Kimi zaman bir dostumuza, kimi zaman bir çalışma arkadaşımıza, kimi zaman tanımadığımız kişilere, kimi zaman da ailemize… Günlük hayatın telaşı içinde hepimiz, kim olduğumuza ya da hangi işle meşgul olduğumuza bakmaksızın birilerine sözler veririz. Verdiğimiz her söz, karşımızdaki insanda bir umut, bir beklenti ve çoğu zaman da bir güven duygusu doğurur. İşte bu yüzden sözü tutmak sadece bir nezaket meselesi değil, aynı zamanda bir karakter sınavıdır.
Söz vermek basit bir eylem gibi görünse de aslında ağır bir yükün adıdır. Türk Dil Kurumu Sözlüğü' nde “Bir işi yapacağını kesinlikle bildirmek.” diye tanımlanan söz, gerçekte çok daha derin anlamlar taşır: Akittir, ahittir, anlaşmadır, emanettir, vefadır. İnsan, verdiği sözle bir bağ kurar; bu bağ, hem kendisiyle hem de muhatabıyla arasında görünmez bir köprü oluşturur. Sözün yerine getirilmesi ya da getirilmemesi; kişinin güvenilirlik seviyesinin, karakter yapısının ve hayata bakışının dışa yansımasıdır.
Günü kurtarmak için verilen sözler, tutmamak üzere edilen vaatler ya da ertelenen taahhütler, karşı tarafta hayal kırıklığı ve kırgınlık bırakır. Dahası, kişinin kendi değerini de aşındırır. Çünkü sözünü tutmayan biri, farkında olmadan kendisini de tüketir; itibarı zedelenir, güvenilirliği sorgulanır. Sözünde durmamak; yalancılığa, ikiyüzlülüğe, hatta toplum dilindeki haliyle “münafıklığa” kapı aralar.
İkili ilişkilerin temeli güvendir. Güvenin temeli ise sözdür. En güvenilir insanlar; hiçbir zaman yalan söylemeyen, sözünü veren ve arkasında duran insanlardır. Çünkü onlar bilirler ki söz, sadece dile getirilen bir cümle değil; sorumluluktur, borçtur ve çoğu zaman kul hakkına dahil olan bir emanettir.
Bugün toplum içinde birçok kırılmanın, birçok güven erozyonunun temelinde verilen sözlerin tutulmaması yatıyor. Ailede, işte, siyasette, dostluklarda… Nereye dönsek aynı tabloyla karşılaşıyoruz. Oysa sözünü tutmak, kişinin ahlaki duruşunun en net göstergesidir. Sözünde durmayan biri; ne kadar yetenekli, ne kadar bilgili veya ne kadar güçlü olursa olsun, hiçbir zaman tam anlamıyla saygın olamaz. Çünkü insanın gerçek büyüklüğü, sözünün büyüklüğüyle ölçülür.
Unutmamak gerekir ki sözünü tutmayan kişi sadece karşısındakine saygısızlık etmiş olmaz, aslında kendisine de zarar verir. Dürüstlükten, sorumluluktan ve güvenilirlikten uzaklaşan kişi, zamanla insanların gözündeki yerini kaybeder. Sonunda kaybeden yine kendisi olur.
Bu nedenle her bir sözümüzü yeniden düşünmeli, ağzımızdan çıkan her vaat için kendimize şu soruyu sormalıyız: Bu sözü tutabilecek miyim? Çünkü söz vermek kolaydır; zor olan, o sözün gereğini yerine getirmektir. Ve bunu başarabilen insanlar; hem güvenin hem itibarın hem de insanlığın gerçek sahipleridir.