Türkiye’de son günlerde yeniden gündeme gelen İmralı’ya yönelik olası ziyaret tartışması, siyasi aktörlerin açıklamaları ve sürecin işleyiş biçimi nedeniyle farklı kesimlerde değerlendirmelere yol açıyor. Kapalı yürütüldüğü belirtilen çalışmalar ve komisyon faaliyetlerinin kamuoyuna açık şekilde paylaşılmaması, hem siyasi çevrelerde hem de toplumda çeşitli soru işaretlerini beraberinde getiriyor. Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Osmaniye İl Başkanı Adem Yücel, yaptığı yazılı açıklamada sürecin şeffaflık ve toplumsal meşruiyet açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirterek tartışmalara ilişkin görüşlerini kamuoyuyla paylaştı.
KOMİSYON ÇALIŞMALARI BELİRSİZLİK ÜRETİYOR
Açıklamada ilk dikkat çeken nokta, daha önce bir komisyona havale edilen çalışmaların toplumdan tamamen kopuk yürütülmesi oldu. Yücel, komisyonun ne somut bir gündem açıkladığını ne de kamuoyunu bilgilendirdiğini belirterek, bu sessizliğin kamu vicdanında ciddi bir belirsizlik yarattığını ifade etti. Ülkenin temel değerlerini ilgilendiren bir sürecin şeffaflıktan uzak ilerlemesinin kabul edilemeyeceği vurgulanırken, demokratik meşruiyet zemini oluşturmayan her girişimin gelecekte daha büyük kırılmalara neden olabileceği dile getirildi. Bu kapsamda, uzun kuyruklu siyasal tartışmaların merkezine yerleşen İmralı dayatmasının toplumsal güveni zedelediği belirtiliyor.
İMRALI ZİYARETİ İDDİALARI SİYASİ TUTARSIZLIĞI BÜYÜTÜYOR
Son günlerde yeniden gündeme gelen İmralı’ya olası ziyaret tartışması, açıklamaya göre sürece olan güveni daha da zayıflatıyor. Yücel, farklı siyasi aktörlerin birbirinden kopuk ve çelişkili açıklamalarının süreci karmaşık hale getirdiğini, toplumu ikna etmekten uzak bir tablo oluşturduğunu söyledi. Bir yanda geçmişte “terörist elebaşı” ifadesini kullanan siyasetçilerin bugün “umut hakkı” ve “kurucu önder” gibi kavramları öne çıkarmasının tutarsızlığa işaret ettiğini belirtti. Bölgesel politikalar üzerinden yürütülen bu tartışmanın, ülkenin etnik ve mezhepsel dengelerini zedeleme riski taşıdığı ifade edildi. Yücel’e göre, bu adımlar ne barışa hizmet ediyor ne de toplumsal bütünlüğü güçlendiriyor; aksine kırılganlıkları artırıyor.
TBMM’NİN İMRALI’YA GİTMESİ ‘TARİHSEL HATA’ OLUR
Açıklamanın en sert bölümünü, TBMM’nin seçilmiş milletvekillerinin İmralı’ya gitmesi ihtimaline yönelik değerlendirme oluşturdu. Yücel, Atatürk’ün “Milletin egemenliğinin sembolü” olarak tanımladığı Meclis’in kurumsal kimliğinin böyle bir ziyaretle zedeleneceğini söyledi. Kritik siyasi davalarda teknolojik imkanlar kullanılabilirken, vekillerin doğrudan ve sembolik anlamı yüksek bir yolculuğa çıkarılmasının vahim bir sonuç doğuracağı vurgulandı. Yücel, böyle bir görüntünün PKK ile liderinin devletle eşit koşullarda müzakere edebilen meşru bir aktör gibi algılanmasına yol açacağını belirterek, bunun kabul edilemez olduğunu kaydetti. Bu durumun, bitirildiği söylenen örgüte yeniden meşruiyet kazandırabileceği değerlendirmesi yapıldı.
“BARIŞ, DEMOKRATİK HUKUKLA SAĞLANIR; DAYATMA İLE DEĞİL”
Birleşik Kamu-İş’in açıklamasında öne çıkan temel yaklaşım, barışın ancak demokratik hukuk düzeni ve toplumsal adaletle mümkün olduğu yönündeydi. Yücel, konfederasyonun kuruluşundan bu yana demokratik değerleri savunduğunu anımsatarak, barışın çatışmadan beslenen aktörlerin eliyle sağlanamayacağını vurguladı. Seçilmiş belediye başkanlarının, gazetecilerin ve aydınların tutuklu bulunduğu bir siyasi ortamda demokratik bir sürecin işletilemeyeceğini ifade eden Yücel, toplumdan gizlenen, meşruiyet tartışması yaratan ve şeffaflıktan tamamen uzak her adımı reddettiklerini duyurdu. Açıklama, kamuoyuna “barışın yolu açık olmalı, ama yolun kendisi doğru ve temiz olmalı” mesajı veriyor.