Osmaniye'yi Tanıyabilmek!

Ellerindeki kolay olanakları kullanamayanlar, zor ve maddi külfetli çalışmaları seçtikleri zaman kendilerini oyalamakla günlerini geçirirler! Ne mi demek istedim, anlamayanlarınız olduğunu sezinliyorum! Anlamaz değilsiniz, anlamak istemiyorsunuz aslında!

Beni anlayanlara veya anlamak için uğraş verenlere sözüm yok, onları bir kenara bırakarak anlamak istemeyenlere ses veriyorum!
Hafızanızı gerilere doğru çevirip anımsamaya çalışınız! Osmaniye, Adana’nın ilçesi iken Belediye Başkanı Musa Şahin’in bir kaza sonunda hayatını kaybetmesi sonunda, “3 Kasım 1996 tarihinde yapılan mahalli idareler ara seçimleri” öncesinde İl olması gündeme getirilerek, TBMM’de 23 Ekim 1996 tarihindeki oylama sonunda alınan kararla, 28 Ekim 1996 gün ve 22801 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 24. Ekim 1996 ve 4200 sayılı kanun ile il olmuştur.
Osmaniye’nin İLÇE iken İL yapılabilmesi için yerel yönetimin başındaki birinin hayatını kaybetmesi mi gerekiyordu!? Bence bunun adı düpedüz, “bir şehre verilen seçim rüşveti olsa gerekti!”

Neyse burasını da bir kenara bırakalım. Osmaniye İL olalı aradan kaç yıl geçtiğini tarihine bakarak hesaplayabilirsiniz!
Osmaniye İl statüsüne kavuşalı 30 yıl gibi bir süre geçtiği halde, hala Adana’nın İlçesi veya İstanbul’daki bir semt olarak tanımlanıyorsa bunun sorunlularını neden araştırmıyoruz?

Çünkü bu kentteki yöneticiler günleri gün edip, ay sonunda maaşlarını alıp, akşamları da evlerinde televizyon seyretmeden, günlük bir gazete bile okumadan günlerini geçirdikleri için oluyor! Kimse kusura bakmasın! Bu kentin tanıtımı için pek çok değerlerimizin olmasına rağmen, bu değerler yetirince ilgi görmesi veya tanıtılması için çalışma yapılmıyor!

Kalelerimiz: Osmaniye’de 28 ayrı kale bulunduğu ve “Kaleler şehri” olduğu kaydediliyor. Yüzden fazla kuş türünün barındığı “Kuş Cenneti” Kastabala Vadisindeki sulak alan boyunca, “Kırmıtlı ve Yeniköy” sınırları içerisinde yaşarken gereken ilgiyi göremiyor! Kastabala antik kenti, buradaki Amfi tiyatro salonu yeterince tanıtılamıyor! Macar bestekar Bela Bartok’un, Atatürk’ün davetiye ile gelip Osmaniye’nin Çardak Köyünde 3 gün kalarak yöre halkı ile görüşmeleri sonunda bestelediği 100’ün üzerindeki ezgilerin anıları yeterince gündemde tutulmuyor!

Osmaniyeli; Aşık, Ozan, Şair ve sanatın diğer alanlarında yetiştirdiği insanlara gereken değer verilmediği için isimleri bile anımsanmak istenmiyor!
Bir kentin tanıtımındaki en önemli etken, o yerleşim biriminde doğan, yaşayan veya katkıda bulunan insanlara “siyasal gözle bakmadan” sahiplenmek ve desteklemekten geçer! Dünya edebiyatında yerini alan, Osmaniye doğumlu Yaşar Kemal’in isminin bile yaşatılmadığı bir Osmaniye’yi nasıl tanıtacağız!?
Osmaniye’nin tarihi “Sıra konakları” biber birer yıkılarak yerlerine çok katlı binalar yapılırken, tarihi binaların çevresine “Koruma altına alınmıştır” yazıları yazılarak kendi kaderine terk edilirken, kent kültürü ve tarihinin gelecek kuşaklara tanıtılması noktasında çalışmalar yapılmazken bu kenti bulunduğu yerden bir adım öne götüremezsiniz!

Aslına bakılırsa, bu ilin tanıtılması için başka illere göre onlarca değerlerimiz bulunduğunu anımsatmak isterim.
Bunların neler olduğunu yerel basını takip etmeyen Kamu kurumlarına anımsatmaktan kalemlerimizde mürekkep kalmadığı için, onların makamlarında oturmak yerine inceleme ve araştırma yaparak, “Bu şehri sevdikleri için görev yaptıklarını” göstermelerini beklediğimi söyleyerek, sağlıklı çalışmalar bekliyorum…