Matbaacılığa 13 Yaşında Başladı, Umutla Girdiği Meslekte Yalnız Kaldı
Osmaniye’de matbaacılık artık sadece makinelerin değil, anıların da tozlu raflarında yer buluyor. Bu değişimin en canlı tanıklarından biri ise 1996 yılında henüz 13 yaşındayken matbaa sektörüne çırak olarak giren Süleyman Dede Berk. Kendini “Osmaniye'nin son matbaa çırağı” olarak tanımlayan Berk, zanaatın hem dijitalleşme hem de ilgisizlik nedeniyle adım adım yok oluşuna şahitlik ediyor. İlkokuldan mezun olduktan sonra babasının “Okuyacak mısın, çalışacak mısın?” sorusuna “çalışacağım” cevabını vererek mesleğe başlayan Berk, bugüne dek aşkla sürdürdüğü işini artık buruk bir veda hazırlığında sürdürüyor.
"Benimle Başladı, Benimle Bitecek Gibi"
Süleyman Dede Berk için matbaacılık bir geçim kapısından çok daha fazlası. Yıllarını verdiği mesleğin giderek yalnızlaştığını anlatırken duygulanıyor:
"İşimi severek yaptım ama artık geleceği kalmadı gibi. Ne çırak geliyor ne ilgi var."
Berk, Osmaniye’de son çırak olarak kendisinin yetiştiğini belirterek, artık sektöre yeni isimlerin katılmadığını söylüyor. “Çırak bulmak imkânsız hale geldi. Eskiden çocuklar meslek sahibi olmak isterdi, şimdi kimse zanaatla ilgilenmiyor,” diyor. Çıraklık eğitim merkezlerinden zaman zaman stajyerler geldiğini ama onların da genelde kalıcı olmadığını ifade ediyor.
Dijitalleşme Matbaayı Geride Bıraktı
Geleneksel matbaacılığın karşısında artık dijital baskı teknolojileri var. Bu değişim, sadece teknik bir dönüşüm değil; aynı zamanda bir kültürün de yok oluşu anlamına geliyor.
“Dijital dünya işin içine girdi, her şey hızlılaştı. Bizim gibi manuel çalışan matbaalar yavaş yavaş siliniyor,” diyor Berk.
Dijital baskının daha hızlı ve ekonomik oluşu, geleneksel matbaaların ayakta kalmasını zorlaştırıyor. Üstelik, ambalaj veya promosyon ürünlerine yönelmek gibi alan değişikliği seçenekleri de yüksek maliyet gerektiriyor. Bu da küçük ölçekli matbaaların rekabet gücünü ciddi şekilde zayıflatıyor.
“Okumak Önemli Ama Üretim Daha da Önemli”
Süleyman Dede Berk, gençlerin sadece memuriyet hayali kurmasını eleştiriyor.
“Herkes masa başı iş istiyor ama peki üretim ne olacak?” diye soruyor.
Mesleki eğitimin ve zanaatların önemine dikkat çeken Dede Berk, ülkenin üretim yapabilecek insanlara da ihtiyacı olduğunu savunuyor.
“Domatesi kim yetiştirecek, baskıyı kim yapacak? Üretim olmazsa ülke de yavaşlar,” sözleriyle sadece matbaacılığın değil, tüm üretim sektörlerinin geleceği adına endişelerini paylaşıyor.