Osmaniye’nin tarihi miraslarından biri olan Sumbas Çem Kalesi, sadece taş duvarları ve geçmişiyle değil, aynı zamanda nesilden nesile aktarılan hüzünlü bir aşk hikâyesiyle de hafızalarda yaşıyor. Rivayete göre, kalenin surlarından atlayan iki sevgilinin ruhu beyaz güvercinlere dönüşmüş ve bu efsane yüzyıllardır Osmaniye folklorunun en dokunaklı anlatılarından biri olarak günümüze kadar gelmiştir.
Bir Bey Kızı ve Ozanın Sevdası
Söylenceye göre Çem Kalesi’nin hâkimi olan bey’in dillere destan güzellikte bir kızı varmış. Bu genç kız, kaleyi ziyaret eden fakir bir ozana gönlünü kaptırmış. Bazı anlatımlarda bu ozanın ünlü halk şairi Karacaoğlan olduğu dahi söylenir. İkili, sosyal statü farklarına rağmen gizlice buluşup türküler söyleyerek aşklarını yaşatmaya çalışmış.
Zindan ve Kaçış
Ancak bu sırrı kısa sürede öğrenen kale beyi, kızını bu sevdadan vazgeçirmek için ozanı zindana attırmış. Genç kızın kaderi ise zorla yapılmak istenen bir evlilik olmuş. Buna boyun eğmeyen bey’in kızı, bir gece yarısı tüm nöbetçileri atlatıp sevdiğini zindandan kurtarmış. İki sevgili, kaleden kaçarak uzaklara gitmek isterken peşlerine düşen askerler tarafından surlarda sıkıştırılmış.
Ölümle Gelen Kavuşma
Çaresizlik içinde kalan iki âşık, birbirlerine sarılarak kalenin yüksek surlarından kendilerini boşluğa bırakmış. Onların düştüğü yerde iki beyaz güvercin ortaya çıkmış ve gökyüzünde süzülerek gözden kaybolmuş. Halk arasında bu güvercinlerin genç âşıkların ruhu olduğuna inanılır.
Bugün Hâlâ Anlatılan Bir Efsane
Yıllar içinde bu hikâye destanlaşmış, halk arasında bir ibret ve sevgi dolu bir efsane olarak aktarılmıştır. Rivayete göre her bahar mevsiminde kaleden aşağı süzülen iki beyaz güvercin görülürse, bu olay efsanenin bir kez daha hatırlanmasına vesile olur. Çem Kalesi, sadece tarihi değil, aşkın, sadakatin ve özgürlüğün simgesi olan bu anlatısıyla da Osmaniye’nin kültürel hafızasında yaşamaya devam ediyor.