İnsan umudunu düşleyerek yaşar! Bir gün birilerine karşısına çıktığında sever, inanır, güvenir ve öylece oyalanarak evine gider!
65 yaşın üzerindeki insanların umudunu kırmak, yüreklerine umut yüklemek veya umutlarını umutsuzlaştırmak olayı, deyim yerindeyse “Kul hakkı”na girer!
İnsanlar kendi aralarında tartışırken son yıllarda “Kul hakkı” sözünü sıkca söylemeye başladı. Söyleyen ve söyletenlere bakıyorum, her ikisininki de bana inandırıcı gelmemeye başladı!
Geçtiğimiz günlerde, iktidara yakın bir tv kanalının ekranında “İlahiyatçı” biri konuşuyordu. Türkiye’de son yıllarda özellikle gençler olmak üzere, inançların, saygı ve sevginin yok olmaya başladığı yönünde anlatılanları dinliyorum.
İlahiyatçı hoca konuştukları arasında, aslında fark ettiği halde anlatmaktan kaçındığı veya bilip te bilmemek gibi olayları elini kulağının arkasına çevirircesine sözcükler kurmaya çalışıyordu.
Doğruları halktan gizlemek ve söylememek te bence kul hakkı’na girer diye düşünenlerdenim!
Siyasette, oylarını alarak seçimi kazandıktan sonra seçmenine danışmadan başka siyasi partiye geçme olayının da “kul hakkı” olduğunu düşünüyorum!
Türkiye’de her geçen yıl siyasetteki, “bir partiden bir başkasına geçişler” kanıksanır olmaya başladı!
Belediye Meclisi, İl Genel Meclisi üyesi, Belediye Başkanı ve Milletvekillerinin kendilerini tercih eden düşünce insanları olan seçmenlerinin oylarını unuturcasına parti değiştirme olayları belli süreçlerde yaşanıyor!
Böylesi gelişmeler halk arasında farklı sözlerle değerlendirilirken, onların da elbette yaşadıkları olumsuzluklar veya söyleyeceklerinin olduğunu anlayabilmek önem taşır!
Koşullar ne olursa olsun, bir siyasetçi DİK duruş gösteremeyip te siyasi anlayışına TERS yöne kayıyorsa hakkındaki konuşulanları da kabullenmiş anlamına gelir!
Hal böyle olunca, insanlar oy verdiklerinin günün birinde nereye akabileceğini sezinleyince “İnançlarını da” kaybeder oldular!
Muhalefetteki yönetici, her an hizmetleriyle takip edilebilir/edilir! İktidardakiler de takip ediliyor gibi görünse de!...
Yukarıdaki sütunlarda yazdığım siyasi partilere geçme olaylarının değişik nedenleri halk arasında farklı değerlendirilirken; mevcut iktidar tarafına geçtiğinde; “varsa, yolsuzluk, usulsüzlük ve benzeri olumsuzlukların” dosya altı edileceği veya gündeme getirilmeyeceği kaygısı yaşanır!
Böylesi olaylarda bence siyasi iktidarla, muhalefetteki Başkan/lar arasında “pazarlık” yaşandığını düşünebilirim!
Bir Belediye Başkanı, yolsuzluk veya görevi kötüye kullanma gibi olayların içerisindeyse, iktidar partisine geçtiğinde yaşanan olumsuzlukların aklanması anlamına geleceğini düşünmüyorum!
Siyasi konuşmalardan uzak kalmak isteyenler, bazı ortamlarda siyaset yapılmasına karşı gelenlerin duyarsızlıkları arttığı sürece, ülkemizdeki böylesi “yakışıksız siyaset transferleri” olayları yaşacaktır!
TV ekranında konuşan o İlahiyatçı hoca’nın konuşmalarına dönmem gerekirse; Caminin birinde Din görevlisi ile emekli bir başka Din görevlisi ile komşu sayılıyorum. Sabahleyin motosikletine binip giderken yanındaki esnafa “selam” vermeyen Din görevlisi ile karşılaşıyorum! Öğle ezanı okunurken, görev yaptığı camiye ezan okunurken motosikleti ile giderken, o din görevlisi Camiye varıncaya kadar insanlar namazlarını bitirmiş oluyorlar!
Hafta sonları ise eş ve çocukları ile birlikte piknik yapmak üzere araçlarına binip konutlarından ayrılırken, böylesi bir Din görevlisinin yerine Cami’de kim(ler)in görev yaptığını merak etmeye başlıyoruz!?
İnsanların İnanç ve Din’den nasıl uzaklaşmakta olduğu konusunda, o İlahiyatçı ve benden daha çok okumuş bilgi sahibi hoca’nın bunları da araştırıp konuşmasını beklerdim!
Bu arada, sosyal medyadaki at üzerindeki paylaşımlarına “beğeni” vermediğim için bir Din görevlisi arkadaşımın bana “küsmüş olduğunu” öğrendim, canı sağolsun!...