz daha bileylendiriyordu. İnsan bazen öyle bir hırsla yürür ki, yolun taşları değil sözlerin ağırlığı canını acıtır. Bu çocuk da o taşlı yolu iyi tanıdı.
Gün geldi aç kaldı, gün geldi elektriksiz bir evde ders çalıştı. Dışarıdan bakınca “küçük bir çocuk” derdin ama içindeki kararlılık koca bir dağı yerinden oynatacak cinstendi. Okul bitti, üniversite bitti… Sınavlara girdi, öğretmen oldu. Ama kafasında dönüp duran bir tek cümle vardı:
“Ben kaymakam olacağım.”
Sonra kader dedi ki: “Dur bakalım, seni biraz dolaştırayım.”
Turizm müfettişi yaptı onu.
Kolay makam değil… Hatta pek çoğunun hayal bile edemeyeceği bir yer. Ama o koltuğa oturduğunda bile içinden bir ses hâlâ aynı cümleyi fısıldıyordu:
“Kaymakam olacağım. Başka bir şey olmayacağım.”
Yine sınava girdi. Olmadı.
Tekrar girdi. Yine olmadı.
Bazı insanlar dört duvarı dağıtamaz ama inadın duvarını dağıtır. O da tam olarak bunu yaptı.
Ve bir gün…
Olamazsın denilen şey gerçekleşti.
Kaymakam oldu.
İlçelerde kaymakam adayı olarak çalışırken etrafına baktı. “Olamazsın” diyen yüzleri tek tek gördü zihninde.
Ve usulca, kendi kendine gülümsedi.
“Oldum işte.”
Halk onu sevdi. O da halkı bağrına bastı. Çünkü bazı insanlar makamla büyümez, dokunuşuyla büyütür. Bu genç kaymakam da öyleydi.
Devran döndü… İlçeler geçti, yıllar geçti…
Ve sonunda Osmaniye’ye Vali olarak geldi.
Pandemi gördü, yangınları gördü, sokağa çıkma yasaklarına şahitlik etti, yüzyılın depremini yaşadı. Hiç vazgeçmedi. Aladağ’da gaz lambası altında ettiği yeminleri hiç unutmadı. Direndi. Gazeteler “Osmaniye’nin En Şanssız Valisi" diye başlıklar attı. O ise tam tersine inandı. Soran herkese gururla “Ben Osmaniyeliyim” dedi. Ailesinden çocuklarından uzaktı ama Osmaniye ailesi olmuştu.
Bir gün, yapılan toplu etkinlikte özel gereksinimli bir genç boynuna sarılarak “Erdinç Abim” dedi. İçten bir sevgiyle.
O anda kader kalemini tersine çevirdi.
Çünkü bu memlekette vali olmak mümkündür, sınavı vardır, puanı vardır, yolu bellidir.
Ama adam olmak öyle kolay yazılan bir kader değildir. Abi olmak hiç kolay değildir. Abi kollar, sever, destek olur.
Osmaniye de bunu fark etti.
Bugün bu şehrin valisi, sadece valilik makamında değil; insanların gönlünde durduğu yerde anılıyor:
Önce adam, sonra abi. Erdinç Abi. Ve vali.. Ve o bizim valimiz.
Makamlar gelir geçer. ama Osmaniye artık Erdinç Abinin evidir. Her zaman da bütün kapılar evin abisine sonuna kadar açıktır.
Dr. Erdinç Yılmaz, yaşı kaç olursa olsun, yıllar içinde herkesin valisi ve artık en önemlisi “Osmaniye’nin en güzel abisi”dir.
Kalın sağlıcakla