Kazakistan’da “Kültür ve Gelenekler Günü” Kutlanıyor
Kazakistan’da “Kültür ve Gelenekler Günü” Kutlanıyor
İçeriği Görüntüle

Türkiye son yıllarda özellikle genç kuşaklar arasında popülerlik kazanan Tengricilik modern yaşamın karmaşasına karşı doğayla uyumlu bir alternatif olarak öne çıkıyor. Bu ilgi yalnızca dijital platformlarda değil hukuki düzlemde de somut karşılık buluyor.

Kimlik Kartında Bir İlk Hukuk Mücadelesi Nasıl Kazanıldı?

Tengriciliğin Türkiye’deki resmi statüsü açısından en kritik dönüm noktalarından biri Avukat Burhanettin Mumcuoğlu’nun başlattığı süreç oldu. Mumcuoğlu kimlik kartındaki din hanesine "Tengri" yazdırmak için uzun soluklu bir hukuk mücadelesi yürüttü. İlk aşamada nüfus müdürlüklerinden olumlu yanıt alamayan Mumcuoğlu konuyu yargıya taşıyarak inanç özgürlüğü kapsamında talebini yineledi.

Mahkeme sürecinde Tengriciliğin tarihsel kökenleri ve bir inanç sistemi olarak varlığı üzerine değerlendirmeler yapıldı. Uzun süren davalar neticesinde yargı kişilerin inancını beyan etme özgürlüğünü esas alarak Mumcuoğlu’nun talebini haklı buldu. Bu karar Türkiye’de bir vatandaşın kimlik kartına resmi olarak "Tengri" yazdırdığı ilk emsal vaka olarak kayıtlara geçti. Mumcuoğlu bu girişiminin temel amacının aslında bireysel bir inanç beyanından ziyade inanç özgürlüğünün sınırlarını genişletmek olduğunu belirtti.

Tengricilik Türkiye'de Yükseliyor Mu (2)

İlginin Arkasındaki Nedenler

Araştırmacılar Tengriciliğe olan yönelimin temelinde birkaç ana faktörün yattığını vurguluyor. Modernleşmenin getirdiği yabancılaşma ve geleneksel dini yapıların bazı bireylerde yarattığı hayal kırıklığı insanları daha özgürlükçü ve doğa merkezli arayışlara itiyor. Dijital medyanın etkisiyle Türk mitolojisine ve tarihine duyulan merak bu kadim inancın felsefi derinliğinin keşfedilmesini sağlıyor.

"Gök Tanrı" inancının çevre bilinciyle harmanlanması iklim krizinin konuşulduğu günümüz dünyasında doğayı kutsal sayan bir anlayışın daha cazip hale gelmesine yol açıyor.

Tengricilik Türkiye'de Yükseliyor Mu (3)

Doğa ve İnsan Arasındaki Kadim Denge

Tengricilik sadece bir tarihsel miras değil aynı zamanda günlük yaşamda izleri sürülen bir hayat felsefesi olarak görülüyor. İnancın temelinde yer alan "Üçlü Evren" tasarımı gökyüzünü, yeryüzünü ve yer altını birbirine bağlı bir bütün olarak kabul ediyor. Dağların, nehirlerin ve ormanların ruhu olduğuna inanılan bu sistemde doğaya zarar vermek doğrudan bir saygısızlık kabul ediliyor.

Günümüzde devam eden ağaca çaput bağlama, gidenin arkasından su dökme veya tahtaya vurma gibi geleneklerin aslında bu inanç sisteminden süzülüp gelen ritüeller olduğu biliniyor. Modern Tengriciler bu ritüelleri bilinçli bir şekilde uygulayarak kültürel kimliklerini pekiştirmeyi hedefliyor.

Kaynak: Türklerde Maddi Kültürün Oluşumu / Emel ESİN