ÜÇ RAKAM, TEK BİR HAYAT 112

Her yıl 11 Şubat’ta 112 Acil Çağrı Merkezi Günü’nü anıyoruz. Ancak bu tarih yalnızca bir “kutlama” günü değildir; aynı zamanda güçlü bir farkındalık günüdür. Modern toplumlarda güvenliğin ve sağlığın görünmez kahramanlarını, o sakin ama kararlı sesleri hatırlama günüdür. Bugün, o seslerin arkasındaki büyük emeği fark etmek ve elimizdeki hayati hattın kıymetini bilmek adına önemli bir muhasebe günüdür.

112’yi aradığımızda yalnızca bir telefon numarasını çevirmeyiz; bir yaşam hattına dokunuruz. Belki çoğumuz için sıradan bir numara gibi görünen bu üç hane; kimi zaman titreyen bir annenin sesi, kimi zaman bir çocuğun yardım çığlığı, kimi zaman da saniyelerle yarışan bir hayat mücadelesidir. Bir kaza anında, nefes alamayan bir bebeğin başında ya da alevlerin yükseldiği bir sokakta panik içinde ezbere tuşladığımız 1-1-2; arkasındaki büyük koordinasyonu, emeği ve fedakârlığı çoğu zaman fark etmediğimiz hayati bir sistemdir.

Acil çağrı merkezlerinde görev yapan personel, çoğu zaman kendi duygularını bir kenara bırakarak en zor anlarda büyük bir soğukkanlılıkla çalışır. Kimi zaman gözyaşlarını içine akıtarak görev yapar; doğru soruları sorar, doğru yönlendirmeyi sağlar. Çünkü bilirler ki hattın diğer ucundaki ses, belki de bir hayatın son umududur. Onlar saniyelerle yarışır; zamanı hayata dönüştürmek için oradadır.

Türkiye’de tüm acil numaraların tek çatı altında toplanması, kriz anındaki karmaşayı ortadan kaldıran devrim niteliğinde bir adımdır. Artık itfaiye, orman, AFAD, polis, jandarma ya da ambulans için ayrı numaralar ezberlemek zorunda değiliz. Tek merkez, en uygun ekibi en hızlı şekilde yönlendirir.

Ancak bu sistemin en can yakıcı noktası, hâlâ önüne geçilemeyen asılsız çağrılardır. 2025 verilerine göre 112 hatlarına gelen çağrıların önemli bir kısmını gereksiz ve asılsız aramalar oluşturuyor. Osmaniye’de asılsız çağrı oranı yüzde 33,88’dir. Yani yaklaşık her üç çağrıdan biri gerçek bir acil durumu yansıtmıyor. Saniyelerin bile hayati olduğu bir sistemde bu tablo, zaman ve emek kaybının ne kadar ciddi boyutlara ulaştığını gösteriyor.

Şunu asla unutmamalıyız: 112 bir sohbet hattı ya da şaka kanalı değil, bir yaşam hattıdır. Yalnızca gerçek acil durumlar için aranmalıdır. Şaka, merak ya da gereksiz sebeplerle yapılan aramalar; o anda kalp krizi geçiren bir vatandaşın, evi yanan bir ailenin ya da kaza yapan bir gencin yardım alma süresini uzatabilir. Hattın gereksiz yere meşgul edilmesi, bir başkasının yaşama tutunma ihtimalini azaltabilir.

112 personelinin profesyonelliği kadar, bizlerin “bilinçli arayan” olma sorumluluğu da hayati önem taşır. Olay yerini açık ve net tarif etmek, operatörün sorularına sakin şekilde cevap vermek ve hattı gereksiz yere meşgul etmemek bir vatandaşlık görevidir. 112’yi gereksiz yere aramak yalnızca bir hata değil; dolaylı olarak bir hayatı riske atmaktır.

Toplum olarak görevimiz nettir: 112’yi doğru zamanda ve doğru sebeple aramak. İstenilen bilgileri açık ve net vermek. Panik yerine iş birliğini tercih etmek. Çünkü doğru bilgi, doğru müdahale demektir.

Bugün, hayatın pamuk ipliğine bağlı olduğu anlarda o ipliği sımsıkı tutan tüm çağrı merkezi çalışanlarına teşekkür borçluyuz. 112 Acil Çağrı Merkezi Günü vesilesiyle gece gündüz demeden görev yapan tüm çalışanlara şükranlarımızı sunarken bir gerçeği yeniden hatırlayalım: Onların işini kolaylaştırmak hepimizin elindedir.

Çünkü bazen bir telefon, bir hayat demektir. Ve o hayat, belki de en sevdiklerimizden biridir.

Bu nedenle yapılması gereken en önemli çağrı şudur: “Acil değilse arama, bir hayata engel olma!”