Osmaniye merkeze bağlı 36 köyün ismini masaya yatıran bilimsel bir araştırma, bölgenin asırlık kültürel kodlarını gün yüzüne çıkardı. Bu çalışma, köylerin adlarının alelade seçilmediğini; coğrafyadan bitki örtüsüne, sosyal inançlardan günlük üretim alışkanlıklarına kadar uzanan devasa bir hafıza taşıdığının göstergesi.
Uluslararası Dergide Yayımlanan Araştırma
Doç. Dr. Osman Türk ve Doç. Dr. Fatma Koç Şahin tarafından kaleme alınan “Osmaniye İli Merkez Köy Adlarına Adbilimsel Bir Bakış Tematik ve Morfolojik İnceleme” başlıklı makale, Uluslararası Türk Lehçe Araştırmaları Dergisi’nde (TÜRKLAD) yayımlandı. 2026 yılının güncel verilerine dayanan çalışmada, şehir merkezine bağlı olan tam 36 köyün ismi hem anlamsal köken hem de kelime yapısı yönünden toponimi (yer adları bilimi) ışığında mercek altına alındı.
Nohuda Benzeyen Tepe ve Şeker Tadında Dere
Çalışmanın en dikkat çeken yönlerinden biri, eski yerleşimcilerin doğayı gözlemleme yeteneklerini yansıtan benzetmeli adlar oldu. Araştırmaya göre Nohuttepe köyü, yakınındaki tepenin fiziksel olarak nohut tanesine benzetilmesiyle bu adı aldı. Şekerdere köyünün ismi ise köy sakinlerinin derenin suyunu tat bakımından şekere benzetmesiyle doğdu. Bu örnekler, Anadolu insanının yaşadığı coğrafyayla ne kadar iç içe bir bağ kurduğunu net biçimde gösteriyor.
Çağşak ve Kırmıtlı Kelimeleri Yöresel Ağzı Yaşatıyor
Unutulmaya yüz tutmuş yöresel kelimeler, yer adları sayesinde kuşaktan kuşağa aktarılmaya devam ediyor. Makaledeki verilere göre Çağşak kelimesi yöre ağzında “taş yığını” ya da “içinden su akan taşlık alan” manasına geliyor. Kırmıtlı köyünün kökeni ise bölgede kiremit yerine kullanılan “kırmıt” sözcüğünden türetilmiş durumda.
Çona ve Tehçi Köylerinin Gizemi Çözülemedi
Büyük bir titizlikle yürütülen bilimsel araştırmaya rağmen anlamı ve kökeni mevcut dil verileriyle aydınlatılamayan köyler de oldu. Çona ve Tehçi köy adları, herhangi bir tematik başlık altında sınıflandırılamadı. Araştırmacılar, bu iki köyün saklı hikâyesinin bulunabilmesi için köyün yaşlılarıyla yüz yüze görüşmeleri içeren kapsamlı bir sözlü tarih çalışması yapılması gerektiğine dikkat çekiyor.
Sakarcalık Adı Karakter Özelliğinden Geliyor
Araştırmanın en sıra dışı bulgularından biri Sakarcalık köyüyle ilgili kayıtlara geçti. Dil bilimciler, bu köyün adının “kırıp döken, sakar kimse” anlamındaki bir kişilik özelliğinden türediğini belirledi. Bunun yanı sıra direkt nitelik belirten Issızca, Kesmeburun, Serinova ve Yeniköy gibi isimlerin yanında; bir özelliğe sahip olmayı anlatan Dervişli, Kumarlı ve Küllü köyleri de betimleyici adlandırma grubunda listelendi.
Tarımdan Hayvancılığa Üretim Kültürünün İzleri
Köy adları, Osmaniye’nin köklü üretim tarihine de ayna tutuyor. Değirmenocağı ismi tahıl üretimi ve eski değirmen kültürünü belgelerken, Çardak ismi bağ bahçelerde kurulan dinlenme alanlarından geliyor. Bölgedeki bitki çeşitliliğini temsil eden tek köy kokulu bir nane türünden adını alan Yarpuz olurken; Arslanlı ve Koçyurdu gibi köyler ise güç sembolü ya da hayvancılık faaliyetleri doğrultusunda hayvan adlarıyla şekillenmiş durumda.
Şahıs İsimleri ve Unvanlar da Unutulmadı
Kentin inanç dünyası ve sosyal yapısı da toponimiye yön verdi. Dervişli ve Oruçgazi köyleri toplumsal unvanlardan beslenirken; Orhaniye, Selimiye ve Serdar köyleri ise doğrudan bölgeyi kuran ya da toplumda iz bırakan şahıs isimlerini günümüze taşıdı. Toplamda 14 farklı tematik başlık altında incelenen köylerde en çok birleşik ve türemiş kelime yapılarının ağır basması, Türkçenin sondan eklemeli zengin yapısının yer adlarında da ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha kanıtladı.