Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Venezuela’da yaşanan gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunarak Türkiye’nin bu ülkeye bakışını net ifadelerle ortaya koydu. Erdoğan’ın açıklamalarında, yalnızca iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilere değil, aynı zamanda ilkelere dayalı bir duruşa da dikkat çekildi. Venezuela halkıyla uzun süredir devam eden dostluk vurgusu öne çıkarken, uluslararası siyasette güç dengeleri üzerinden şekillenen yaklaşımlara da eleştiri yöneltildi. Türkiye’nin, zor dönemlerden geçen ülkelerle dayanışma içinde olmayı bir tercih değil, ilkesel bir sorumluluk olarak gördüğü mesajı verildi. Erdoğan’ın sözleri, Ankara’nın Venezuela konusundaki tutumunun geçici değil, istikrarlı bir çizgiye dayandığını bir kez daha gösterdi.
Türkiye–Venezuela ilişkilerinde dayanışma vurgusu
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve Venezuela halkının Türkiye’ye yönelik dostane tutumuna özellikle dikkat çekti. Erdoğan’a göre bu dostluk, sadece söylem düzeyinde kalmadı; zor zamanlarda sergilenen karşılıklı dayanışmayla somut biçimde ortaya kondu. İki ülkenin de farklı dönemlerde siyasi ve ekonomik baskılarla karşı karşıya kaldığını hatırlatan Erdoğan, bu süreçlerde dayanışmayı öncelik haline getirdiklerini ifade etti.
Türkiye–Venezuela ilişkileri, son yıllarda karşılıklı ziyaretler ve iş birliği adımlarıyla güçlenirken, Erdoğan’ın açıklamaları bu bağın siyasi irade düzeyinde de sahiplenildiğini gösterdi. Dostluk vurgusu, yalnızca yönetimler arası değil, halklar arasında kurulan bağlara da işaret eden bir çerçevede ele alındı.
“Hukukun gücü yerine gücün hukuku” eleştirisi
Erdoğan’ın açıklamalarında öne çıkan bir diğer başlık ise uluslararası sistemde yaşanan adaletsizliklere yönelik eleştiriler oldu. “Hukukun gücü yerine gücün hukuku egemen olursa çatışma eksik olmaz” ifadesiyle Erdoğan, Venezuela örneği üzerinden küresel siyasetteki çifte standartlara dikkat çekti.
Bu yaklaşım, Türkiye’nin uzun süredir savunduğu uluslararası hukuk vurgusuyla da örtüşüyor. Erdoğan’a göre, ülkelerin iç meselelerine dış müdahalelerle yön vermeye çalışmak, istikrarsızlığı derinleştiriyor. Venezuela krizinin de bu bakış açısıyla değerlendirilmesi gerektiğini belirten Erdoğan, sorunun güç politikalarıyla değil, diyalog ve hukuk temelinde ele alınmasının önemine işaret etti.
Trump görüşmesi ve Türkiye’nin hassasiyetleri
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Venezuela konusunun ABD eski Başkanı Donald Trump ile yaptığı telefon görüşmesinde de gündeme geldiğini açıkladı. Bu görüşmede Türkiye’nin hassasiyetlerini açık şekilde dile getirdiğini belirten Erdoğan, Venezuela meselesinin tüm boyutlarıyla ele alındığını söyledi.
Ankara’nın yaklaşımında, tek taraflı yaptırımlar ve baskı politikaları yerine, yapıcı ve dengeli bir tutumun benimsendiği vurgulandı. Erdoğan’ın ifadeleri, Türkiye’nin Venezuela konusunda uluslararası aktörlerle doğrudan temas kurarak kendi duruşunu net biçimde aktardığını ortaya koydu. Bu temasların, sadece ikili ilişkiler açısından değil, bölgesel ve küresel dengeler bakımından da önem taşıdığı değerlendiriliyor.
“Refah ve kalkınma mücadelesinde yanındayız”
Erdoğan’ın açıklamalarının en net mesajlarından biri, Türkiye’nin Venezuela halkına yönelik desteğinin süreceği yönünde oldu. Cumhurbaşkanı, Türkiye ve Türk milletinin refah, huzur ve kalkınma mücadelesinde dost Venezuela halkının yanında olmaya devam edeceğini vurguladı.
Bu ifade, Türkiye’nin Venezuela politikasını kısa vadeli siyasi hesaplardan ziyade, uzun soluklu bir dayanışma anlayışı üzerine kurduğunu gösteriyor. Erdoğan’ın sözleri, Ankara’nın hem diplomatik hem de insani boyutta Venezuela ile ilişkilerini sürdürme kararlılığını yansıtan güçlü bir mesaj olarak öne çıktı.