SÖZÜN GÜCÜ

İnsanoğlu kendini sözcüklerle ifade eder. Kullandığı sözcükler yalnızca anlık bir iletişim aracı değildir; aynı zamanda kişinin karakterini, dünyaya bakışını ve insana verdiği değeri de ele verir. İnsan, kelimeleriyle tanınır; kelimeleriyle sevilir ya da incitir. Çünkü kelimeler bazen bir insanın yüreğinde çiçek açtırır, bazen de derin yaralar bırakır.

Toplumda saygı görmek, sadece bir unvana sahip olmakla değil, o unvanın gerektirdiği vakarı dilde taşımakla mümkündür.

Bir gün ilimizin güzide okullarından birinin bahçesinde bulunma fırsatım oldu. Ders arasıydı. Bahçede koşuşturan çocukların neşesi, okulun duvarlarına umut gibi yansıyordu. Geleceğin filizlerinin yetiştiği o ortamda, eğitimin asıl meselesinin “müfredat” değil “üslup” olduğuna dair sarsıcı bir gözlem yaptım.
Tam o sırada iki öğretmenin öğrencilere seslenişine şahit oldum. Birinci öğretmen, öğrencisine “lan” diye hitap ederken, ikinci öğretmen ise aynı yaşlardaki bir öğrenciye “yavrucuğum” diyerek hitap etti. Bu olay, beni sözcüklerin gücünü ve öğretmen dilinin önemini bir kez daha düşünmeye yöneltti. Bir yanda sokak ağzının nezaketsizliği, diğer yanda babacan bir şefkatin sıcaklığı…

Üstelik öğretmenin “lan” hitabını savunarak, “Siz olsanız bundan daha fazlasını söylersiniz” diyerek kendini savunması da oldukça ilginçti. Öğretmenimizin unuttuğu bir şey vardı: Öğretmen; bir anne, bir baba, bir kardeş, bir ağabey, bir arkadaş; kısacası öğrencinin her şeyidir. En önemlisi de öğretmenliğin sabır taşı olduğudur.

Şimdi durup düşünelim…
Siz bir öğrenci olsanız, hangisine saygı duyarsınız?
Hangisinin sözü sizi incitir, hangisinin sesi size güç verir?
Hangi öğretmen sizin için bir “rol model” olur?

Öğretmen sadece ders anlatan kişi değildir; o, kelimeleriyle bir çocuğun geleceğini inşa eden bir mimardır. Eğitim yalnızca bilgi aktarmak değildir. Eğitim; bir çocuğun kalbine dokunmak, onun kişiliğini inşa etmek, özgüvenini beslemek ve hayata hazırlanmasına rehberlik etmektir. Öğretmen, sınıfa girdiği anda sadece ders anlatmaz; duruşuyla, bakışıyla, sesiyle ve en önemlisi kelimeleriyle öğrencinin hayatına iz bırakır.

Buna en güzel örnek olarak Sayın Valimiz Dr. Erdinç Yılmaz’ın ortaokul sıralarında tarih öğretmeninin hayatını nasıl değiştirdiği ve yaşamında nasıl iz bıraktığı gösterilebilir.

Bir çocuğa “lan” diye seslenmek belki alışkanlıktan, belki öfkeyle söylenmiş bir kelimedir. Ancak o kelime, çocuğun kalbinde değersizlik hissi bırakabilir. O çocuk, zamanla kendisine böyle hitap edilmesini normalleştirir; saygıyı hak etmediğine inanır. İşte bu, fark edilmeden açılan derin bir yaradır. Oysa “yavrucuğum” kelimesi, ona değerli olduğunu hissettirir.

Bir öğretmenin ağzından çıkan tek bir kelime, bir öğrencinin geleceğini şekillendirebilir. Motive edebilir, cesaretlendirebilir, hatta hayallerinin peşinden koşmasını sağlayabilir. Nice başarılı insan vardır ki yıllar sonra bile bir öğretmeninin kendisine söylediği güzel bir sözü hatırlayıp güç bulur. Unutmayalım: Öğrenciler, öğretmenlerinin anlattığı formülleri gün gelir unuturlar; ancak kendilerine nasıl hitap edildiğini, o kelimenin ruhlarında bıraktığı izi ömür boyu unutmazlar.

Bugün toplumda nezaketin zayıflamasından şikâyet ediyorsak, dönüp en baştaki “hitap” dilimize bakmamız gerekir. Eğer bir eğitim yuvasında kaba bir dil hüküm sürüyorsa, orada gerçek bir başarıdan söz etmek mümkün değildir. Saygı, korkuyla değil; zarif bir dil ve samimi bir ilgiyle inşa edilir.

Toplum olarak bazen şunu unutuyoruz: Çocuklar duyduklarıyla büyür. Hitap edildikleri gibi konuşur, gördükleri muameleyi normal kabul ederler. Bu yüzden öğretmenin öğrenciyle kurduğu diyalog, sadece bugünü değil yarını da etkiler. Bugünün öğrencisi, yarının öğretmeni, yöneticisi, anne-babasıdır.

Sözün gücünü hafife almamalıyız. Çünkü söz; insanı ya yüceltir ya da yerle bir eder. Hele ki bu söz, bir öğretmenin ağzından çıkıyorsa, sorumluluğu çok daha büyüktür.

Unutmayalım:
Dilimizdeki o sihirli gücü yaralamak için değil, yaşatmak ve yeşertmek için kullanmak gerekir.
Bir kelime, bir çocuğun hayatına dokunabilir.
Bir kelime, bir geleceği değiştirebilir.
Ve bazen sadece bir söz, bir insanın hayata tutunmasına yeter.