Yeni yılda Osmaniyelilerin kalbi ne istiyor? Osmaniyelilere sorduk!
Yeni yılda Osmaniyelilerin kalbi ne istiyor? Osmaniyelilere sorduk!
İçeriği Görüntüle

Osmaniye denince akla gelen "yer fıstığı" algısının ötesine geçmeye hazır olun. Cebel-i Bereket’in toprakları aralandığında; altından dünya tarihinin seyrini değiştiren filolojik keşifler, ateş üzerinde çıplak ayakla yürüyen rahibeler ve düşmana psikolojik korku salan simsiyah kaleler çıkıyor. İşte Anadolu’nun saklı hazinesi Osmaniye’nin, Çukurova’nın bereketli topraklarında gizlediği antik gizemler.

Osmaniye, sadece tarımsal üretimiyle değil, medeniyetlerin geçiş güzergahında üstlendiği "Kutsal Şehir" kimliğiyle de yeniden keşfedilmeyi bekliyor. Son dönemde yapılan etno-arkeolojik incelemeler ve tarihsel okumalar, kentin antik çağlarda mistik ritüellerin ve stratejik savaşların merkezi olduğunu gözler önüne serdi.

Osmaniye'nin Gizemli Tarihi Aralanıyor (2)

Ateşin ve İnancın Kenti Kastabala (Hierapolis)

Osmaniye şehir merkezine sadece 12 kilometre mesafede bulunan Kastabala Antik Kenti, sütunlu caddeleri ve günümüze kadar ulaşan tiyatrosuyla Roma döneminin ihtişamını yansıtıyor. Ancak kentin asıl gizemi, antik dönemdeki adı olan "Hierapolis" (Kutsal Şehir) isminde saklı.

Ünlü antik coğrafyacı Strabon’un kayıtlarına göre; Kastabala, antik dünyanın en sıra dışı ve tehlikeli ritüellerinden birine ev sahipliği yapıyordu. Kentteki Artemis Perasia tapınağının rahibeleri, dini törenler sırasında transa geçerek kızgın kömürler üzerinde çıplak ayakla yürürlerdi. Strabon, bu rahibelerin ayaklarının yanmadığını hayretle not düşmüştür.

Uzmanlar, "Perasia" isminin Hitit ve Luvi dillerindeki "Pirva" (Atlı Tanrı) veya "öte yakadan gelen" kökleriyle ilişkili olduğunu belirtiyor. Bu bulgular, Osmaniye topraklarının binlerce yıl boyunca pagan inançlarının ve şamanik trans ritüellerinin bölgedeki en önemli merkezi olduğunu kanıtlıyor.

Osmaniye'nin Gizemli Tarihi Aralanıyor (3)

Karatepe’deki "Rosetta Taşı"

Kadirli ilçesindeki Karatepe-Aslantaş Milli Parkı, arkeoloji dünyası için Mısır’daki piramitler kadar büyük bir öneme sahip. M.Ö. 8. yüzyılda Kral Asatiwatas tarafından inşa ettirilen bu sınır kalesi, "Anadolu’nun Rosetta Taşı" olarak biliniyor.

Bilim dünyası için bu bölgeyi eşsiz kılan olay, burada bulunan çift dilli (bilingual) yazıtlardır. Fenikece ve Luwice (Hitit Hiyeroglifi) olarak yazılmış bu metinler sayesinde, o güne kadar okunamayan ve bir sır olarak kalan Hitit hiyeroglifleri çözülebilmiştir. Bu keşif, dünya filoloji tarihini değiştirmiş ve Osmaniye’yi literatürde eşsiz bir konuma yerleştirmiştir.

Bölge halkı arasında anlatılanlara göre; bu büyük keşfin arkasındaki isimsiz kahraman ise, arkeologları bölgedeki "aslanlı taşlar" konusunda ısrarla uyaran Kadirlili ilkokul öğretmeni Ekrem Kuşçu’dur. Kuşçu’nun dikkati, bugün bildiğimiz antik tarihin okunmasını sağlamıştır.

Osmaniye'nin Gizemli Tarihi Aralanıyor (5)

Siyah Taşların Psikolojik Savaşı Toprakkale!

Osmaniye, Adana ve İskenderun yollarının kesişim noktasında, ovanın ortasında bir kartal yuvası gibi yükselen Toprakkale, mimari bir tercih olmanın ötesinde bir "psikolojik savaş" unsurudur.

Abbasi Halifesi Harun Reşit tarafından 786 yılından sonra yeniden inşa ettirilen kalede, bölgedeki volkanik araziden elde edilen simsiyah bazalt taşlar kullanılmıştır. Arap kaynaklarında "Al-Kenisat-Tüs Savda" (Kara Yapı) olarak geçen kale, güneş altında parlayan siyah ve heybetli surlarıyla düşman üzerinde baskı ve korku yaratmak amacıyla tasarlanmıştır. Bu stratejik tercih, kalenin askeri fonksiyonunu görsel bir tehditle birleştirmiştir.

Osmaniye'nin Gizemli Tarihi Aralanıyor (4)

Doğanın ve Kültürün Sığınağı

Osmaniye’nin hazineleri sadece taş yapılarda değil, Amanos Dağları’nın yarattığı özel mikroklimada da hayat buluyor. Bölge, buzul çağlarında canlıların sığındığı bir "refugia" (sığınak) alanı olması nedeniyle zengin bir endemik bitki örtüsüne sahip.

Dünya üzerinde sadece bu topraklarda yetişen "Osmaniye Kasidesi" (Centaurea osmaniye) ve "Osmaniye Kardeleni" (Galanthus osmanii), şehrin biyolojik zenginliğinin en zarif kanıtlarıdır.

Öte yandan, Yörük kültürünün derin izlerini taşıyan bölgede, insan-doğa ilişkisinin ilginç örneklerine rastlanmaktadır. Yörüklerin "Hızman" adını verdikleri ve Çiriş otunun kökünden elde ettikleri çok güçlü doğal yapıştırıcı, modern kimyasallara taş çıkartan geleneksel bir zanaat ürünü olarak kayıtlara geçmiştir.

Kaynak: Araştırma