Hafta sonu Osmaniye'de Fıstıkfest 2025 yapıldı. Açıkçası eksisi artısıyla benim gözümde geçer not aldı. Buraya kadar normal. Ha şimdi diyeceğim ki seneye başka yerde yapalım, bir hafta sürsün; bir dünya eleştiri gelecek. Girmiyorum o konuya.
Çeşitli üniversitelerin Yeni Medya ve Gazetecilik, İletişim Fakültesi, Sosyal Medya Yöneticiliği, Reklamcılık, Medya ve İletişim bölümlerini okudum. Yani mesleğimle ilgili olarak aldığım Google ve New Poister Academy eğitimlerini de sayarsak mesleğe teknik olarak hakimim diyebilirim. Uzun yıllardır da alaylı olarak çalıştım. Yapay zekâ Türkiye'de ilk kullanılmaya başladığından bu yana da bu konuda kendimi eğitmeye gayret sarf ettim. Şimdi bunların Fıstık Fest ile ne ilgisi var? Anlatalım efendim.
Fıstık festivalinin ardından gazetecilik gereği yapılan bütün paylaşımları da izledim, okudum, takip ettim. Dediğim gibi oldukça iyi geçen bir organizasyondu. Bununla ilgili olarak da bir makale kaleme aldım zaten. Okumak isteyenler için sosyal medya hesabımda duruyor. Ama bir konuda cidden rahatsızlık duydum. (Geliyorum konuya, acele etmeyin)
Sosyal medyada reklam içerikli yayın yapan ve aralara da ufak tefek haberler sığdıran bazı arkadaşlar festivalde emeği geçenlere mikrofon uzatmışlar. Mikrofona konuşanların neredeyse %90’ı "Sosyal medyanın olduğu yerde, medyanın esamesi okunmaz" tarzı cevaplar vermişler. Bu konuda Osmaniye'de gazeteciler cemiyetlerinin çıkıp ortak bir açıklama yapması gerekirken bu zamana kadar yapılmadı. Önümüz, arkamız, sağımız, solumuz gazeteci oldu! Bunca yıldır şehirde emek veren alaylı ya da mektepli ya da yarı alaylı yarı mektepli bütün gazetecileri bir kenara bırakıp, daha dün bir cep telefonu ve bir mikrofon süngeri ile bu işe başlayan genç kardeşlerimizi baş tacı edip, diğer bütün gazetecileri tu kaka ilan edenler üç gün sonra basın toplantısı yaptıklarında da aynı kesim umarım destek verir.
Sosyal medyada komik içerikler yapan ve paylaşan gençler bu işten iyi kötü bir kazanç elde ediyorlar. Onlara sözüm yok. Neticede işlerini yapmaya çalışıyorlar. Sözüm onların mikrofon uzattığı ve toplumda bilinen isimlerin, bu gençleri, yüzyıllardır devam eden gazetecilik mesleğine alternatifmiş gibi göstermeleri. Başka bir sosyal paylaşım sitesi kullanıcısı ile elbette tartışma derdinde değilim. Olmam da. Fakat her ay on binlerce lira ödeyerek ayakta kalmaya çalışan medya kuruluşlarını bir kenara atmanın da doğru olmadığını bir kez daha vurgulamak isterim.
Neticede eğitimli ya da eğitimsiz herkes kendi işini yapıyor. Mikrofona konuşurken biraz daha dikkat. Herkesin bu devirde futbol yorumcusu ya da ekonomist olduğu noktada; yine herkesin canlı yayın açarak gazetecileri tehdit etmelerine alıştık da, bu yeni durum beni ziyadesiyle üzdü. Ne yani, suçumuz gazeteci olmak mı?
Bilinsin istedim.